Emel Armutçu
Cumhuriyet Gazetesi
Adalet Bakanlığı’nın sessizce hazırladığı yeni yasa taslağı, kadın örgütleri tarafından “kadına yönelik suçları suç olmaktan çıkardığı için†tepki çekiyor.
Hollywood filmlerinden, özellikle “mahkemeli†olanlardan aşinayız Amerikan hukukuna. Bu yüzden Türkiye’de hakimler, zaman zaman tanıklık yapmadan önce sağ elini kaldıranları, “itiraz ediyorum†diye yerinden fırlayanları azarlar. Bizde öyle bir sistem yoktur, Amerika’da da azarlama! İşte o filmlerde, savcı zanlıya, “gel suçunu kabul et, cezan şu kadar düşsün†der. Bazı filmlerin gururlu kahramanları, suçsuzluğunu ispat için bunu reddedip yargılanmayı seçer. Film de o zaman başlar zaten.
Henüz seçim sonuçlarını yansıtacak bir hükümet kurulmadı ama Adalet Bakanlığı’nın böyle bir deÄŸiÅŸim olmamışçasına çalıştığını, geçtiÄŸimiz günlerde haberleri çıkan yeni yasa taslağından öğrendik. Anglo-Amerikan ceza sisteminin dava pazarlığı usulünden esinlenen taslak, kadın örgütlerinin hayli tepkisini çekti. Onlara göre mahkemeye gitmeden uzlaÅŸma yöntemiyle cezanın indirilmesini ya da paraya çevrilmesini öngören taslak, kadına yönelik suçları suç olmaktan “iyice” çıkaracaktı. Nasıl mı?
Ceza Yerine UzlaÅŸma
Taslak, 5 yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlarda şüpheli suçunu kabul ederse, mahkemeye gitmeden cezanın 1 yıla indirilmesini, para cezasına çevrilmesini veya kamu hizmeti gibi yaptırımlar uygulanmasını öngörüyor. Para cezasında “ön ödeme†kolaylığı da saÄŸlıyor; ön ödemedeki sınırı 3 aydan 2 yıla çıkarıyor ve zanlılara “öde-kurtul” fırsatı sunuyor. Hapis cezasının karşılığı olarak her gün için 20 TL üzerinden hesaplanacak miktarı ödeyenlere dava açılmayacak. Bakanlık sessizce bu hazırlığı yaparken, televizyonlarda da uzlaÅŸmayı, arabuluculuÄŸu özendiren kamu spotları yayınlanıyor.
Konunun kadınlarla ilgili vahim kısmı pazarlığın, yaralama, eziyet, sarkıntılık, reÅŸit olmayanla cinsel iliÅŸki, cinsel taciz, tehdit, ÅŸantaj, hürriyetinden yoksun kılma gibi özellikle kadınların maÄŸdur edildiÄŸi suçları da kapsıyor olması… Sistem Amerika’dan esinlenmiÅŸ ama orada sistem izin vermiyor ki polis “Hadi git evine, kocandır†desin, hakim “tecavüze uÄŸradın ama sen istedinâ€, “çocuÄŸun da rızası var†diyerek tecavüzcüleri serbest bıraksın, çocuklar kendisini hastanelik eden babalarına teslim edilsin, kadın katilleri efendi adam, kravat da takmış diye indirimlerle ödüllendirilsin!
Türkiye’de kadınlara yönelik suçlarda çok ciddi bir “cezasızlık†söz konusu. Avukat Hülya Gülbahar, 2011’de, eÅŸinin 20 bıçak darbesiyle öldürdüğü Åžefika Etik’in sırtında bıçakla fotoÄŸrafının bir gazetede yayınlanmasının çok tartışıldığını, ama devlete ait bir sığınakta kalırken, barıştırma-uzlaÅŸtırma heveslisi sığınak görevlilerince nasıl ÅŸiddetinden kaçtığı katiline “teslim edilebildiÄŸinin†tartışılmadığını hatırlatıyor. Türkiye’de her gün bu hikayelerden onlarcası yaÅŸanıyor. Artık karısını öldürmeyi kafasına koyan adamlar, önce tahrik, iyi hal indirimlerini hesaplayıp gidiyor cinayet mahalline. Åžimdi bu indirimlerin üstüne bir de “öde kurtulâ€, “gel el sıkışalım†“anlaşırız biz†kolaylıkları eklenince, siz tahmin edin bu suçların ne kadar daha kolay iÅŸlenebileceÄŸini. Yaptırımı olmayan suç olabilir mi? Tıpkı Alaattin Çakıcı’nın üvey oÄŸlu Onur Özbizerdik’in ‘vakalarında’ olduÄŸu gibi. “Serbest bırakılır bırakılmaz sevgilisini hastanelik etmiÅŸ, maÄŸdur kadın ‘görüyorsun, bana bir ÅŸey olmaz’ diyerek defalarca ÅŸiddet uyguladığını anlatmıştı. Yapılmak istenen son deÄŸiÅŸikliklerle bu cezalar daha da etkisiz hale gelecek†diyor Hülya Gülbahar.
Tecavüzcünle Bir Odada, Müzakere!
Peki Adalet Bakanlığı bunu neden yapıyor? Gerekçe, “ceza yargılamalarında iÅŸ yükünün azaltılması ve alternatif çözüm yöntemlerinin geliÅŸtirilmesi.” EÅŸitiz Kadın Grubu buna “Kadınların adalet arayışı iÅŸ yükü olarak görülemez†diye karşı çıkarken, Gülbahar şöyle açıklıyor: “Son on yılda yeni gelen soruÅŸturma dosyası sayısı yüzde 40 artmış. Suçu yaratan ekonomik, toplumsal, siyasal koÅŸularda hiçbir iyileÅŸtirmeye gitmeden, etkin kurumlar yaratmadan, hızlı ve maliyetsiz çözüm arıyoruz. Oysa bu torba yasalar hiçbir sorunu çözmüyor, tam tersine sistemi içinden çıkılmaz, maÄŸduru çaresiz hale getiriyor.†Üstelik bu çaresiz maÄŸdurun saldırganıyla bir odada oturup konuyu “müzakere etmesi†bekleniyor. “Kadınların cezaevi görüşlerinde bile boÄŸazı kesilerek öldürüldüğü bir ülkede, saldırganıyla 45 gün bir odada müzakere etmek büyük cesaret gerektirecektir†diyor Gülbahar. Taslak, kadın/erkek tüm yurttaÅŸların haklarına, güvenliÄŸine ve onuruna karşı suçları, “yeni bir vergi toplama yöntemi†haline getirmeye çalışmasıyla da eleÅŸtiriliyor.
Yasa ve Sözleşmelere Aykırı
Üstelik “cinsel dokunulmazlığa karşı suçların uzlaşmaya tâbi olmamasını†öngören Ceza Yargılaması Yasası’na da aykırı. Türkiye’nin ilk imzacısı olmakla hep övündüğü, kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak anılan kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni de pek çok açıdan ihlal ediyor. Gülbahar’a göre, İstanbul Sözleşmesi her aşamada mağdurun haklarını merkeze alırken taslak tam tersine mağduru umursamıyor, uzlaşmada onayına bile gerek görmüyor. Kadına karşı şiddeti önlemeye dair 6284 sayılı yasa ise daha ilk maddesinde İstanbul Sözleşmesi’nin de aralarında olduğu uluslararası sözleşmelere atıf yapıyor. Yani tuhaf bir cümle olacak ama bu yasa taslağı yasaya aykırı!
Çocuklar alınır satılır mı olacak?
Hülya Gülbahar’ın taslaÄŸa sayısız itirazından biri de ÅŸu: “ReÅŸit olmayanla cinsel iliÅŸki suçu iÅŸlendiÄŸinde, fail ve maÄŸdur ikisi de çocuk ise doÄŸaldır ki adına uzlaÅŸma denilecek bu süreç failin ailesinin, maÄŸdurun ailesine para vermesi yoluyla olacak ve bir ÅŸekilde para karşılığı cinsel iliÅŸki devlet gözetiminde onaylanacaktır. Çocukların cinselliÄŸi aileler arasında alınır satılır hale gelecek, sadece ücret sonradan ödenecektir. Ayrıca yetiÅŸkin çocuk istismarcısı cezadan kurtulmak için istismar ettiÄŸi çocuÄŸun ailesiyle parasal pazarlık mı yapacak, yine çocuk üzerinden bir cinsel iliÅŸki pazarlığı mı yürüyecektir? Bir adım sonrası, çocukların istismarcılarıyla aile onaylı evlilik görüntülü seri tecavüzler olacaktır.â€
