Ayşe GÜNAYSU
Özgür Gündem
Abdullah Öcalan’ı Ermenilere hitap eden mektubunda Besê Hozat’ın sözlerine sahip çıktığı için en sert eleÅŸtirenler arasında, kendini yönetmek isteyen Kürtlere “Kürt milliyetçisiâ€, soykırımın tanınmasında ve tazmininde ısrarcı olan Ermenilere “Ermeni milliyetçisi†diyen, her iki milliyetçiliÄŸin de “kötüâ€lük açısından Türk milliyetçiliÄŸinden farksız olduÄŸunu savunan bir Türk muhalif aydın profili de bulunuyor.
Bu memleketin demokrasi, insan hakları, düşünce özgürlüğü yönünde dönüşümünde önemli rol oynadığına inandığım bu Türk aydın profili, evet, bir yandan dönüşüme omuz verirken, aynı anda da sık sık frene basma işlevini üstlenmiş durumda.
Mesela Ermenilere yapılan “mezalimâ€i, “kırımâ€Ä±, “büyük felaketâ€i görelim, anlayalım, acılarını paylaÅŸalım, bunu görmeyecek kadar geri zihniyet yapısını terk edelim, ilerleyelim, ama bir yere kadar. Orada frene basalım: Soykırım sözcüğünü kullanmayalım. Soykırımın inkârına karşı mücadele etmeyelim. Yabancı ülkeler soykırımın inkarını yasaklamasınlar. Buradan soykırımın inkarının yasaklanmasını isteyen sesler çıkmasın. Ermeni diasporası Türkiye aleyhine çalışmasın. Buradaki “iyi†Ermenilere karşılık diasporadaki “kötü†Ermeniler Türkiye’deki demokrasi mücadelesine zarar vermesinler.
ÖrneÄŸin Baskın Oran, Öcalan’ın mektubu üzerine yazdığı eleÅŸtiri yazısında, ErdoÄŸan’la Öcalan arasında bir paralellik kuruyor: “Bunu ErdoÄŸan daha önce Diyarbakır’da yapmıştı. Öcalan’ın Yukarı Mezopotamya ve Suriye’de siyasal rakibi Barzani’yi davet ederek ‘süreç’teki partnerinin, Öcalan’ın karşısına çıkartırken, Kürtlerin muhtemel tepkisini yatıştıracak tedbiri de almıştı: ‘Kürdistan’ kelimesini telaffuz etmiÅŸti. Bunca yıl bir yandan maddi koÅŸulları ama esas olarak kimlik inkârını, ‘DaÄŸ Türkleri’ni sineye çeken Kürtlerin içini birazcık soÄŸutan tek kelime. ‘Kürdistan’.â€
Baskın Oran, Öcalan’ın da aynı ÅŸeyi yaptığını, “soykırım†sözcüğünü kullanarak Ermenilerin “yüreÄŸini soÄŸuttuÄŸuâ€nu söylüyor. Böyle fırsatçı, oportünist bir taktik olarak sunduÄŸu ÅŸey aslında, Agos yöneticisi Rober Koptaş’ın dediÄŸi gibi, Türkiye’de baÅŸka bir siyasetçiden duymayı hayal bile edemeyeceÄŸimiz ÅŸeydi: Öcalan Türkiye’yi soykırımı tanımaya davet etmiÅŸti.
Aynı Baskın Oran bu yazıyı yazmadan iki hafta kadar önce, 18 Ocak 2014 tarihinde Ankara Düşünceye Özgürlük GiriÅŸimi ve Batı Ermenileri Ulusal Kongresi’nin giriÅŸimiyle düzenlenen “2015 perspektifinden Hrant Dink suikastına bakmak†baÅŸlıklı toplantıda 1915’in “soykırım†olarak tanımlanmasına karşı çıkmış kiÅŸiydi. Soykırım sözcüğünün yanına “kırım†sözcüğünün eklenmesini talep etmiÅŸti. Sonuç bildirgesi olarak yayınlanması düşünülen talepler metninin ilk iki maddesini “fazla radikal†bulmuÅŸ, bunun için ayrı toplantı yapılması gerektiÄŸini savunmuÅŸ, böylece taleplerin, söz konusu forumun “sonuç bildirgesi†olarak yayınlanmasını engellemiÅŸ, metin Ankara Düşünceye Özgürlük GiriÅŸimi’nin bir bildirisi olarak yayınlanmak zorunda kalmıştı. “Fazla radikal†bulunan iki talep özetle şöyle: 1. Tanıma, özür ve tazmin: Tanımanın ardından samimi özür ve faillerin ifÅŸası. ÖrneÄŸin CumhurbaÅŸkanlığı köşkü olarak kullanılan Kasapyan ailesinin baÄŸ evinin ailenin bugünkü varislerine iadesi. 2. İnkâra yönelik faaliyetlere son verilmesi: BaÅŸbakanlık “Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Koordinasyon Kuruluâ€nun laÄŸvedilmesi.
Yani kısaca şöyle bir durumla karşı karşıyayız: Soykırım sözcüğünü kullanmamak gerektiğine inanan, soykırımın inkârına karşı mücadele etmeyi “fazla†radikal bulan, inkârla mücadeleye yönelik bir toplantıyı bir anlamda sabote eden Baskın Oran, dönüyor bu kez, Öcalan’ın inkâra karşı çıkan, soykırımın tanınmasını isteyen sözlerini Erdoğan’ın ucuz kurnazlığı ile eş tutuyor ve küçümsüyor.
Öcalan’ın ve Kürt Özgürlük Hareketi liderliğinin Türk-Kürt Müslüman kardeşliğini çağrıştıran sözlerini, Ermeni meselesine bakışını bu sütunlarda birçok kez eleştirmiş bulunan bu satırların yazarı olarak bendeniz, Öcalan’ı eleştirirken herkesi eğri oturup doğru konuşmaya davet ediyorum.