Yetvart DANZİKYAN
Radikal
Medya, iÅŸ dünyası, yargı, istihbarat, bürokrasi, ordu emrinizde iken, kimden “darbe” bekliyorsunuz? Parkı açmanızdan ve polis ÅŸiddetine artık son vermenizden baÅŸka bir ÅŸey istemeyen bir grup göstericiden mi?
Resim cumartesi günü gerçekleÅŸen polis ve bazı sivillerin, göstericilere “müdahale”sinden bir an. Twitter’da gördüm. Sanıyorum Radikal’den Serkan Ocak’ın. Serkan’ın ya da resmi çekenin anlayışına sığınarak buraya da aldım. Zira olup biteni gayet net anlatıyor. Ve sanıyorum İstanbul Valisi baÅŸta olmak üzere devlet görevlilerinin bize, daha doÄŸrusu vatandaÅŸlara bu resim hakkında bazı açıklamalar yapması gerekiyor. Ve elbette sadece bu resim hakkında deÄŸil, cumartesi günü ve daha önce olanlar hakkında da.
Konuyla ilgili herkesin bildiği gibi Taksim Dayanışması, 6 Haziran’da çıkan ve devletin Gezi Parkı üzerindeki tasarruflarını iptal eden İstanbul 1. İdare Mahkemesi kararını elden teslim etmek üzere Taksim’e çıkma çağrısı yapmıştı. Bu gösteri iki yönden sonuna kadar yasaldı:
1) Gezi Parkı ile ilgili projelerin ta 6 Haziran’dan beri yasal bir dayanağı olmadığı ortaya çıkmıştı. Dolayısıyla devletin bırakın haftalardır yaptıklarını, parkı günlerdir topluma kapatması da artık iyice keyfi bir hale gelmekteydi. Yani işin başından beri aslında yasadışı davranan devletti. Gösteri bu yasadışılığın altını çizecekti.
2) Böyle bir gösteri için kimseden izin almaya gerek yoktu. Türkiye’de toplantı ve gösteri için izin almaya zaten gerek yoktu, bu anayasal bir haktı. Ancak İstanbul Valisi, gösteriye izin verilmeyeceğini ilan ederek yine hukuksuz bir eyleme imza attı. Yetmedi İçişleri Bakanı da “TOMA’sıyla, polisiyle orada olacağız†diyerek devletin kendini bu konuda nasıl da bir taraf haline getirdiğini açık etti ve ayrı bir hukuksuzluğa imza attı. Devlet bütün bu hikayenin başından beri yaptığı gibi cumartesi günü de hukuksuz davranmaktaydı.
Dayanışma ve çok sayıda vatandaş cumartesi günü Taksim yakınlarında toplandılar. Ve daha gösteri başlamadan polis müdahalesi başladı. Son iki haftadır yaşananlardan daha sert bir müdahale olduğunu hemen görüldü. TOMA’lar İstiklal Caddesi boyunca göstericilerin peşinden gitti, tazyikli sular sıkıldı, bunu gaz bombaları izledi. Özetle gayet barışçıl, kendi halinde bırakıldığında kimsenin burnu kanamayacak ve muhtemelen bir-iki saat sonra bitecek gösteri, polisin müdahalesiyle çığrından çıkarıldı. Yetmedi, ara sokaklara dağılan göstericilerin peşinden gidildi. Onlarca insan gözaltına alındı, çok sayıda gazeteci, polis tarafından saldırıya uğradı, tekmelendi, yere düşürüldü.
Devlet, özetle bir ÅŸeylerin (ne olduÄŸunu bilmiyoruz) intikamını almaktaydı. Böylesine bir sertliÄŸin, tahammülsüzlüğün, daha doÄŸrusu “hıncın†baÅŸka bir açıklaması yok çünkü.Yetmedi. Bütün bu “müdahaleâ€ler sırasında geçtiÄŸimiz haftalarda da zaman zaman rastladığımız “sivil†kiÅŸiler görüldü. Bunlardan biri resimde görülen kiÅŸidir. Åžimdi ÅŸu soruları herhalde sormalıyız.
-Resimde görülen kiÅŸi bir sivil vatandaÅŸ mıdır? EÄŸer öyleyse nasıl oluyor da polisle beraber “müdahaleâ€de bulunuyor?
-Ya da resimde görülen kişi bir sivil polis midir? Eğer öyleyse sivil polislerin ellerinde sopalarla toplumsal vakalarda boy göstermesi normal midir? Türkiye böyle bir ülke midir?
-Soru deÄŸil de, ÅŸu var bir de. Resimde ayrıca en solda gösterici mi, oradan geçen biri mi olduÄŸunu tam bilemediÄŸimiz bir kiÅŸi daha var. Polisin gaz bombası fiÅŸeÄŸini ateÅŸlemesiyle kendini savunmaya almış. Bence resmin üçüncü ve aynı derecede önemli unsuru da o. Zira bu üçüncü unsurun da katılmasıyla resim sadece Taksim civarında olanları deÄŸil aslında Türkiye’deki genel manzarayı da anlatmaya baÅŸlıyor. Hak aramak için sokaÄŸa çıkan kendi halindeki vatandaÅŸların durumunu. Evet hak aramak için sokaÄŸa çıkıyorsanız böyle bir manzarayı hesaba katmanız gerekiyor. Elinizde silah vs olmadığında, barışçı bir gösteri düzenlediÄŸinizde bile karşınızda devletin “orantısız†şiddetini (fiÅŸek yine hedef gözeterek ateÅŸlenmiÅŸ)ve resmi mi sivil olduÄŸunu bilemediÄŸiniz bazı “yardımcıâ€larını bulursunuz. Yapacağınız tek ÅŸey, kendinizi korumaya almak, sonrasında ise devletin kara propagandaları, yalanları ile baÅŸa çıkmaya çalışmaktır.
Bitirmeden ÅŸu notu da düşmek isterim. Bu yazıya aslında elinde satır ile göstericilerin arasına dalan (ve gözaltına alındıktan sonra nasıl oluyorsa serbest bırakılan) “esnaflarâ€Ä±n resmini de koyabilirdim. Koymadım. Öncelikle: o gaddarca manzarayı bir kez daha paylaÅŸmak istemedim. Ancak bu konuyla ilgili olarak da valiye ve devlete sorulması gerekten sorular var elbette.
Sadece geçtiğimiz cumartesi değil, epeydir bazı satırlı, bıçaklı grupların göstericilere saldırdığı, köşebaşlarında nöbet tuttuğu biliniyor. Bu grupların bilhassa Şişhane, Kasımpaşa, Tophane civarlarında yoğunlaştığı da biliniyor. Bu gruplarla ilgili herhangi bir önlem alıyor musunuz? Yoksa cumartesi günü yaşandığı gibi bu kişilerin insanlara saldırmasını mı bekliyorsunuz. Saldırı sonrasında mı önlem alacaksınız? Saldırı sonrasında alacağınız önlem nasıl bir şey olacak? Gözaltına alıp “çok zarar etmiş†diye açıklama yapıp serbest bırakmak şeklinde mi?
Sıradaki soru ise valiye deÄŸil, daha çok Hükümet’e ve onun bu konudaki görüşlerini savunanlarla. Yarattığınız atmosferle, toplumun bir kesimini göstericilere düşman etmeyi baÅŸardınız. Bunların çoÄŸunu yalan söyleyerek yaptınız. Åžimdi ortaya çıktı ki bütün bu iÅŸlere dayanak olan tasarrufunuz da yasadışıdır. Bu atmosferi yaÅŸatmaya daha ne kadar devam edeceksiniz? İlla kan akmasını mı istiyorsunuz? Toplumun bir kesimi diÄŸer kesim üzerine satırla sopayla saldırdığında rahatlayacak mısınız? Bütün bunlar yaÅŸanmışken BaÅŸbakan ErdoÄŸan’ın dün hala göstericileri kastederek “Esnaftan ve sivil vatandaÅŸlarımızın araçlarından ne istediniz?†demesi yeni “esnafâ€lara yol vermek deÄŸil midir? Kafanızda kurduÄŸunuz, propagandacılarınızın elbirliÄŸiyle büyüttüğü “darbe†paranoyasından bu yolla mı kurtulacaksınız? “Sandık dışında baÅŸka yol arayanlara benim milletim geçit vermez†diyorsunuz.. Bu göstericilerin her gün “darbe†fikriyle uzaktan yakından ilgileri olmadığını size ispatlamaları mı gerekiyor? Çok yüzeysel bir bakışla bile bu gösterilerin öyle bir mesele ile ilgisi olmadığını anlamak kolayken bu yolda ısrar etmenizi nasıl anlamalıyız? DoÄŸrusunu isterseniz cumartesi günü yaÅŸananlardan sonra asıl baÅŸka sorular akla geliyor.
Şöyle ki:
Göstericileri düşmanlaştırarak, toplumun da onlara saldırmasını sağlayarak, daha doğrusu buna uygun bir zemin, atmosfer yaratarak, insanlara bu konuda “yeşil ışık†yakarak zaten Taksim’de varolan fiili sıkıyönetimi yurdun daha geniş bir kesimine mi yaymak istiyorsunuz? Tüm gösterileri, tüm hak arama toplantılarını daha baştan “suçlu†hale mi getirmek istiyorsunuz? İnsanları sokağa çıkmaya korkar hale mi getirmek istiyorsunuz? Medya, iş dünyası, yargı, istihbarat, bürokrasi, ordu elinizde iken, emrinize amade iken, kimden “darbe†bekliyorsunuz? Şu parkı herkese açmanızdan ve şu polis şiddetine artık bir son vermenizden başka bir şey istemeyen bir grup göstericiden mi? Şu soruya beraber cevap verelim o vakit: az önceki tabloyu da dikkate alarak düşündüğümüzde darbe yapmaya, daha doğrusu şöyle diyelim, Louis Bonaparte’vari bir 18 Brumaire’e kim daha yakındır? Hükümet mi, göstericiler mi?
