Karin Karakaşlı
Gazete Duvar
Şimdi mesele şu. Barış ve onurlu bir hayat için daha kaç insan mum gibi yanacak? Işık olacaklar diye illa feda mı edecekler kendilerini? O ışık ancak birlikte sahiplenilirse, bu sese, mücadeleye ortak olunursa son bulur kendini fedalar. Ki borcumuzdur. Çünkü HDP sadece bir siyasi parti değil ve o tutuklamalar eşliğinde gasp olunan hepimizin iradesi, başka türlü bir geleceğin ihtimali.
Televizyonlarda HDP temsilcileri olmaksızın HDP milletvekillerinin tutuklanması, Cumhuriyet gazetesi avukatlarına söz vermeksizin ‘gazete operasyonu’ konuşulurken, bir yazı tarihe karşı hesabını verecekse, sesine kastedilmeye çalışanları duyurmakla başlayabilir ancak. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel’i de tutukladınız. Tutuklanan HDP’nin Eş Genel Başkanları ile 4 HDP’li milletvekilinin Cuma günü Diyarbakır Adliyesi’ndeki işlemleri sürerken, Adliye önüne giden gelen protestoya gelen gruba saldırıp yaka paça göz altına almıştınız Tuncel’i. Gülümseyerek bekliyordu hükümsüz hükmünüzü. Ah o gülüş ya da o öfkeyle çakmak çakmak olan bakış, ah o karşı duruş nasıl da asabınızı bozuyor nasıl da korkutuyor sizi, değil mi?
Siz yurt geneline yayılan protestolara saldırıp kadınları, öğrencileri, işçileri tartaklayadurun, tutuklanan HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekilleri İdris Baluken, Ferhat Encü, Gülser Yıldırım, Leyla Birlik, Nursel Aydoğan ve Selma Irmak cezaevinden avukatları aracılığıyla mesajlar gönderiyor. Artık dışarı sayılmayacak o dışarıya, umut ve güç gönderiyor. Neler yapabileceğinizi bilerek…
Her ÅŸeye raÄŸmen
“Her ÅŸeye raÄŸmen umudumuzu tüketemez, direncimizi kıramazlar. İçeride ya da dışarıda HDP ve bizler yine Türkiye için biricik özgürlük ve demokrasi seçeneÄŸiyiz. İşte bütün korkuları bundandır†diyor Figen YüksekdaÄŸ, “Kimse moralini bozmasın, gardını direncini düşürmesin. Bu nefret ve saldırganlığın korkudan olduÄŸunu unutmasın. Mutlaka sevgi ve cesaret kazanacaktır. Sevgi ve selamlarımla.â€
Sonra Selahattin Demirtaş alıyor sözü: “ Öncelikle bütün dostlara selam ve sevgilerimi iletiyorum. Ülkemizin her gün daha fazla karanlığa itildiği bu günlerde, bizim hukuksuz bir şekilde tutuklanmamız sadece bu karanlığın biraz daha koyulaşmasına sebep olmuştur. Ancak bizi bu karanlıkta teslim alacağını sananlar, unutmasınlar ki tek bir kibrit çöpü, tek bir mum bu karanlığı aydınlatmaya yeterlidir. Bulunduğumuz yer ve koşullar ne olursa olsun halkımızın özgür yarınlarda barış içerisinde yaşaması için gerekirse mum gibi yanmaya devam edeceğiz. Herkes demokrasi mücadelesinde görev başında olmalı, canla başla bu karanlığı ortadan kaldırıp aydınlık geleceğimiz için çalışılmalıdır. Moralim ve sağlığım çok iyidir. Sevgilerimle.
Mum gibi
Şimdi mesele şu. Barış ve onurlu bir hayat için daha kaç insan mum gibi yanacak? Işık olacaklar diye illa feda mı edecekler kendilerini? O ışık ancak birlikte sahiplenilirse, bu sese, mücadeleye ortak olunursa son bulur kendini fedalar. Ki borcumuzdur. Çünkü HDP sadece bir siyasi parti değil ve o tutuklamalar eşliğinde gasp olunan hepimizin iradesi, başka türlü bir geleceğin ihtimali.
Neye kastedildiÄŸini anlamak, hatırlamak ve hiç unutmamak için HDP’lilerin savcılıkta verdiÄŸi ortak savunmaya da bakmalı. Savunma adlı siyasi manifestoya. HDP’nin 6 milyondan fazla oyla yüzde 10’luk seçim barajını aÅŸarak 80 milletvekili ile parlamentoya girdiÄŸi 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nden bugüne yaÅŸananların tek tek sıralandığı bu metinden ÅŸu bölümü hep aktarasım var: “Bizler seçilmiÅŸ halk temsilcileriyiz. Åžahsımızı deÄŸil bizi seçen seçmen kitlelerini temsil ederiz. Åžu anda da yasamanın, Meclis’in dokunulmazlığa sahip bir üyesi, milletvekili sıfatıyla karşınızdayım. Benim temsil ettiÄŸim bu kimliÄŸe ve halkımın iradesine saygısızlık yapılmasına izin vermem mümkün deÄŸildir. Ben, adil ve tarafsız bir yargı huzurunda hesap vermekten asla çekinmiyorum. VeremeyeceÄŸim hiç bir hesabım da yoktur. Ülkemizde yargının saygınlığı ayaklar altındayken, böylesi bir siyasi yargılamanın öznesi olmayı da asla kabul etmeyeceÄŸim. Åžahsınıza ve kiÅŸiliÄŸinize yönelik hiç bir tereddüttüm ve saygısızlığım yoktur. Ancak ÅŸaibelerle dolu bir siyasi geçmiÅŸe sahip olan ErdoÄŸan emretti diye baÅŸlatılan bu yargı tiyatrosunda figüran olmayı kabul etmiyorum. Benim buraya getirilmem bile hukuk dışıdır. Siyasetçilerin siyaset arenasındaki muhatapları siyasetçilerdir, yargı mensupları deÄŸildir. Bu anlamda sizler evrensel ve demokratik hukuk ilkelerine ve Türkiye’nin imzalamış olduÄŸu, aynı zamanda bir anayasa hükmü de olan uluslararası anlaÅŸmalara baÄŸlı olması gereken yargı mensupları olarak siyasi oyunların ve tezgâhların parçası olmayı reddetmelisiniz. Sizden hiç bir talebim ve beklentim yoktur. Siyasi faaliyetlerim nedeniyle ancak beni seçen halkım sorgulayabilir.â€
Dokunulmazlıkların Anayasa’ya ve Meclis İç Tüzüğü’ne aykırı bir şekilde kaldırıldığı, mahkemelerde nicedir hukuk adı altında müsamerelerin sergilendiği bir ortamda ruhuma kalsa, o parlamento ve o adalet sarayı milletvekillerinin, hakim ve savcıların protestolarına tanıklık etmeliydi. Cüppeler çıkarılmalı, kürsüler haykırmalıydı. HDP için değil kendi onurları için. Zira o kapsayıcı, muhalif ses, yegane umuttur Cumhurbaşkanı Erdoğan “Devlete, millete, hukuka meydan okuyan bu densizlerin amacı Türkiye’yi uluslararası zor durumda bırakmak sıkıştırmaktır†diyebildiği, Başbakan Yıldırım’ın da meclis faaliyetlerini durduran HDP vekillerini ‘okul kıran öğrencilere’ benzetebildiği bir ülkede. Bir de 4 Mart 1994’da Meclise girip DEP’lileri zor kullanarak gözaltına alırlarken, DEP kapatılırken, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Selim Sadak dokuz yılı aşkın süre cezaevinde kalmışken, AİHM Türkiye’yi bu davada mahkûm etmişken, Orhan Doğan’ın zorla arabaya bindirildiği o karedeki bakışına borcumuzdur dayanışma ve direniş. Hiçbir bedel boşuna değildi diye.
Şimdi burası bir kez daha, topyekûn bir açık hapishane. Bir şiirimde dediğim üzere:
“Gecenin içinde girdap var. Gündüz meşguliyetle kenarından dönebiliyorsun da, gece girdabına karşı çaresizsin. Karşısına geçip bakıyorsun öyle; bütün evler, o evlerdeki herkes uzak. Sadece girdap ve sen. Sıfatsız bir şey yalnızlık. Tarif etmeye çalışıyorsun, benzetmeye. Paylaşmak değil, göstermek için. Yutmasın seni girdap diye
Etiketin, kartvizitin, hesap bilgilerin gündüzde kaldı. Gece çarşaflarda birsin. Ad soyad’ kamusaldır. Yalnızlık tek isim
Toz kalkmış yandaki inşaattan. Birazdan hepsi terine yapışır. Çünkü kimse kimseden muaf değil. Çünkü kötülük bulaşıcı
Hayatımız uzun tutukluluk. Burası açık hapishaneâ€
