Ceren Sözeri
T24
Bu hafta sonu Kamp Armen’e ya da bilinen adıyla Tuzla Ermeni Yetimhanesi’ne son ziyaret gerçekleştirildi. Kampta büyüyenler burada son kez bir araya geldiler.
Rivayet o ki çok yakın zamanda bu yemyeşil cennet bahçe yeni villalar yapılmak üzere yok edilecek. Bilinen adı yetimhane çünkü Anadolu’dan getirilen ve Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi’nin alt katına yerleştirilen çocuklar için yapılmış. Kendileri ‘çocuk evi’ demeyi tercih ediyor.
1962 yılında Tuzla’daki bu araziyi satın alıp kilise adına tescil ettirmiÅŸler. GedikpaÅŸa’da kalan çocuklar Tuzlalı Hasan Kalfa’nın önderliÄŸinde sırtlarında çimento taşıyarak, fidanlar dikerek bu kampı elleriyle inÅŸa etmiÅŸler. “Gayrimüslim vakıfların mülk edinemeyeceÄŸi” gerekçesiyle 1979’da Vakıflar Genel Müdürlüğü GedikpaÅŸa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı’nın elindeki tapunun iptal edilmesini ve eski sahibine geri verilmesini istemiÅŸ. Parası ödenen, bin bir emekle yapılan kamp hiçbir bedel ödenmeden ellerinden alınmış.
Kamptan 1500 çocuk yetiÅŸmiÅŸ. Bilinenin aksine yalnızca Ermeni çocuklar yetiÅŸtirmemiÅŸ. ÖrneÄŸin Süryani olan HDP Mardin Milletvekili Erol Dora da bu kampta büyümüş, ancak kardeÅŸleri yetimhanenin iadesi konusunu Meclis’e taşımadığı için kendisine biraz sitem ediyorlar.
Hrant Dink 8 yaşında gelmiÅŸ Tuzla’ya, eÅŸi Rakel Dink ile burada tanışmış. Kampın müdürü Hrant Küçükgüzelyan’ın önce vurulup ardından “Ermeni militan yetiÅŸtirme†gerekçesiyle tutuklanmasının ardından kampa Hrant Dink ve Rakel Dink sahip çıkmış. Önce çocuklar gitmiÅŸ, arazi birkaç kez el deÄŸiÅŸtirmiÅŸ, bina harabeye dönmüş. Arazi devletin elinde olmadığı için iade talebi yapılamıyor, ama devlet de haksızca el konulan bu arazi için bir ÅŸey yapmıyor. Kampta büyüyen Garabet Orunöz “Talebimiz hukuki deÄŸil vicdani” diyor, “burada yetim hakkı yendi.â€
Kampın ve o eski neÅŸeli günlerin unutulmaması için kardeÅŸler yılın belli zamanları burada bir araya geliyor, yemekler yeniyor ÅŸarkılar söyleniyor. Sonuncusu en hüzünlüsüydü. Bu 23 Nisan’da Ermeni çocuklara hediye edilemez miydi kampımız, diye iç geçiriyorlar, “Olmuyorsa, yaÅŸlanıyoruz bari bırakın burası huzurevimiz olsun.â€
Onlar için burası “Atlantis Uygarlığıâ€, Tuzla’da çok az kiÅŸi yerini biliyor, çevresine yapılan villalar nedeniyle saklı bir cennet gibi kalmış. En çok unutulmasından, bir gün gelip, “Zaten öyle bir yer hiç yoktu ki†denmesinden korkuyorlar. Orunöz kampa veda ederken yaptığı konuÅŸmada, Türkiye’de Ermeni olmanın nasıl bir his olduÄŸunu anlatmaya çalıştı. Kampın hikâyesi gibi Türkiye’de Ermeni olmak bedelini ödeyip satın aldığın, üzerine ellerinle inÅŸa ettiÄŸin bir yetimhaneye bir gün sadece Ermeni olduÄŸun için el konulmasıdır. Orunöz “İşine gelmiyorsa çek git kardeÅŸim, diyenlere, burası benim de ülkem diyebilmektir†diye bitirdi. Ermenilerin acısını paylaÅŸtığını söyleyenler, gönül kapılarını açanlar bu sese kulak vermeli, 23 Nisan’la 24 Nisan’ı birleÅŸtirmeye bir yerden baÅŸlamalı.
____________________________________
* Başlıkta Hrant Dink’in 23,5 Nisan yazısından esinlenilmiştir

