‘Ermeni Soykırımı’ ve ‘Kürdistan’ ifadelerinin suç olmadığı kabul edildi

Diyarbakır Barosu yöneticilerinin TCK 301’inci maddeden yargılandığı davada mahkemenin verdiÄŸi beraat kararları ile ‘Ermeni Soykırımı’ ve ‘Kürdistan’ demenin suç olmadığı kabul edildi.

Türkiye’de bir “ilk” olarak Diyarbakır Barosu yöneticilerinin TCK 301’inci maddeden yargılandığı davada mahkeme, verdiği beraat kararları ile “Ermeni Soykırımı” ve “Kürdistan” demenin kanunlara göre suç olmadığını kabul etti.

Diyarbakır Barosu tarafından 2016 ve 2018 yılları arasında yapılan açıklamalar ve hazırlanan raporlar nedeniyle dönemin Baro Başkanı Ahmet Özmen ve aralarında mevcut Baro Başkanı Nahit Eren’in de bulunduğu 10 Yönetim Kurulu üyesi hakkında Diyarbakır 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yargılamada önemli bir karara imza atıldı.

Davanın temelini oluşturan gerekçelerden biri, Baro tarafından 24 Nisan 2017 tarihinde “24 Nisan/Büyük Felaket: Ermeni Halkının Acısını Paylaşıyoruz” ve 24 Nisan 2018 tarihinde “Ermeni Halkının Dinmeyen Acısını Paylaşıyoruz” başlıkları ile yayımlanan basın açıklamaları oldu. Baro, “soykırım” ifadesini kullanıldığı bu açıklamalarında yüzleşme çağrısında bulundu.

Siha raporu

Baro yöneticilerine yönelik suçlama konusu yapılan olaylardan biri, 31 Ağustos 2017 tarihinde TSK’ye ait Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) ile Hakkari’ye bağlı Oğul Köyü (Tale) Kanireş mevkiinde gerçekleştirilen ve 1 sivilin yaşamını yitirdiği, 3 sivilin yaralandığı operasyona dair hazırlanan rapor oldu. Diyarbakır Barosu, Hakkari ve Van Baroları ile birlikte yapılan incelemeler sonucunda hazırladıkları bu raporda, sivillere yönelik yaşanan ‘yaşam hakkı ihlali’ dolayısıyla TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nu göreve davet etmişti.

‘Kürdistan ifadesini cezalandırmak utançtır’ denildi

Yine Meclis Genel Kurulu’nda “Kürdistan” ifadesi kullandığı için HDP eski milletvekili Osman Baydemir’e “geçici çıkarma” cezası verilmesi üzerine 18 Aralık 2017’de yapılan “Kürdistan ifadesini cezalandırmak utançtır, kabul edilemez!” başlıklı açıklama ile bu durumun kınanması, Baro yöneticilerine suçlama olarak geri döndü.

TCK 301’den 2 ayrı suçlama

Sözkonusu bu gerekçelerle dönemin Baro yöneticisi 11 isim hakkında TCK’nin 301. Maddesini oluşturan “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçundan 2 kez olmak üzere yanı sıra “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçunu oluşturan 216. Maddesi uyarınca iddianame hazırlanıp, 18 Kasım 2020’de yargılanmalarına başlandı.

Geçmişte şahıslara dönük benzer yargılamalarla karşılaşılsa da Diyarbakır Barosu yöneticileri hakkında TCK 301’inci Madde’den dava açılması, Türkiye’de bir ilki oluşturdu.

Mütalaa süpriz oldu

Bugüne dek 7 duruşmaya sahne olan yargılamanın bugünkü duruşmasında, henüz tüm sanık savunmaları tamamlanmamış olmasına rağmen sürpriz bir şekilde mahkeme heyetine esas hakkındaki mütalaasını sunan iddia makamı, sanıkların tümü hakkında beraat talep etti.

‘İfade özgürlüğü’nü oluÅŸturuyor

Savcılık mütalaasında beraat taleplerinin gerekçesi olarak ÅŸunları kaydetti: “Her ne kadar Diyarbakır Barosu’na baÄŸlı olarak avukatlık yapan sanıklar, Ahmet DaÄŸ, Ahmet Özmen, Cihan Ülsen, İmran Gökdere, Mahsum Batı, Muhammed NeÅŸet Girasun, Nahit Eren, NuÅŸin Uysal Ekinci, Serhat Eren, Sertaç Buluttekin, Velat Alan hakkında ‘Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aÅŸağılama” ve ‘Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’ suçunu iÅŸlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, kullanılan ifadelerin kamu güvenliÄŸi açısından açık ve yakın bir tehlikeyi ortaya çıkarmadığı, cebir, ÅŸiddet veya tehdit içermediÄŸi, yerleÅŸik Yargıtay kararlarında da belirtildiÄŸi gibi ifade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceÄŸi bilgi ve fikirler için deÄŸil, aynı zamanda demokratik toplumu ÅŸekillendiren çoÄŸulculuÄŸun, hoÅŸgörünün ve geniÅŸ fikirliliÄŸin doÄŸasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, ÅŸok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler içinde uygulanabilmelidir’ kararı ışığında da bu kullanılan ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında deÄŸerlendirilmesi gerektiÄŸi, bu sebeple sanıkların üzerine atılı suçların unsurları bakımından oluÅŸmadığı anlaşıldığından, CMK’nin 223/2-a maddesi gereÄŸince atılı suçlardan sanıkların ayrı ayrı beraatlarına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur,”

Mahkeme heyeti, savunmaların tamamlanmasının ardından açıkladığı kararında beraatlarına kararıverdiği Baro yöneticilerine ayrı ayrı 10 bin 250’şer TL vekâlet ücreti ödenmesine de hükmetti.

Kanuna göre suç olmadığı onaylandı

Heyetin, savcılık mütalaasında olduğu gibi beraat kararlarının gerekçesini 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) Madde 223 2/a bendini oluşturan “Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması”na dayandırdı.

Bu maddeye yapılan atıfla mahkeme, “Ermeni Soykırımı” ve “Kürdistan” ifadelerini kullanmanın kanunlara göre suç olmadığını tasdik etmiş oldu.

Kaynak: Artı Gerçek