Sevag Ötekiyse Sen Kimsin?

Gözde BEDELOĞLU
BirGün Gazetesi

Memleketçe komşuluk ilişkilerine önem veririz. ‘Ev alma komşu al’, ‘Komşu komşunun külüne muhtaçtır’, ‘Komşuda pişen bize de düşer’ gibi çeşitli atasözleriyle desteklediğimiz bu hassasiyet, komşuluğun geleneksel yaşantımız içindeki önemine işaret eder. Evde pişen yemekten bir tabak da komşuya vermek, hastalık durumunda geçmiş olsun ziyaretinde bulunmak, düğün sünnet gibi olaylarda tebrik edip hediye götürmek, bayramlaşmak, bir ihtiyaç durumunda ev açıp misafir etmek gibi davranışlar komşuluk yasasının en önemli maddelerinden, olmazsa olmazlarından sayılır. Bunların sağlanamadığı bir ortamda “Komşuluk ölmüş arkadaş” tarzı bir isyan ortaya çıkar ki, bu konuda da bilet Batı’dan ihraç modern yaşam tarzına kesilir.

Biz komÅŸuluk iliÅŸkilerimizin ‘geliÅŸmiÅŸliÄŸinden’ sıkça böbürlene dururken geçtiÄŸimiz yıl Türkiye ayağı BahçeÅŸehir Üniversitesi’nce yapılan ‘Dünya DeÄŸerler AraÅŸtırması’ndan dikkat çekici bir sonuç çıktı. Buna göre Türkiye’de komÅŸu olarak en fazla istenmeyen grup eÅŸcinseller. Sonra sırasıyla AIDS’liler, nikâhsız yaÅŸayan çiftler, ateistler, Yahudiler, Hıristiyanlar… Kısacası, komÅŸuluk yasasındaki maddelerin gerçekleÅŸebilmesi için Türkiye’de bunlardan hiçbiri olmamanız gerekiyor; çünkü istenmiyorsunuz. Bu durumda en muteber komÅŸu Heteroseksüel, Müslüman ve evli. Gerisi hep istenmeyen! Zaten aksi olsaydı, Sevag’ın annesi Ani Hanım 55 yıldır yaÅŸadığı bu topraklarda kendini ‘öteki’ hissediyor olmazdı. Babası Garabet Bey bir Anadolu çocuÄŸu olduÄŸunu anlatmaya çalışmazdı. SöylendiÄŸi gibi bir komÅŸuluk ve bir arada yaÅŸama isteÄŸi olsaydı, kimse evinde yurdunda yalnızlık çekmezdi.

Sevag Balıkçı, geçen yıl Ermeni katliamının başlangıç tarihi olan 24 Nisan’da askerlik yaptığı Batman’da, er Kıvanç Ağaoğlu’nun silahından çıkan kurşunla öldü. Ailesi olayın başta söylendiği gibi kaza olduğuna inanmak istese de, çelişkili ifadeler zamanla aileyi bunun ırkçı bir cinayet olduğu konusunda ikna etti. Olayın ardından görülen ilk duruşmada, ‘kasten öldürmek’ suçlamasıyla hakkında 9 yıl hapis cezası istenen Ağaoğlu, ‘kaçma şüphesi olmadığı’ ileri sürülerek tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ancak bu hafta davanın seyrinde önemli bir gelişme yaşandı.

Kıvanç AÄŸaoÄŸlu’nun olayın kaza olduÄŸuna dair iddiasını destekleyen görgü tanığı Halil EkÅŸi ifadesini deÄŸiÅŸtirerek Sevag’ın AÄŸaoÄŸlu tarafından hedef alınarak öldürüldüğünü söyledi. Daha önce verdiÄŸi ifadeyi de AÄŸaoÄŸlu’nun ailesinin yönlendirmesiyle verdiÄŸini kabul eden EkÅŸi, AÄŸaoÄŸlu ve ailesinden korktuÄŸunu, başına bir ÅŸey gelirse sorumluların da onlar olacağını sözlerine ekledi. Diyarbakır 2.Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Mahkeme’sinde görülen 3. duruÅŸmada tanıkların baskı altına alındığı ortaya çıkmış olsa da mahkeme AÄŸaoÄŸlu’nun yine tutuksuz yargılanmasına karar verdi. 4. duruÅŸma 13 Åžubat’ta…

Ailenin tek isteği oğullarının neden öldürüldüğünü bilmek. Öyle ki, verilecek cezanın bile hakikati öğrenmenin yanından bir değeri olmadığını düşünüyorlar. Neden 24 Nisan, neden Paskalya, neden Sevag diye soruyorlar. Dilleri ve gönülleri varmıyor ama oğullarının sadece Ermeni olduğu için öldürülmüş olmasından korkuyorlar. Yurt bildikleri yerde düşman, dost bildikleri yerde öteki, komşu bildikleri mahallede istanmeyen olmaktan; bunlardan daha da önemlisi bildikleri kardeşlikten, inandıkları sevgiden ayrı düşmekten korkuyorlar.

Sevag’ı vuran Kıvanç AÄŸaoÄŸlu üstlerinden bir emir almamasına raÄŸmen silahını neden doldurdu? Sevag’la Kıvanç’ın iyi arkadaÅŸ oldukları neye dayanılarak iddia ediliyor? Sevag’ın birlikteki bazı kiÅŸiler tarafından rahatsız edildiÄŸini söyleyen niÅŸanlısı Melani Kumruyan’ın iddiaları araÅŸtırıldı mı? Şüpheli asker ölümleri ve intiharlarında bizi dünya birincisi yapan Türk Silahlı Kuvetleri’nin, bütün bu soruları şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta cevaplaması zorunludur. Aksi halde, Sünni beyaz Türk dışındaki herkese karşı sistematik olarak nefret suçu iÅŸlenen bir ülkede, ne 24 Nisan’da bir Ermeni yurttaşın kazara öldürüldüğüne inanılabilir, ne de kışlalarda intihar eden çocukların çoÄŸunun Kürt olmasının bir tesadüf olduÄŸuna…

Bu topraklarda doğup büyümüş insanların kendini öteki hissetmesinde, buralı olduğunu ispata çalışmasında, ülkesini çok sevdiğini söylemek zorunda hissetmesinde herkesin ‘komşuluğunun’ payı ve sorumluluğu var. Sevag ‘öteki’yse, ben, sen, o kim?