BirGün
Sondan baÅŸlayıp baÅŸa dönelim… Havai fiÅŸekler dikine atılıyor, Diyarbakır yıkılıyor. Åžehir öğle saatlerini büyük bir sessizlik ve sükûnetle karşılamıştı. HDP’nin ‘her ne olursa olsuntaÅŸkınlık yapılmayacak saat 19:00’dan sonra herkes evlerine çekilecek’ çaÄŸrısıkarşılık buldu.
Bu zaman dilimi içerisinde şehirdeki sokaklar neredeyse boştu. Sadece belli noktalarda hareketlilik göze çarpıyordu. ‘Katliam girişimi’ yapılan İstasyon Mey danı bu noktalardan biriydi. Bombaların patladığı insanların yaralandığı yer adeta küçük bir anıt görünümüne dönüşmüştü. Oy kullanmaya giden ya da dönenler buraya şöyle bir bakmadan hatta bazıları da çiçek bırakmadan geçmedi. Şehirde oyların tamamının kullanıldığı zamanda şehrin nefesini dinlemeye başladık.
BARAJI GEÇEMEMEK SIKINTI
Gerçekçi olmak gerekirse tek bir sorunun yanıtı Türkiye’nin kaderini belirliyordu. HDP’nin barajı aşamaması bölge özelinde büyük sorunları beraberinde getirecekti. Ülke özelinde ise daha baskıcı bir dönemin kapıları aralanacaktı. Analizlerimizi ve gözlemlerimizi bu soru üzerine kurduk. HDP barajı geçecek mi? Gençlerden biri yanıtladı: Evet geçecek tersini düşünmek bile istemiyoruz. Burada ya halayın kralı olacak ya da çok sıkıntılı bir güne uyanacağız. Suriçi’nde, yani şehirde neredeyse herkes ağız birliği yapmışçasına aynı şeyi söyledi. Ofis’te Bağlar’da görüşler neredeyse harfiyen aynıydı. Seçimin sona ermesine az bir süre kala biz de kentte bulunan HDP il binasına geçtik. Caddenin üzerinde birkaç yüz metre ötede polis ekipleri TOMA ve akrepler duruyor. Pek çok kişinin rahatça HDP binasından içeri girdiğini görüyoruz. Bunu görevlilerden birine soruyoruz: Hiç güvenlik yok bu kadar provokasyonun olduğu bir yerde biraz daha tedbir gerekmiyor mu?
Aldığımız yanıt açık: Biz halkımıza güveniyoruz. Üstelik seçim süreci boyunca yaşanan bunca saldırıdan sonra ölüme karşı korkumuzu yitirdik.
OY VE ÖLÜM
İki alakasız bir araya gelmesi düşündürücü. İşte bu Türkiye’nin tezatlarından birini ve kutuplaÅŸtırılmış ruh halini özetliyor. HDP il binasında konuÅŸtuÄŸumuz yetkililere baÅŸka sorular da soruyoruz. Bu gece bir balkon konuÅŸması olacak mı? Aldığımız cevaplar esprili, “Zannetmiyoruz! Vallahi balkonumuz olsa başımız gözümüz üstüne biz bu konuÅŸmayı yapardık ama paramız yok, afiÅŸ bile bastıramadık.”
HİÇ BUNLARA TAKILMAYIN
HDP il binasında bulunanlardan biri Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak’tı. İlk bakışta rahatlığı göze çarptı. Bu rahatlığının nedenini farklı bir soruyla öğrenmeye çalıştık: ‘Oylar çalınacak diye endişe taşımıyor musunuz? HDP barajı geçemezse ne olur?’ ‘Cevap net: Hiç bunlara takılmayın! HDP’nin barajı geçmemesi gibi bir seçenek mümkün değil. Biz oyların çalınma riskini de hesapladık. Barajın da üzerinde oy alacağız. Yüzde 13’ü 14’ü zorlarız’
Pek çok dostumuz, endişeyle seçimi izliyor. İçlerinden en sıkıntıda olanları arayıp kendilerini Gültan Kışanak’ın sözleriyle selamlıyoruz. ‘Rahat olun. İlle seni başkan yaptırmayacağız’ diyorlar.
DİZGİNLEMEK ZOR OLACAK
Kışanak konuşurken sandıklar yavaş yavaş kapanıyor. Şehir uyanıyor. Dört bir yandan korna sesleri yankılanıyor. ‘Biz çağrımızı yaptık’ diye sürdürüyor Kışanak: ‘Ama halkın coşkusunu da dizginlemek zor olacak.’ Sözlerinin gerçeği yansıttığı kesin. Seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte insanlar toplanıyor artık her şey ortada görünüyor.
Burada, Gezi Parkı’nın havasını alıyoruz. Aklımızda tek bir slogan kalıyor… Sloganı iki kerede tekrarlayıp bir de kendimizden ek yapıyoruz: ‘Seni baÅŸkan yaptırmayacağız. Seni baÅŸkan yaptırmayacağız. Seni baÅŸkan yaptırmadık.’
