Ayşe Yıldırım
Cumhuriyet
Çocuklarının cenazesini arayan aileler teker teker giriyorlar o bodruma… Hani fotoÄŸraflarını gördüğünüz tanıklıkları dinleyip okuduÄŸunuz karanlık, yanık et kokan bodruma. 26 cenazenin külünün taşındığı bodruma… Yanmış kemiklere uzanıyor annelerin elleri. Belki benim çocuÄŸumundur diyerek alıyorlar kemikleri…
Delil olup olmamaları umurlarında değil artık. Çünkü onlar da biliyor ki yasalar unutulmuş, hukuk askıya alınmış, katliamlara karşı susmuş toplum.
Oysa normal koşullarda o bodruma kimsenin girememesi gerekir. Olay yeri etrafını çevirir, deliller tek tek işaretlenir. Laboratuvar incelemesi, antropolojik inceleme, kimyasal inceleme, ölçümleme yapılır.
DNA elde edilebilir mi diye bakılır ve kimlikleme yapılmaya çalışılır. Yani etkin bir soruÅŸturmanın gerekleri yerine getirilir. SokaÄŸa çıkma yasağının kısmen kaldırılmasının ardından savcı gitmiÅŸti Cizre’deki o “vahÅŸet bodrumuâ€na. Ama güvenli deÄŸil diyerek bodruma girmemiÅŸti. “Girmek zorunda, iÅŸi bu, onun için maaÅŸ alıyor. Görevi ihmalden hakkında suç duyurusunda bulunmak gerekiyor†diyor TİHV BaÅŸkanı Prof. Åžebnem Korur Fincancı.
Savcının yapmadığını belediye yaptı. Binanın etrafına belediye görevlileri koruma bandı çekti. “Ama emniyet o bandı söktü. İnsanların gelip vahşeti görmesini sağladılar†diye anlatıyor HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız. Öyle de oldu. İnsan hakları kuruluşlarından heyetler, gazeteciler, milletvekilleri ve aileler; hepsi girdi o bodruma.
Onlardan biriydi TİHV BaÅŸkanı ve adli tıp uzmanı Åžebnem Korur Fincancı. Cizre’ye baÅŸsaÄŸlığına gitmiÅŸlerdi heyet olarak. Ama görmeleri için onları da bodruma götürdüler. Adli tıp incelemesi yapabilmek için örnek alması gerekiyordu Fincancı’nın ama hazırlıksız gitmiÅŸti. O da fotoÄŸraflarını çekti. En fazla 14 yaşında bir çocuÄŸa ait olabilecek bir altçene kemiÄŸi, çok küçük parçalar halindeki kafatası parçaları, bir gözlük…
Devlet eliyle hiçbir ÅŸey yapılmadığı için onların ardından baÅŸka bir adli tıp uzmanı heyeti inceleme yapmak için gitti Cizre’ye. Aradan iki gün geçmiÅŸti ama Fincancı’nın sözünü ettiÄŸi hiçbir kemik parçası yerinde deÄŸildi. Hatta pervazın üstündeki tank mermisi de… O da gitmiÅŸti. Heyet baÅŸka kemikler, el parçaları buldu.
İnsanların uzuvları, yakılmış kemikler ortalıkta dolaşırken devletten hiçbir tepki gelmiyor. Kimlikleri tespit edilemeyen 90 cenaze adli tıp kurumlarında beklerken aileler bu kez bodrumlara giriyor. “Birçok aile ya çocuğumsa diye alıp götürüyor†diyor Faysal Sarıyıldız. Sadece birinci bodrum değil ikinci ve üçüncü bodrumun da aynı durumda olduğunu anlatıyor Sarıyıldız. Yerle bir olmuş, yanık ve bozulmuş et kokusu yayılan bu bodrumların yasalara uygun kaldırılması için tüm girişimlerde bulunduklarını ama çabalarının karşılıksız kaldığını söylüyor. Bazı cenazelerin ise kimlik tespiti yapılamadan gömüldüğünden söz ediyor Sarıyıldız:
“Çünkü iyi koÅŸullarda tutulmuyorlar, bazıları kurtlandığı için gömülüyor. Dicle’ye dökülen molozların arasında insan parçaları bulunuyor. Çocuklar çöpün içinde el kol parçaları topluyorlar. Açık bir hukuk ihlali yaÅŸanıyor, insan hakları ve savaÅŸ suçu iÅŸleniyor. Bizim yaptığımız yardımlar ise engellenmeye çalışılıyor. Çok sayıda hukukçu, mühendis gibi teknik adamlar gözaltına alınıyor. Toplumsal yarılma daha hızlı gerçekleÅŸtiriliyor.â€
“Kamu düzenini sağlamak†diye yola çıkanların son vardıkları nokta, öldürülen yurttaşın kemiğini bile sormayan devlet olma anlayışına vardı.
Tüm bunlardan sonra hadi gelin Cizre’deki bir anneye adaletten, eşitlikten, özgürlükten, insan haklarından söz edin.