Radyo Yayıncılığı Vasıtasıyla Kültürleri Koruma Çabası

norradyo stüdyo

Evrim KURDOÄžLU
SES Türkiye

İstanbul merkezli bir radyo, yok olmaya yüz tutmuş dilleri desteklerken, kültürler arası birlik ve beraberliği de teşvik ediyor.

Türkiye’de konuÅŸulan 18 dil yok olma tehlikesi ile karşı karşıya, ancak Nor Radyo, Anadolu’nun tarih boyunca olduÄŸu gibi çok kültürlü bir ÅŸekilde yaÅŸaması için çaba gösteriyor.

2009 yılında kurulan radyo, Kürtçe, Ermenice, Gürcüce ve Türkçe’nin yanı sıra, nadir olarak konuÅŸulan HemÅŸince, Lazca, Adıgece, Çeçence ve Pomakça dillerinde de yayın yapıyor. Radyo gönüllüleri, kendilerini ülkenin kültür mirasını yok olma tehlikesine karşı korumaya vakfetmiÅŸ.

Nor Radyo Genel Yayın Yönetmeni Murat GözoÄŸlu, SES Türkiye’ye verdiÄŸi demeçte, “Biz Türkiye’de ana dilini konuÅŸmak, öğrenmek isteyen halkların sesi olmaya çabalıyor, anadillerin sürdürülebilmesi için kendi payımıza düşen katkıyı sunuyoruz” dedi.

Nor Radyo, esasen bir Ermeni radyosu olarak kurulmuÅŸ. Ancak tıpkı ‘Nor’ kelimesinin Ermenice ‘Yeni’ anlamına gelmesi gibi, kurucular da sonradan fikir deÄŸiÅŸtirerek, gerçek manada benzersiz bir yol izlemeye karar verip, baÅŸka halklara yönelik yayınlar da yapmaya baÅŸlamış.

“Nor Radyo’nun, Türkiye’de kendilerine ve birbirlerine yabancılaÅŸan halkların arasındaki duvarları yıkmak için kurulduÄŸunu” ifade eden GözoÄŸlu, “Çok dillilik ile çok kültürlülüğü radyonun ilkeleri arasına aldık. Åžimdi yayın kurulunda Ermenilerin yanı sıra Türkler, Kürtler, Gürcüler, HemÅŸinliler, herkes yer alıyor” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Radyonun hedefleri, gerçekten de dillerin korunması ile sınırlı deÄŸil. GözoÄŸlu’nun aktardığına göre, Nor Radyo, kültürler arasında aÅŸağıdan yukarıya doÄŸru bir iÅŸbirliÄŸi kurmak istiyor:

“Üstelik radyoda programların dışında da dokuz farklı halktan insan bir masanın etrafında oturup ortak kararlar alıyor. Belki de bu halkların insanları sokakta sadece yan yana geçiyordu. Ama burada hem beraber ortak bir ÅŸeyler üretiyor, hem de birbirlerini tanıyıp, birbirlerinin kültürlerini, dillerini öğreniyorlar.”

Bu etkileÅŸim, radyo çalışanları ile de sınırlı kalmıyor. Kanalın Çeçence program yapımcısı Kadir Polat’a göre, Nor Radyo, dinleyiciler arasında köprüler kurulmasına da vesile oluyor.

SES Türkiye’ye konuÅŸan Polat, “Bizim Kafkasya’dan sürülen halkımız biraz içine kapalı bir toplum. İlk baÅŸlarda farklı dillere çok da sıcak bakmıyorlardı, ancak ÅŸimdi Nor Radyo aracılığıyla onların da düşünceleri deÄŸiÅŸti” dedi.

Polat, halkının artık “diÄŸer dillere ve halklarına daha anlayışlı, daha farklı bir yerden baktığını” söyledi. Çevrimiçi yayın yapan Nor Radyo, dinleyicileriyle Twitter, Skype ve Facebook üzerinden iletiÅŸim kurarken, Anadolu halkının yurtdışında yaÅŸayan mensuplarını da sahip oldukları kültür mirasıyla buluÅŸturuyor.

Radyoda Lazca program yapan Firdevs PeriloÄŸlu da Nor Radyo’daki programların kültürel anlayışı artırdığı fikrine katılanlardan.

SES Türkiye’ye “Laz olmayan dinleyicilerim genelde çaldığım Lazca ÅŸarkıları soruyor. Genç Laz dinleyicilerim bana Lazcayı nasıl öğreneceklerini soruyor” diyen PeriloÄŸlu, “Daha yetiÅŸkin dinleyicilerinin ise hem konuÅŸacağı konularda, hem de çalacağı ÅŸarkılarda önerilerde bulunduklarından” bahsetti.

PeriloÄŸlu, “Bu hafta programda konuÄŸumla beraber İskender TzitaÅŸi’nin hayatını konuÅŸtuk. Bu kiÅŸi Lazlar için önemli biri. Sovyet Rusya’da yaşıyor ve Lazca alfabeyle dil kitapları yazıyor. Ancak idam ediliyor. Program, dinleyicilerimden çok olumlu tepkiler aldı” diye de ekledi.

Pek çok dinleyicilerinin kendi ana dillerini bilmediÄŸine deÄŸinen kanal yapımcıları, Nor Radyo’nun bu noktadaki öneminin altını çiziyor. Bu gerçek, onları, umutsuzluÄŸa kapılmak yerine, kültürlerini korumak için daha da çalışmaya sevkediyor. Nor Radyo, ticari bir kuruluÅŸ olmadığından, gönüllü çalışma ilkesi çerçevesinde faaliyet gösteriyor.

“Ana dilini konuÅŸan kiÅŸi sayısının azlığından; kendi soydaÅŸlarının Türkçe konuÅŸabildiÄŸi halde ana dilini konuÅŸamadığından” yakınan Polat, “Biz de programda kendi kültürümüzü, tarihimizi, sorunlarımızı konuÅŸtuÄŸumuz için, daha fazla insan tarafından anlaşılmasını istiyorum. Bu nedenle de kendi dilimin yanı sıra Türkçe de konuÅŸuyorum program sırasında” dedi.

Tecrübelerinin kendisine tehlike altındaki dilleri canlandırma mücadelesinin ümitsiz bir dava olmadığını gösterdiğini de ekleyen Polat, sözlerine şöyle devam etti:

“Ben Türkçe’yi yedi yaşımda öğrenmiÅŸtim. Zorla, dayak yiyerek öğrenmiÅŸtim. Türkçe konuÅŸmadığımız için öğretmenimiz cetvelle elimize vururdu. Ben daha sonra kendi ana dilimi unuttum. Ama hatırlamak için uÄŸraÅŸtım. Åžimdi hem Türkçe’yi hem de Çeçence’yi konuÅŸabiliyorum.”

Kanalın operatörleri, program dillerine Zazaca, Süryanice, Arapça ve Rumca’yı da eklemek istediklerini söyledi.