Murat ÇINAR
28 ve 29 Ocak tarihlerinde İsviçre’nin Cenevre kentinde demokratik, laik ve bağımsız bir Suriye’nin inşaası için uluslararası bir konferans yapıldı.
Konferansın hazırlayıcısı Suriye Demokratik Muhalefeti adlı, Suriye’de ve dışında yaÅŸayan siyasetçilerin, sanatçıların ve bilim insanlarının oluÅŸturduÄŸu bir hareket. Bu yeni muhalefet ilk olarak ‘3 Hayır’ ile yola çıkıyor; ÅŸiddete, askeri dış müdahaleye ve dinsel temelli bölünmeye hayır. Son bir kaç aydır bilhassa Suriye dışında çalışmalar yürüten bu hareketin üyelerinden Ossamah al Tawel durumu ÅŸu ÅŸekilde özetliyor: “Aylardır hem rejimin hem de Türkiye, Batı ülkeleri (bilhassa Katar ve Suudi Arabistan) ve Arap Körfezi ülkelerince desteklenen silahlı muhaliflerin hedefi durumundayız. Hareketimizi bağımsız kılmak ve yabancı siyasete baÄŸlanmamak için hiçbir finansmanı kabul etmedik. Bu da bizi bilhassa halkımıza sesimizi duyurmak adına zor duruma sokuyor. Onurumuz, bağımsızlığımız ve demokratik bir Suriye için bu çizgiye yakın tüm siyasi güçleri birleÅŸtirmek amaçlı yani askeri bir dış müdahale olmadan geleceÄŸimizi tayin etmek için bu konferansı hazırladıkâ€.
Suriye Demokratik Muhalefeti geçtiÄŸimiz aylarda Katar’da toplanan muhalefet koalisyonuna ve Ulusal Suriye Meclisi’ne karşı mesafeli ve eleÅŸtirel bir duruÅŸ sergiliyor. Bunun haricinde askeri dış müdahalenin de çözüm olmadığını tanımlayan hareket, baÅŸta ABD olmak üzere mevcut silahlı müdahaleye destek veren tüm ülkeleri kınıyor. Ossamah al Tawel bu konu üzerine iki soru soruyor: “Terörizm ile 10 seneyi aÅŸkın süredir mücadele ettiÄŸini söyleyen ülkeler nasıl olur da kendisi haricindeki tüm muhalefet birimlerine diktatör gibi davranan kuvvetlere destek verirler? Artı nasıl olur da El Kaide ve Jabhat Alnosra gibi sizin ülkeleriniz tarafından terörist olarak tanımlanmış örgütlerden destek alan bir silahlı muhalefete arka çıkarsınız?â€
Şiddet karşıtı ve barış yanlısı hareketler sindirildi
Bugün itibari ile iki ateÅŸ arasında kaldıklarını, Suriye’deki rejimin silahlı cevabına Türkiye ve Ürdün üzerinden Suriye’ye giren silahlı muhaliflerin cevap verdiÄŸini ve böyle sürüp giden çıkmaz sokağın ÅŸiddet karşıtı ve barış yanlısı olan hareketleri sindirdiÄŸini belirten Ossamah al Tawel sözlerine şöyle devam ediyor: “İnsanlar çaresiz ve acı ile dolu, bu sebeple tepki olarak silaha baÅŸvuranın sayısı her geçen gün daha da artıyor. Basın yolu ile, bilhassa El Cezire ve Alarabia, kaos ortamına bir de yanlı ve yanlış haberlerin yayılması ekleniyor. Mevcut muhalefet parçalanmış durumda. Suriye artık ABD ve Rusya baÅŸta olmak üzere bölgedeki bir çok ülkenin elinde. Bize göre tüm taraflar hemen savaÅŸa son vermeli ve masaya oturmalı. İran, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır BirleÅŸmiÅŸ Milletler aracılığı ile hazırlanmış muhalefet temsilcileri konuÅŸmaya baÅŸlamak zorunda. Bu durumu oluÅŸturanlar arasında bir anlaÅŸmaya varılamazsa bugün itibari ile çözüm çok zor gözüküyor. Türkiye’nin Kürt sorunu, Arap dünyasına açılması ve Nato-ABD ile olan sorumluluk iliÅŸkileri sebebiyle, İran-Suriye-Arap Körfezi üçgeninin iliÅŸkileri, Rusya ve Çin ile olan tarihi ve güçlü baÄŸlantısı ve bu iki ülkenin OrtadoÄŸu’ya olan bakışı sebebiyle Suriye artık bir çok ülke için hayati önem taşıyorâ€
Yeni Suriye’de tüm yurttaÅŸlar eÅŸit olmalı
Cenevre’de bu bakış açısı ile gerçekleÅŸen ‘Uygar ve Demokratik Suriye için Uluslararası Suriye Konferansı’ Scandinavian Institute for Human Rigths, Horan Citizenship Forum ve İnsan Hakları için Arap Komisyonu’nun yardımı ile gerçekleÅŸti. BuluÅŸmaya farklı siyasi partiler, bir çok uluslararası örgüt, sivil toplum temsilcileri ve tanınmış simalar katıldı. Konferans Paris’te yaÅŸayan insan hakları savunucusu Haytham Manna’ın konuÅŸması ile baÅŸladı. Manna sözlerinde bu konferansın uluslararası bir çok aktör tarafında boykot edildiÄŸini ve bilhassa Fransa hükümetince aynı zamanda baÅŸka bir konferans gerçekleÅŸtirildiÄŸini ve olası katılımcılara katılmamaları yönünde tavsiyede bulunulduÄŸunun altını çizdi. İlerleyen saatlerde Tunus BaÅŸbakanı Moncef Marzouki’nin Suriye’nin bir an önce kargaÅŸa ortamından zararsızca çıkması gerektiÄŸini ve bunun için bir yol haritasının hazırlanmasının hayati önemini belirten yazılı bildirisi okundu. Konferansa katılanlar arasında ünlü ÅŸair Adonis de vardı. Asıl adı AlÄ« Ahmad Sa’Ä«d Isbir olan ÅŸair elde edilmek istenen hedef ve bunun için kullanılan araçlar arasında tutarlılık olması gerektiÄŸine dikkat çekerek hiçbir asil hedefin ÅŸiddet yöntemini meÅŸru kılamayacağını belirtti. Åžair sözlerini şöyle sürdürdü: “Suriye insanlık tarihine alfabe ve çok kültürlü yaÅŸam becerisi ile birçok katkıda bulunmuÅŸtur. Yeni kurulacak Suriye’nin tüm yurttaÅŸları eÅŸit tutan bir sistem üzerine inÅŸa edilmesi lazımdır ve bilhassa kadın haklarına saygı duyan bir düzenin kurulması lazımâ€
Ortak yol haritası
Konferans sırasında dini yapısı önde olan hareketlerden sol partilere kadar birçok katılımcı bireysel veya toplu olarak yuvarlak masa çalışmaları yaparak fikirlerini ve önerilerini paylaştı. İki günlük konferansın sonunda ortaya konan ortak yol haritası sayılabilecek bildiri şu şekilde:
1) İlk olarak hemen şiddetin durdurulması ve Uluslararası Cenevre Anlaşması’nın dikkate alınması gereklidir.
2) Uluslararası Cenevre Anlaşması’nın uygulanması hedefi ile hükümet ve muhalefet arasında konuşmalara başlanması amacıyla yeni bir anayasal bildiri yayınlanması ve bunu dikkate alarak geçiş sürecinde çalışmak üzere bir hükümetin kurulması, adil bir yönetim şeklinin yapılandırılması ve uluslararası gözlemciler yardımı ile seçimlerin gerçekleştirilmesi lazımdır.
3) İkinci Uluslararası Cenevre Konferansı’nın yapılması, bu sırada gelişmelerin değerlendirilmesi ve yeni önerilerin dikkate alınması ve diyaloğun denetlenmesi amacıyla söz sahibi ve etken bir kurumun kurulması mutlaktır.
4) Acilen insani yardımın ülkeye gönderilmesi, göç etmek zorunda kalan yurttaşların ülkeye geri dönmesine yardım edilmesi, eğitim, sağlık ve inşa ihtiyaçlarının doğru ve güvenli bir şekilde karşılanması şarttır.
5) İnsan haklarına, bireysel özgürlüklere saygılı ve uluslararası beyannameleri dikkate alan siyasi bir sistemin kurulması, ülkenin bütünlüğünün sağlanması ve yurttaşların eşit yaşaması için gerekli temellerin atılması lazımdır.
6) Bu anlaşmanın sağlanması için taraflar iki komitenin kurulmasını gerekli buluyor:
a) Birincisi Suriye Sivil Demokrat Kutbu kurulması için görevli bir komite, bunun amacı muhalif kuvvetlerle her eylemde iletişim içinde olmaktır
b) İkincisi ise uluslararası toplum ile Suriye devriminin özgürlük, uygarlık ve top yekûn egemenlik hedefleri ile gerçekleşmesi için iletişimde olan bir ikinci komite olacaktır.