Ragıp ZARAKOLU
Özgür Gündem
Gebze Kapalı Kadın Hapishanesi/Kocaeli


Sevgili Füsun ErdoÄŸan…
Umarım açık mektup yazmamı hoş görürsün. Posta ile ulaşacağının garantisi yok. Bir de bu yolla sansürden önce okumuş olma şansın var, bunu gazete okurları ile paylaşsan da, bence sansürcülerden önce okuyabilmen daha iyi.


Bu arada Rosa Luxemburg’a ilişkin kitabını, istediğin gibi, onun Haziran ayındaki doğum gününde yayımlayamadığımız için özür dilerim.


Türkiye’de alternatif radyoculuğun öncülerinden birisin. Bu, fazlası ile ağır bir bedel ödemene neden oldu. Avrupa’da rahat bir hayat yaşayabilir, özel hobilerinle kendini mutlu edebilirdin küçük bir dünyada. Ülkede yaşayan birçok insanın hayal ettiği olanaklar elinde idi.


Ama sen ülkene dönüp daha güzel bir dünya mümkün dedin, bunun için çalışmaya başladın.


Ülkede toplumsal muhalefetin sesi ne zaman biraz yükselse, muhalif basın hemen hedef olur. Kurucularından olduğun Özgür Radyo da, Taksim direnişini canlı bir biçimde aktarınca, hemen boy hedefi oldu geçen haftalarda, muhalif birçok yayın organı gibi.


Kafası, kolu kırılan, gözü çıkan gazeteci, öğrenci ve akademisyenleri vb… saymıyorum bile.


Yedi yıldır muhalif bir radyocu olarak hapiste tutulmanı saÄŸlayan TMK, yine oportünistçe devreye sokularak suistimal edildi ve gösteri yapma, protesto etme ve direnme hakkını kullananlar ‘terörist’ ilan edildi.


12 Eylül darbesini yapan üç general yargılanıyor ama kurdukları ‘güvenlik devleti’ sistemi aynen devam ediyor. Sadece hiyerarÅŸide askerler geri plana giderken, ‘sivil’ güvenlikçiler, yanlarına yargılayıcıları da alarak yükseldiler.


Sistemi kullandıklarını sananlar, aslında sistem tarafından nasıl kullanıldıklarını, nasıl sözde ‘biat eden’ sistemin, onlara her istediÄŸini yaptırdığını görmüyorlar bile. Sadece, “artık sıra bizde†diyorlar. Önemli olan meÄŸer sadece direksiyonun başına kurulmakmış.


Tam yedi yıldır, bir muhalif radyocunun hapiste tutulması tek kelime ile bir skandal. Åžimdi aÄŸlaÅŸan büyük medyanın kulakları hâlâ bu duruma sağır…


Ülkeye dönüş yaptığın 1989 yılından beri gazetecilik yapıyorsun. Kirli savaşın hâlâ devam ettiği 1995 yılında Özgür Radyo’yu kurdun ve ondan sonra boy hedefi oldun. AKP hükümeti 2004 yılında, AB ile balayı sırasında TMK’da bazı iyileştirmeler yaptı ve 6. Madde’yi yürürlükten kaldırdı.


Ancak, 2006 yılında ‘askerler bastırıyor’ bahanesi ile, TMK’yı 1990’lardan da beter bir hâle soktu. Bu düzenlemelerin, basın ve düşünce özgürlüğünü tehdit altına sokacağı doÄŸrultusunda, biz, yazar, yayıncı ve basın kuruluÅŸlarının yaptığı uyarılara hükümet ve parlamentonun kulakları sağırdı.


Ve muhalif basın üstünde ‘terör’ estiren kanunun ilk provası sizler üstünde yapıldı. 8 Eylül 2006’da İzmir’de, sokak ortasında adeta kaçırılarak gözaltına alındın. Gözlerin baÄŸlanarak ön ve arka koltuklar arasına sıkıştırıldın. İki yıl sorgusuz sualsiz tutsak kaldın.


Hakkında ağırlaştırılmış müebbet isteyen iddianamede, hakkınla ilgili hiçbir maddi kanıt yok.


Artık, birçok davada tanık olduÄŸumuz, üretilmiÅŸ, düzmece ÅŸeyler…


2006 yılında sizin üstünüzde bir deneme yapıldı. O zaman kamuoyu duyarlılık gösterse idi, daha sonra çok farklı muhalif çevrelerin başına benzer şeyler gelmezdi.


Sizin başınıza gelenler hakkında yüksek sesle konuÅŸsaydık, salt emniyet ve yargının ‘kanaatleri’ nedeniyle sayısız insan haksız yere mahpus tutulmayacaktı.


Ve herkesin sırası gelmeyecekti; herkes, “tutuklandılar, demek ki bir ÅŸeyler var ki…†deyip, bu haksız duruma gözlerini kapatmasaydı.



Sizlere karşı yürütülen sanki bir çeÅŸit ‘güvenlikçilerin’ kan davası.


Çünkü haksızlıklar karşısında susmadınız; yasa dışı dinleme ve tutuklamaların, işkence ve baskıların üstüne üstüne gittiniz. Birçok keresinde ilk kez işkencecileri kamuoyunda ifşa ettiniz.


Onlar, hükümet tarafından taltif edilirken, sizlere karşı acımasız bir çeÅŸit ‘intikamcılık’ sürdürüldü. Bu tavra adalet mekanizmasının gözlerini kapaması çok acı. Tam bir haklarını bilen ve savunan yurttaÅŸ bilinci ile. Belki bunda Hollanda’da büyümüş bir emekçi çocuÄŸu olmanızın da etkisi vardı.


Sevgili Füsun, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini, ‘Hakimlerin var olduÄŸu’ Strasburg kentinde tam üç kez, evet tam üç kez mahkûm ettirdiniz.

‘İşkence ve kötü muameleden’ bir kez…


Özgür Radyo’yu kapatmaktan bir kez…


Ve ‘haksız nedenle uzun süre zindanda tutmaktan’ dolayı da üç kez.


Ve utanmadan, ‘dostane çözüm’ pazarlığı yapıyorlar; senin derhâl serbest kalmanı saÄŸlamak yerine.


Bu nasıl bir kafa: “Bedelini öderim, istediÄŸim haksızlığı yapar, temel hak ve özgürlükleri çiÄŸnerim; bana biat etmeyeni terörist ilan ederim!â€â€¨â€¨
Ciddi saÄŸlık sorunları ile uÄŸraÅŸtığını biliyorum. Sana yapılan resmen, sözde ‘yargılı’ bir infaz.


Ve bunun baş nedeni ise sisteme biat etmeyen özgür ruhunuz. Mahkemelerde, haklılığına inanan gür bir sesle konuşmanız. Ezikler toplumunun formatlarına uymamanız.


Burada “Artık Yeter!†diye sesleniyorum, “Êdî Bes e!â€â€¨â€¨
“Füsun Erdoğan’a ve diğer özgür basın tutsaklarına Hürriyet!†diyorum.