Halep Ermenilerinden orada kalanlar da var, ‘direnen’ ve ‘yaÅŸam mücadelesi’ veren… Onlar belki de çıkmak istemelerine raÄŸmen Halep’te kalmak zorundalar, belki de gidecekleri bir yerleri yok, belki de her ÅŸeye raÄŸmen mülteci olmak istemiyorlar… (Agos)
Suriye’nin yıkıcı savaşıyla birlikte kendi yıkım payını alan Halep Ermeni Cemaati, tarihinin en zor günleri yaşıyor belki de. 600 yıldan daha uzun bir tarihe tanık olan cemaat, kaderini tamamen deÄŸiÅŸtirecek kararlar almak zorunda kaldı son dört yıl içinde. Cemaatin kamu varlığı, kiliseler, okullar, kütüphaneler, arÅŸivler, hastaneler, vakıf gayrimenkulleri, kültür merkezleri, spor tesisleri vs. bir taraftan bombalar altında direnirken, diÄŸer taraftan halen Halep’te yaÅŸamaya devam eden cemaatin günlük hayatına hizmet ediyor. Halep Ermenileri, bu aÅŸamada cemaat ve birey olarak iki düzeye ayrılmış durumdalar. Cemaat düzeyinde Halep’te kalmaya devam etmek, cemaatin tarihini, varlığını, kültürünü, mirasını terketmeme durumunu yansıtırken, bireyler düzeyinde aynısı söylenemez. BilindiÄŸi gibi onbinlerce Ermeni, Halep’ten çıkarak Ermenistan’a, Lübnan’a, Avrupa’ya, Amerika’ya, Avustralya’ya, yani dünyanın dört bir yanına göç etti. Ancak kim kimi suçlayabilir, Halep’ten göçettikleri için? Sonuçta kimi evini kaybetmiÅŸ, kiminin ailesinde birisi yaralanmış ya da ölmüş, kimi çocuklarını kurtarmak için gitmiÅŸ. Bunun gibi birçok bilmediÄŸimiz ya da anlayamayacağımız koÅŸullardan bahsediyoruz. Ancak, Halep Ermenilerinden orada kalanlar da var,‘direnen’ ve ‘yaÅŸam mücadelesi’ veren…
Onlar belki de çıkmak istemelerine raÄŸmen Halep’te kalmak zorundalar, belki de gidecekleri bir yerleri yok, belki de her ÅŸeye raÄŸmen mülteci olmak istemiyorlar… SavaÅŸtan önce Halep Cemaati’nin nüfusu, 40-50 bin arasında tahmin ediliyordu. Okullarda 8.000 öğrenci vardı, ki Ermeni öğrencilerin neredeyse tamamının yalnızca Ermeni okullarına gittiÄŸi tek Diaspora cemaatiydi Halep. Åžimdiki durumda ise öğrencilerin sayısı 2.500-3.000 civarında, bu da cemaatin üçte birinim Halep’ten çıktığı anlamına geliyor. Geride kalanlar, ne düşünüyor cemaatleri ve kalmak-gitmek hakkında? Her gün su aramak için ÅŸehri dolaÅŸmak zorunda kalan insanlara ne düşündüklerini sormak belki de faydasız ama sorduk ve onlar cevapladı… Sözü, onlara bırakıyoruz…V.K.
Y. Z. (38)
Halep’te yaşamaya devam etmek, artık çok zor ve büyük bir çaba gerektiriyor. Genellikle kitaplarda okurdum bu zorlukları, romanlarda anlatılırdı. Kendimin bu duruma düşeceği, hiç aklıma gelmezdi. Mesele yalnızca hayatta kalabilmek değil, normal bir insan gibi yaşamak en zoru. Abartmak istemiyorum, ama Halep’te yaşamaya devam etmek, kahramanlık gerektiren bir şey. Benim için Halep’ten çıkmak, Ermenistan’a gitmek anlamına geliyor. Ama ben bu toprağın üstüne yaşamak istiyorum. Ne zamana kadar dayanabilirim bilmiyorum. Gerçekten hep düşünüyorum bunu. Suriye Ermeni cemaatlerinin bu hale gelmesi, bizim milletçe bir planımızın olmadığını gösteriyor. Bu sorunların üzerine düşünmeyi bile zor beceriyoruz. Facebook’a bakarsanız göreceksiniz, insanlar birbirlerini suçlamakla meşguller sadece.
H. G. (26)
Halep’te korkuyla yaşamaya devam ediyoruz. Bu korkuyu yenebilmek için ise cesarete ihtiyacımız var. Neden hâlâ Halep’te kalmaya devam ediyorum? Çünkü bu şehri seviyorum. Farz edelim ki sevgiliniz hastalandı, bu hastalık ölümcül de olabilir, bırakır gider misiniz? Ben de böyle bakıyorum şehrime; aynı kaderi paylaşıyoruz ben ve şehrim. Buradan çıkmak ister miyim? Boynuma kılıç dayamadıkları sürece hayır. Bir şeyi belirtmek istiyorum. Bizim yerimize karar almayın. Burada yaşayanlar reşit insanlardır. Bizim akıl hastalıklarımız yok, karar alabiliriz, kendi kaderimiz bizim elimizde ve bizi bir yerden bir yere taşımak için kimseye ihtiyacımız yok. Herkes kendi kaderini kendisi belirler ve herkes kendisinden sorumludur. Umarım bir fikir verebildim.
M. N. (60)
Halep’te yaşam çok zor. Biraz alışsam da her gün yeni zorluklar çıkıyor ve onlara da alışmaya çalışıyoruz. Su sorunu çok büyük! Yiyecek içecek, elektrik ve internet sorunumuz olmazsa, bombalar ve keskin nişancılara yine de dayanırız sanırım. İşim var Halep’te. Halep’ten çıksam ne yapacağımı bilmiyorum. Ermenistan’da ya da Beyrut’ta bir şeyler yapabilirim belki, ama her koşulda mülteci olacak, arkadaşlardan yardım istemek zorunda kalacağım, onların evlerinde kalmayı rica edeceğim. Bunu yapmak, çok zor benim için; burada kalmayı tercih ederim. Evimin bölgesi çok tehlikeli değil. Komşularımla, ki çoğu Ermeni değil, yardımlaşarak devam etmeye çalışıyoruz, barış gelene kadar. Evim yıkılırsa ne yaparım bilmiyorum. Belki o zaman gitmek zorunda kalırım, birçok tanıdığıma öyle oldu. Gitmek istemiyorlardı, ama gitmek zorunda kaldılar. Ama onlar, savaş bitince geri gelecekler.
T. T. (49)
Burada yaÅŸamaya devam etmek, hayatta kalma mücadelesinden ibaret. Yemekten güvenliÄŸe, çocukları korumaktan onlar için biraz olsun olumlu ÅŸartlar yaratmaya… En büyük derdim, onların okula gitme meselesi. KeÅŸke okula gitme sorunumuz olmasaydı, evde gözümüzün önünde olacaklardı hep. Åžimdi her gün, okula gittiklerinde bir ÅŸey olacak diye korkuyorum. OÄŸlum daha küçük, kızım büyük, savaÅŸtan önceki hayatı nasıl hatırladıklarını bilmiyorum. Umarım bir gün, savaşın olmadığı bir hayatı yaÅŸayabilirler. Ben onları baÅŸka bir yere götürmek istiyorum. Beyrut’a gitmeyi denedim, olmadı. Belki Ermenistan’a gideriz. Oraya yerleÅŸen arkadaşımdan haber bekliyorum. Ermenistan’da da zor olduÄŸunu söylüyorlar. Ama çocuklar için gitmeliyiz. EÅŸim de gitmeyi çok istiyor. Belki oradan da Avrupa’ya gideriz. Halep’te kalanlar için bu bir ihanet olacak belki de… Herkes kendi başının çaresine bakmalı
