Çağlayan ÇEVİK - Radikal
Edebiyat tarihimizin, en önemli ve en çok tartışılan manifestolarından birisiydi Garip önsözü. Orhan Veli, Oktay Rifat, Melih Cevdet imzalı yazı boyunca Garip üçlüsü kendi ÅŸiir anlayışlarını ve peÅŸine düştükleri yalınlığı uzun uzun izah ettikten sonra, eskiye ait olan her ÅŸeye savaÅŸ açtıklarını dile getirip son cümlelerinde patlatıyorlardı bombalarını: “Halbuki eskiye ait olan her ÅŸeyin, her ÅŸeyden evvel de ÅŸairanenin aleyhinde bulunmak lazımdır.â€
Bir öykü kitabından söz etmek için, yıllar önce yayımlanmış bir “şiir†önsözünden alıntıyla lafa girmek, birçokları için tuhaf, hatta budalalık olarak görülebilir. Görülmemeli… Çünkü hakkında yazılacak yazılarda ısrarla “gazeteciâ€liÄŸinin altı çizilecek Pınar Öğünç’ün “öykülerinden†söz edeceksek buna ihtiyacımız var. Peki neden, diye soracak olanlar alıntıladığım cümledeki “şairanenin aleyhinde†ifadesine biraz dikkatle baktıklarında, Öğünç’ün bunun bir benzerini Aksi Gibi adlı öykü kitabında neredeyse birebir uyguladığını görecekler.
Öykücü hiç ÅŸairane davranır mı canım, itirazlarını duyar gibiyim. Davranır efendim, bal gibi davranır. Çok eskilere gitmeye gerek yok, 2015’te olduÄŸumuz için yuvarlak olsun son beÅŸ yılda yayımlanan öykü kitaplarına bir bakın, neler var neler. Bilhassa son iki yılı çok bereketli öykü yazımının. Bununla ilgili endiÅŸesi olanlar da yok deÄŸil. Haklılar da. Neyse, konumuz öykünün bereketli sezonu deÄŸil. Konumuz, o bereketli sezon içinde “aynı ÅŸeyi†yaparak tekrara düşen, sonra tekrarın tekrarına düşen metinler. Çünkü “hayatı roman†olacak kahramanların öykülerini yazıyor birçoÄŸu. Kocaman kocaman kahramanlar, deÄŸil öyküye tek ciltlik yüzlerce sayfalık romanlara bile sığmayacak kahramanları anlatıyorlar. BirçoÄŸu da bol kelime oyunuyla “yahu bunu ÅŸeyde de okumamış mıydık†dedirtiyordu insana. İlla birer “numara†çekme peÅŸinde yazarlar, öyküler. Usul usul, sakin sakin giden olaylar silsilesi birden Tarantino filmine dönüveriyordu çok zaman. Haliyle zorunlu bir mizah! O dillere destan sokaktaki adam, üçüncü sayfa fukaraları, mahalle komÅŸumuz, ablalar, teyzeler, amcalar, tezgâhtarlar, beyaz yakalılar… O kadar yalın hayatlarına raÄŸmen neredeyse birer süperkahraman gibi çıkıyorlardı karşımıza!
Çünkü zordur, yalın olanı, bütün yalınlığıyla anlatabilmek.
Sıradan insanlar…
Söze ÅŸiirden girdik, yine ÅŸiir için kurulan bir cümleyi hatırlamak gerek: “şiir aza indirgeme sanatıdır†demiÅŸler. DoÄŸru. Öykü de bir o kadar öyledir. Hayatım roman, diyen insanların hayatını öykü halinde yazabilmek için azaltmak, daha da azaltmak gerek. Koca bir ömür de olabilir anlatılan, kısacık bir an… O küçücük anı, uzun uzadıya anlatmak en kolayı. Asıl cesaret isteyeni o küçücük anın, kırılma anının anlatımını aynı kısalıkta, hatta yalınlıkta tutabilmektir. Asıl marifet, o kırılma noktasının bütün yıkıcı etkisini, tek bir sözle gösterebilmektir. Hele bunu, “şairaneâ€lik dolu bir kelime oyunuyla deÄŸil de su kadar yalın biçimde anlatabilmek… iÅŸte orası biraz zor! Lafı çok uzattığımın farkındayım, ama bunu yapmak zorundayım. Çünkü Pınar Öğünç, Aksi Gibi’de o meÅŸhur sıradan insanları; günlük yaÅŸamın hayhuyu içinde derbeder olmuÅŸ fukaraları, amcaları, teyzeleri, tezgâhtarları, iÅŸadamlarını, gençleri, ihtiyarları, evlileri, bekârları; sizi, beni, bizi bütün yalınlığıyla anlatırken, bunu yine olaÄŸanüstü bir yalınlıkta baÅŸarıyor.
Nobel kurulu, Alice Munro’nun ödülü almasına gerekçe olarak ne demiÅŸti: “duruluk ve psikolojik gerçekçiliÄŸiyle öne çıkan, incelikle iÅŸlenmiÅŸ hikâyelerinden dolayı.â€
Hiç abartmadan söylemek gerek, Pınar Öğünç Aksi Gibi’de bu gerekçenin tam Türkçe karşılığını veriyor. Bir dantel gibi işliyor anlatacağı olayları, kişileri, hisleri. Bir ilişkiye dair sayfalarca anlatılabilecek kadar önemli, bütün bir metnin çekirdeğini oluşturacak noktayı, bir fiske darbesiyle koyuveriyor öykülerinde. Göz açıp kapayıncaya kadar, birkaç kelimelik bir cümleyle bütün boşlukları dolduruyor. İşten kaytaran bir adamın, parkta yaşadığı fevkalade gibi görünse de aslında gayet sıradan birkaç saati. Sevgilisiyle ailesinin evinde kaçamak yapan gencin farkında olmadan annesinin duygu dünyasında yaratacağı zedelenmeyi. Belki de büyük hayaller uğruna bırakıp gittiği memleketine tek bir telefonla geri dönmek zorunda kalmayı. Şehrin yeni oyuncağı, açık alan spor aletlerinde -anlık bir cinnetle belki- makûs kaderini tarihe gömen kadınları. Ve daha nicelerini bir çırpıda, tek solukta anlatıyor Öğünç.
Bunları “şairaneâ€lik tuzağına düşmeden yapıyor. Koca cümlelerle deÄŸil, küçücük bir detayla yapıyor. Hepimizin bildiÄŸi, “evet yahu tam da bu†dediÄŸimiz/diyeceÄŸimiz biçimiyle gösteriyor.
Yazının başında, hakkında yazılacak yazılarda ısrarla “gazeteciâ€liÄŸinin altı çizilecek, demiÅŸtim Pınar Öğünç için. Kabul etmek gerekir ki, birçok okur bu kitaba onun gazeteci kimliÄŸini göz önünde bulundurarak yaklaÅŸacak. Ondan, büyük dramlar, kocaman insanlık tarihini sokaktaki adamın omzuna yüklediÄŸi hikâyeler bekleyecekler belki. Kürt bir genci anlattığında en az otuz yıllık bir gönderme, tezgâhtar bir kızda bir yaÅŸanamamışlıklar silsilesi, plaza insanında çağın/sistemin diÅŸlileri arasında derbeder olmuÅŸ biçare beyaz yakalıların trajikomik destanını, türbanlı bir kızda eski-yeni Türkiye metaforlarını hasılı kelâm her kahramanında koca bir arka planı arayacak okurlar. Daha doÄŸrusu, bu kliÅŸelerden nemalanacağını sanacaklar. Ama hayır! İşte bu hataya düşmüyor Öğünç. Tüm saydıklarımın ve saymadıklarımın, gerçek anlamıyla “gündelik†yaÅŸantısından bir sahneyi gösteriyor. Bu kadar!
Biraz düşünün şimdi, “Yazık oldu Süleyman Efendi’ye†dizesi ne kadar çok şey anlatıyorsa şiirde, “Kocası eşofmanı üzerine pardösü giymesini şart koştu,†sözü veya “Alışıyorsunuz. Hayat gibi,†sözü o kadar çok şey anlatıyor Pınar Öğünç’ün öykülerinde. Kalemşorluktan, süsten, lüzumsuz söz oyunlarından uzak, yalın olanı bütün sahihliğiyle anlatan öyküler toplamı. Sıradan insanların sıradan hayatlarından, en sıradan anların en basit anlatımı.
Aksi Gibi’den söz ederken, en az Pınar Öğünç kadar, yalın, basit bir ÅŸekilde anlatmak isterdim derdimi, onun yaptıklarını. Ama kolay deÄŸil. Uzun lafın kısası Pınar Öğünç’ün yaptığı da hiç kolay deÄŸil, üstelik bu kadar baÅŸarılı olsun! Aksi gibi yapmış da…

AKSİ GİBİ
Pınar Öğünç
İletişim Yayınları
2015, 120 sayfa, 12,5 TL.