Sesonline
Sesonline.net haber portalı Genel Yayın Yönetmeni gazeteci-yazar Yalçın ErgündoÄŸan’ın 26 Nisan 2005’te BİRGün gazetesinde yayınlanan “Müritleri Haydar BaÅŸ’a baÅŸ kaldırdı” yazısı nedeniyle Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel BaÅŸkanı ve Kadiri Tarikati ÅŸeyhi Haydar BaÅŸ’ın ÅŸikâyeti üzerine hakkında açılan 3 yıl hapis istemli 2005/261 numaralı dosya kapsamındaki ceza davası İstanbul, (KasımpaÅŸa) BeyoÄŸlu 2.Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
DuruÅŸmaya katılmayan Yalçın ErgündoÄŸan’ın 5 sayfadan oluÅŸan savunması Avukatı Tora Pekin tarafından mahkemeye sunuldu. 17. celsede kararını açıklayan İrfan Adil Uncu baÅŸkanlığındaki heyet; ErgündoÄŸan’ı 5237 sayılı TCK’nın 125/2 maddesi uyarınca önce 90 gün hapse, ardından da TCK’nın 125/4 maddesi uyarınca cezanın takdiren 1/6 oranında artırılarak 105 gün hapisle cezalandırılmasına hükmetti.
Cezayı ‘adli para cezasına’ çeviren mahkeme Yalçın ErgündoÄŸan’ı 2 bin 100 TL. ceza ödemeye mahkum etti. ErgündoÄŸan’ın mahkemeye sunduÄŸu savunmasında ÅŸu görüşlere yer verildi:
“Yargıtay’ın defalarca belirttiÄŸi üzere, gazeteci maddi gerçeÄŸi araÅŸtırmakla yükümlü deÄŸildir. Aksini kabul, gazeteleri kesinleÅŸmiÅŸ mahkeme kararlarını yayımlayan resmi bir bültene çevirmeye yol açar ki bunun kabul edilemez olduÄŸu ortadadır. Haberin gerçek olmasından kasıt yayının somut olarak gerçek olması deÄŸil, yayının yayın sırasında var olan duruma uygun olmasıdır. Bu ilke Yargıtay kararlarında şöyle ifade edilmektedir:
“Gerçeklik haberin dayanağı olan olayın gerçeÄŸe uygun olması, haberin olayın vuku buluÅŸ biçimine uygunluÄŸu ÅŸeklinde anlaşılmalıdır. Gerçeklik, verilen habere ya da anlatılmak istenen amaca ve hedefe konu olan içeriÄŸin, yayın sırasında olayla ilgili durumuna uygunluÄŸudur. Haberin olayın maddi gerçekliÄŸi saptandıktan sonra verilebileceÄŸi kabul edilecek olursa, haber verme hakkı sınırlandırılmış olur. Bu bakımdan gazeteci de maddi gerçeÄŸi araÅŸtırmak ve ortaya çıkarmakla yükümlü deÄŸildir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kullanıldığı sürece hukuka uygundur. Bu unsurlardan biri olan gerçeklik; somut gerçeklik olmayıp olayın verildiÄŸi andaki beliriÅŸ biçimidir.â€
ErgündoÄŸan’ın yazısı da bu ilkelere uygun bir biçimde yazılmış ve yayımlanmıştır.”
“Yayın Basın Özgürlüğü Kapsamında
Yargıtay’ın ifadesiyle görünürdeki gerçeÄŸe uygun biçimde yayın yapmaktan ibarettir. Yalçın ErgündoÄŸan’ın yazdığı yazı/haber, varlığı dosyaya sunulu BilirkiÅŸi Raporu ile somut olarak ortaya konmuÅŸ Internet sitesini haberleÅŸtirmekten ibarettir. Bu siteden alıntılanan konunun haber deÄŸeri ise Akçaabat Nüfus Müdürlüğünün gönderdiÄŸi kayıtlarla net biçimde ortaya çıkmıştır.
Konu TBMM gündemine de gelmiÅŸ, Adalet Bakanı Cemil Çiçek kendisine yöneltilen soru önergesine verdiÄŸi yanıtta katılan Haydar BaÅŸ ile ilgili olarak; ” hazırlık soruÅŸturması yapıldığının ve soruÅŸturmanın devam ettiÄŸini” bildirmiÅŸtir. Taktir edileceÄŸi üzere TBMM gündemine taşınmış bir konunun artık haber deÄŸeri taşımadığını ya da gerçeÄŸe aykırı olduÄŸunu ileri sürmek mümkün deÄŸildir.
Nihayetinde de Haydar Baş hakkında kamu davası açılmıştır. Bunun anlamı açıktır: Türkiye Cumhuriyeti savcısı da iddiaları ciddiye almış, gerçeğe yakın bulmuş ve davasını açmıştır. Katılan bu dava sonucunda elde ettiği beraat kararını iddialarına dayanak olarak Sayın Mahkeme’ye sunmuştur. Ancak görüleceği üzere haber tarihi Nisan 2005 tarihini, bu karar ise Mart 2008 tarihini taşımaktadır. Haberden üç yıl sonra verilen bir kararın haberin görünürdeki gerçekliğine etki etmesi mümkün değildir.
“… Yalçın ErgündoÄŸan’ın yayın eyleminin gazetecinin haber verme hakkı ve ödevi çerçevesinde kaldığı açıktır. Dosyaya sunulu tüm bilgi ve belgenin ortaya çıkardığı kuÅŸkunun haberleÅŸtirilmesi; yani basın denetimine tabi tutulması gazetecilik görevinin yerine getirilmesinden ibarettir. Bu da gazetecilik görevini ifa eden rgündoÄŸan yönünden, Türk Ceza Yasası’nın 26. maddesi uyarınca hakkın kullanılmasıdır. 5187 sayılı Basın Yasasının 3. maddesinde bu hak şöyle tanımlanmıştır: “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleÅŸtirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. â€
Nitekim ErgündoÄŸan, yaptığı yayında en nihayetinde, akademik / siyasetçi / iÅŸ adamı / din uzmanı kimliklerini haiz bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının hukuka aykırı iÅŸlemlerini basın özgürlükleri çerçevesinde kamuoyuna duyurmaktan ibarettir….”
ErgündoÄŸan: “Gazetecilik Görevimi Yaptım”
ErgündoÄŸan, ise yaptığı açıklamda, yazısında “asla hakaret unsuru bulunmadığını, kamuoyunu bilgilendirmek maksadıyla bu ilginç bilgileri yayınlandığını ifade ederek ÅŸunları söyledi: “Asla hakaret kastı yoktur. Kamuoyunun gözü önünde bulunan, bir siyasi partinin baÅŸkanlığını sürdüren ÅŸahsın davranışlarına dikkat etmesi, eleÅŸtiriye de tahammüllü olması gerekir. Hem bir siyasi partinin başı ve bir tarikatın ÅŸeyhi olacaksınız, müritleriniz bile tutum ve davranışlarınıza tahammül edemeyip baÅŸkaldıracak. Üstelik de bu baÅŸkaldırılarını bir internet sitesi aracılığıyla kamuoyuna duyuracak. Siz gazeteci olarak, bunu görüp de haber yapmayacaksınız?! Böyle ÅŸey olur mu hiç?..”
Seher Vaktinde Tekrarlanması İstendi…
ErgündoÄŸan’ın Haydar BaÅŸ’la ilgili yazısının 26 Nisan’da BirGün’de yayınlanmasının ardından 28 Nisan 2005’te “Yeni Mesaj” gazetesinde ErgündoÄŸan için ‘seher vaktinde’ ve her fırsat buldukça okunması istenen bir de ‘beddua’ yayınlanmıştı…
28 Nisan 2005 tarihli Yeni Mesaj gazetesinde Müslim Karabacak adlı “köşe yazarı”(!)nın sütununa taşıdığı ifadelerden bir bölümü şöyle:
“Bir Müslüman’ı; ne İslam dininin, ne bu millete ait örf ve ananelerin, ne de bu milletin ahlak anlayışının asla kabul ve tasvip etmeyeceÄŸi yalan ve iftiralarla karalamaya kalkışanın, rencide edenin, huzurunu bozanın, rahatsız edenin ve namusunu, aile hayatını, aile mahremiyetini, olsa olsa ancak bir gayr–i Müslim’in tevessül edebileceÄŸi bir iÄŸrençlikte diline dolayanın; Allah’ın, Melaikenin, Resullerin, Sadıkların, Şühedanın, Salihlerin ve tüm evliya–yi kiramın laneti üzerine olsun. Üç. Ne İslam dininin, ne bu millete ait örf ve ananelerin, ne de bu milletin ahlak anlayışının asla kabul etmeyeceÄŸi bir yalanı/iftirayı, karalama ve kin maksadıyla, dile getirenin, yazanın, yayanın, gündeme getirenin, emeÄŸi geçenin, görüp sessiz kalanın, tasvip edenin, zevk alanın; Allah’ın, Melaikenin, Resullerin, Sadıkların, Şühedanın, Salihlerin ve tüm evliya–yi kiramın laneti üzerine olsun. İki cihanda da rezil olsun. Huzur bulmasın. Yüzü gülmesin. Âmin!..
Âmin! Âmin! Bir hürmet–i Tâ–Hâ ve Yâsîn. Vel’hamdü lillahi rabbil’alemîn. Yukarıdaki dua, aynı zamanda; din, vatan, bayrak–sancak ve diÄŸer tüm mukaddesatımız konusunda da bir iÄŸrençlik, bir ihanet içinde olan için de aynen geçerlidir. Bu köşeyi okuyan ve beni seven bütün dostlarımdan aynı duayı, öncelikle seher vaktinde, olmazsa fırsat buldukça yapmalarını istirham ediyorum…”
Mahkemenin Kararı
17. celsede kararını açıklayan İrfan Adil Uncu baÅŸkanlığındaki heyet; ErgündoÄŸan’ı 5237 sayılı TCK’nın 125/2 maddesi uyarınca önce 90 gün hapse, ardından da TCK’nın 125/4 maddesi uyarınca cezanın takdiren 1/6 oranında artırılarak 105 gün hapisle cezalandırılmasına hükmetti. Cezayı ‘adli para cezasına’ çeviren mahkeme Yalçın ErgündoÄŸan’ı 2 bin 100 TL. ceza ödemeye mahkum etti. Mahkeme ErgündoÄŸan’ı 5 yıl süreyle herhangi bir yükümlülük ve tedibir olmadan denetime tabi tutulmasına, CMK’nın 231/5 maddesi uyarınca, denetim süresi içinde kasten bir suç iÅŸlemediÄŸi ve ‘denetimli serbestlik’ tedbirine iliÅŸkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde; açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak, davanın düşmesine karar verileceÄŸini karar altına aldı. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması üzerine TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına yer olmadığını da kararında vurguladı.
BürGün gazetesi YazıiÅŸleri Müdürü İbrahim ÇeÅŸmecioÄŸlu ise; CMK 223/2-b maddesi uyarınca söz konusu davadan beraat etti. ErgündoÄŸan kararda belirtilen itiraz yolunu izleyerek, kararın iptali için yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ne baÅŸvuracak…
Ergündoğan Hakkında Süren Davalar
BilindiÄŸi üzere, ErgündoÄŸan hakkında açılan ‘ceza davası’nın dışında tazminat davaları da bulunuyor. Tazminat davalarının sürmekte olan ceza davasının sonucuna göre ÅŸekillenmesi bekleniyor.
» 2- İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’ndeki ‘tazminat’ davası: (15 bin TL tazminat isteniyor)
» 3- İstanbul, 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki ‘tazminat’ davası: (20 bin TL tazminat isteniyor)
» 4- İstanbul BeyoÄŸlu, 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’ndeki ‘tazminat davası’ (Yargıtayca kararın bozulması üzerine yeniden): ( 5 bin TL isteniyor)