Pınar ÖĞÜNÇ
Radikal
Kongrenin yapıldığı Ankara’daki Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda tribünlerini üç koldan saran afiÅŸlerde Halkların Demokratik Partisi (HDP) kendini ÅŸu sıfatlarda tarif etmiÅŸ: Demokratik, halkçı, özgürlükçü, rengârenk, en genç, özyönetimci, barışçı, ekolojist, eÅŸitlikçi, emekçi, LGBTİ ve kadın parti…
HDP, fikri olgunlaÅŸtıkça muhtelif tartışmaya vesile olan bir giriÅŸim oldu. AK Parti’den CHP’ye ve hatta BDP’ye kadar… Bu biraz da formülüyle ilgili. Nasıl bir formül bu?
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) iki yıl önce Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku tecrübesiyle yola çıkmıştı. Gaye, Kürt siyasi hareketiyle Türkiye’nin demokrasi, emek güçlerini, sosyalistlerini, siyasi temsil imkânı sınırlı LGBT bireyleri, tüm inanç ve kültür gruplarını eşitlik ve emek ekseninde buluşturmaktı. Cumartesi günü HDK 3. Genel Kurulu’nun yapıldığı Kocatepe Kültür Merkezi’nde farklı delegelerden, bu süre içinde yapılanların yanında, niyetlenildiği kadar yapılamayanlar hakkında ziyadesiyle özeleştiri de dinledim. Çokça konuşulan Gezi ve Kürtler temalı olanları çoğunluktaydı diyebilirim. HDK, Gezi’de beklenmedik bir biçimde vücut bulan bu fikirle yola çıkmışken, sonra direnişin neresinde yer almıştı?
Gezi ve HDP
Kongrede yaÅŸananlarla, olurlarıyla olmazlarıyla HDP zaten çok konuÅŸulacaktır. Hatta talibi olduÄŸu potansiyel açısından yeni bir partinin cüssesine itibarla daha da çok… Taze eÅŸbaÅŸkan Sebahat Tuncel konuÅŸmasında ‘bir avuç egemen dışında toplumun her kesimini’ temsil ettiklerini, bu yüzden de HDP’nin birçok kiÅŸide endiÅŸe yarattığını söyledi; “Çaresiz deÄŸiliz, çare bizizâ€i ekleyerek.
İlgi çekici bir durum aslında Gezi’nin ne denli tesirli bir vakıa olduÄŸunu görmekti. Sadece temel sloganın ‘Bu daha baÅŸlangıç’ olmasından ya da hemen her konuÅŸmada Gezi sonrası olaylarda hayatlarını, gözlerini, saÄŸlıklarını yitirenlerin anılmasından söz etmiyorum. ÖrneÄŸin konuÅŸmaların en Kürdi diyebileceÄŸimiz bir anında, kitlesel olarak ‘Her yer Taksim, her yer direniş’ sloganının atılabilmesi… Tuncel’in üç tarihi hadiseyi sayarken, Newroz’da Abdullah Öcalan’ın mesajının okunmasını, sonra da Gezi’yi anması… Üçüncü tarihi olay da bu ikisinin ardından, HDP’nin büyük kongresini yaparak seçimler için yola çıkışı Tuncel’e göre.
Hangi kurtlar?
Genel bir özneyle Kürtler ve Gezi iliÅŸkisi üzerine bin cümle kuracak çıkabilir. Bir BDP’li vekilin sahneye çıkmasını arzulamayanları da, Medeni Yıldırım için buluÅŸan binleri de içeren bir kitleden söz ediyoruz. Fakat bu kongreden anlaşılan, Türkiye için çok mühim bir siyasi nefes imkânı doÄŸurma ihtimali dışında, HDP’nin kendi tabanıyla aynı zamanda bir ‘Gezi partisi’ olmaya da namzetliÄŸi. Bunu sonradan üzerine giyerek deÄŸil, bilakis iki yıl önce HDK olarak yola çıkarken üzerinde olanı hatırlayarak ve hatırlatarak…
Salondaki coşkuyu gölgeleyen tek hadise, Eşbaşkan Ertuğrul Kürkçü’nün heyecan dolu ve incelikli o konuşmasının ardından rahatsızlanması oldu. İncelikli diyorum, cümlesinde kurtları bir kötülük metaforu olarak kullandıktan sonra, partisinin ekolojik hassasiyetini anımsayarak “Vahşi doğadaki kurtlara saygımız sonsuz. Derdimiz insanların arasındaki kurtlarla†diye ekledi. Neyse ki hastaneden sağlığına dair gelen haberler iyiydi.
HDP ve kongesi üzerine diyecek laf çok. Kardeş Türküler eşliğinde kurulan devasa halayın görkeminden gözlerimi alamayarak burada kesiyorum şimdilik.