Nor Zartonk: Kafkaslar’da savaÅŸa hayır, barış hemen ÅŸimdi!

Artsakh’ta (DaÄŸlık KarabaÄŸ) savaÅŸ yaklaşık 30 senedir devam ediyor. Büyük bölümü ateÅŸkes rejimi altında geçen bu süreçte diplomatik çabalar ne yazık ki barışı saÄŸlayabilmiÅŸ deÄŸil. Kafkasya’nın merkezinde kapanmayan bu yara bölgeye nüfuz etmek isteyen üçüncü devletlerin, enerji ve silah ticaretinin bir enstrümanı olarak dönem dönem kanatılmakta ve Artsakh (DaÄŸlık KarabaÄŸ) halkı belirsizliÄŸe ve ölüme mahkûm edilmektedir. 27 Eylül sabahı ateÅŸkesin bozulması ile baÅŸlayan ÅŸiddetli çatışmalar hala sürmekte. Çatışmaları büyük üzüntü ve endiÅŸeyle takip ediyoruz.

Çatışmalar baÅŸlamadan Türkiye’de Ermeni karşıtı haberlerin yaygınlaÅŸtığına ÅŸahit olduk. Çatışmaların baÅŸlaması ile birlikte yoÄŸun bir propaganda ve dezenformasyon tüm medya kanallarını sardı. Anadolu Ajansı çatışmaları Ermeni tarafının baÅŸlattığı bilgisini servis etti. Oysa temelde savunma pozisyonunda olan Artsakh kuvvetlerinin böyle bir giriÅŸiminin rasyonel olmadığı ve Azeri kuvvetlerinin halihazırda geniÅŸ çaplı bir taarruz hazırlığı içinde olduÄŸu aÅŸikârdı. Meselenin tarihi arka planı konusunda da ciddi bir dezenformasyon söz konusu. 1991 yılında Artsakh’ta (DaÄŸlık KarabaÄŸ) yapılan halkoylamasına halkın yüzde 82’si katılım göstermiÅŸ ve yüzde 99 evet oyu ile ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesi çerçevesinde bağımsızlık kararı alınmıştır.

Öte yandan, tüm dünya tarafları ateşkese davet ederken, devletin çeşitli kademelerinden ve bizzat Tayip Erdoğan’ın ağzından savaşı körükleyen ve taraf bildiren açıklamalar yapıldı. Erdoğan hükümeti bugün içinde bulunduğu sıkışmışlığı içte ve dışta baskı ve şiddet temelli saldırgan politikalarla aşmaya çalışmakta. Bu yaşananlar Türkiye’nin Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’de sürdürdüğü politikaların bir devamı niteliğinde. Nitekim uluslararası haber ajanslarına da yansıyan şekliyle Türkiye Azerbaycan’a sadece silah ve askeri eğitim desteği sağlamamakta aynı zamanda Suriye’den devşirdiği ve maaşa bağladığı cihatçıları da bölgeye sevk etmekte.

Ne yazık ki Türkiye’de HDP dışında kalan “muhalefetteki” düzen partileri bu yayılmacı politikaların ve hamaset söyleminin destekçisi olmuş, şikayetçi oldukları AKP rejimine emperyal hayallerle el vermişlerdir. Bu siyaset halklara sadece daha fazla yoksulluk, kan ve gözyaşı vaadetmekte, silah tüccarlarının ve diktatörlerin cebini doldurmaktadır. Halklar birbirine kırdırılarak, düşmanlık tohumları ekilerek sömürü düzeni baki kılınmaya çalışılmaktadır.

Tüm bu yaşananlardan elbette en çok etkilenen gruplardan biri de Türkiye Ermenileri olmuştur. Zaten hâlihazırda Türkiye’de nefret söyleminin bir numaralı öznesi olan Ermeniler tarafı olmadıkları bir çatışmanın dolayında yine ötekileştirilmekte ve bolca nefret söylemine maruz kalmaktadır.

Bizler, Türkiye‘nin savaşı kutsayan ve destekleyen tavrını kınıyoruz. Savaşın kazananı olmayacağını, halklar için ölüm ve yoksulluktan başka bir anlamı olmadığını bir kez daha haykırıyoruz.

Bu bağlamda başta Türkiye olmak üzere tüm dünyadan savaş karşıtlarını ateşkes ve kalıcı bir barış için harekete geçmeye davet ediyoruz.

Nor Zartonk / Õ†Õ¸Ö€ Ô¶Õ¡Ö€Õ©Ö…Õ¶Ö„