Özsoy: “Kürtler olarak Filistinlilerle benzer bir durumdayız”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüsü Hişyar Özsoy, Meclis Genel Kurulu’nda dış politikaya dair konuştu. İsrail’in Gazze’ye dönük saldırılarının Filistin’i tekrar kan gölüne çevirdiğini belirten Özsoy, İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu’nun siyasi pozisyon tutmaya çalıştığını söyledi.

‘7 Haziran sonrası sürecine benziyor’

Özsoy, “Açıkçası, ben buna bakarken, Adalet ve Kalkınma Partisinin 7 Haziran sonrası sürecine biraz benzettim, ‘Teşbihte hata olmaz’ derler. 7 Haziran seçimlerinden sonra güvenlik, terörle mücadele konseptini devreye sokmuş, ortalık toz dumana katılmış ve bu çerçevede kasım seçimlerinde tek başına yeniden iktidar olabilmenin zeminini yakalamıştı” dedi.

‘Sürekli artan bir ticaret durumu’

Özsoy, şöyle devam etti: “Bu Filistin meselesi söz konusu olduğu zaman bir söz düellosu sürekli olur, hamaset gırladır, bir kayıkçı yarışı gibi böyle, insanlar birbirlerine ha bire laf atarlar. Netanyahu Erdoğan’a, Erdoğan Netanyahu’ya. Fakat ortada ticaret alabildiğine devam eder, bugün biraz sizinle bunu paylaşacağım. Türkiye ile İsrail arasındaki ticaret hacmi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara geldiği 2002 yılından 2020 yılına kadar tam yüzde 250 oranında artmıştır. Bu ticari ilişkilerin en pik yaptığı noktalar, kameralar önünde bizim en fazla gerilim gördüğümüz zamanlardır. Örneğin, 2010 yılında Mavi Marmara katliamı, ondan önce ‘one minute’ 2009 yılında. 2011 yılındaki -bunlar resmî rakamlar- ticaret hacmine bakın. Sürekli olarak bir artan ticaret durumu söz konusu.”

‘2 bin 250 Filistinlinin öldüğü yıl rakamlar pik yapmış’

Özsoy, “2011 yılından yani Mavi Marmara’dan sonra rekor kırılması; ikincisi, 2014 yılında Koruyucu Hat Operasyonu’nu hatırlıyorsunuz -o ‘dökme kurÅŸun’ dedikleri 2008’deki Gazze saldırısından çok daha büyük bir saldırıydı- 2 bin 250 civarında Filistinlinin öldüğü, o operasyonun olduÄŸu yıl ticaret rakamları pik yapmış. 2018 yılında İsrail Parlamentosunda Yahudi ulus devlet yasası geçip de bu yasa dışı yerleÅŸimlerin İsrail’in ulusal deÄŸeri olarak tanındığı yıl ve aynı zamanda, Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin de Kudüs’e elçiliÄŸi taşıdığı yıl bir ticaret rekoru daha kırılıyor. 2019 yılında bu yükselmiÅŸ ve pandemiye raÄŸmen bir ivme söz konusu. Bu ne perhiz, bu ne lahana turÅŸusu?” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

‘Kürtler olarak Filistinlilerle benzer bir durumda olduÄŸumuzu düşünürüz’

İsrail meselesinin 70 yıllık bir mesele olduğunu ve Ortadoğu’nun temel dinamiklerinden biri olduğunu vurgulayan Özsoy, Türkiye’nin 2016 yılından beri İsrail’le normalleşme adımlarına dair konuştu. Özsoy, “Bu Mavi Marmara meselesini bir köşeye bırakıp ‘Biz bu işi normalleştirelim’ dediniz ama öyle görünüyor ki bu Filistin meselesi bu normalleşmenin önünde engel olmaya sürekli devam edecek. Biz Filistin meselesini konuştuğumuz zaman bizim sosyal medyadaki takipçilerimiz, özellikle Kürt takipçilerimiz, bizi e-mail yağmurlarına tutuyorlar. Kürtler hâliyle Filistin meselesini çok yakından bildiklerini, hissettiklerini düşünüyorlar çünkü biz çoğu zaman benzer bir durumda olduğumuzu düşünürüz; siz diyebilirsiniz ki ‘Hadi oradan.’ Ama bizim duygumuz bu” diye belirtti.

Cizre -Filistin benzemesi

Özsoy, bölge kentlerinde ilan edilen sokaÄŸa çıkma yasakları sırasında kentlerin yakılıp yıkıldığını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Netanyahu ‘Terörle mücadele ediyoruz.’ diye birkaç tane füzeyi bahane edip Gazze’yi bir bütün olarak bombardımana tabi tutuyor, savaÅŸ uçakları kullanıyor, bombalar, roketler; sivilleri öldürüyor ve bütün bunu nasıl meÅŸrulaÅŸtırıyor arkadaÅŸlar? Ben ‘Terörle mücadele ediyorum, benim Filistinlilerle bir meselem yok, bir problemim yok.’ diyor. Taybet İnan bir ömür boyu biz bu ismi unutmayacağız, yedi gün sokak ortasında cesedi bulunup da çocukları taÅŸ atıyorlardı köpeklere annemizin cesedini parçalamasın diye, bu ülkede gördük 2016 yılında yedi gün sokak ortasında bekletilen cenaze. Ahmet DavutoÄŸlu bu operasyona evet dediÄŸi zaman, Ahmet DavutoÄŸlu eve gidiyor, sabaha kadar aÄŸlıyor; bunu kendi eÅŸi söylemiÅŸti. YaÅŸanabilecek vahÅŸeti kendisi de fark etmiÅŸ olacak ki… Çünkü kente tanklar sokulmuÅŸtu o zaman. Cemile Çağırga’nın cesedi buzdolabında bekletildi. Åžurası Cizre, tanklarla vuruluyor, tanklarla yerleÅŸim yerleri vuruluyor. Bilseniz bunun savaÅŸ suçu olduÄŸunu, konuÅŸmazsınız.”

‘Birinci savaÅŸtan sonra Kürt meselesi, ikinci savaÅŸtan sonra Filistin meselesi miras kaldı’

Ortadoğu’da iki önemli meselenin olduğunun altını çizen Özsoy, “Bir tanesi Birinci Dünya Savaşı’nın bize bıraktığı bir mesele, Kürt, Kürdistan meselesidir. Dört parçaya bölünmüş, o gün bugündür kavga var, bu bir. İran, Irak, Suriye, Türkiye bu işin içerisinde. İkinci önemli ulusal mesele İsrail-Filistin meselesidir, o da İkinci Dünya Savaşı’nın bize verdiği bir mirastır. 1948 İsrail devleti kurulur ve o gün bugündür yetmiş yıldır kan revan içerisinde bu coğrafya. Hem Kürt meselesi hem Filistin meselesi bu coğrafyada çözülmeden ne Türkler ne Araplar, ne Kürtler, ne Farslar hiç kimse rahata kavuşamayacak. Türkiye Cumhuriyeti devletinin tarihsel duruşu, diplomatik geçmişi, NATO üyeliği, bölgesel konumu itibarıyla bu her iki sorunun da barışçıl çözümü için isterse rol alabilecek kapasiteye sahiptir diyoruz. İsrail’le oturup sürekli akıl vereceğinize biraz evin içinde de çalışın diyoruz. Bakın, niye diyoruz bunları? Terörle mücadele adı altında mücadele ettiğiniz Kürtlerin yüz yıldır devam eden bir mücadelesi söz konusu. Filistin meselesi kanlı bir meseledir, basit siyasi polemiklere kurban edilmemeli” şeklinde konuştu.

Kaynak: Artı Gerçek