Bedenimiz Bizimdir!

Hikâye tanıdık gelecektir: İnsanlığa büyük musibet olarak gönderilen Pandora, merakına yenilerek hastalığı, acıyı, yaşlılığı, açlığı, ahlaksızlığı ve her türlü kötülüğü yeryüzüne yayar. Hikâyeye göre ‘ilk kadın’ olan Pandora, tüm kötülüklerin de kaynağıdır. Asırlardır kadına reva görülen muameleyi ve kadının toplumdaki yerine yönelik gündeme getirilen konuları göz önüne alınca, 2012’nin son kadınları da ‘ilk kadın’ kadar suçlu ve cezalandırılmayı hak ediyor…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2012 Parlamenterler Konferansı kapanış oturumunda sezaryen doğuma karşı olduğunu, kürtajı ise cinayet olarak gördüğünü dile getirdi. Ardından AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Olağan Kongresi’nde bu görüşünü daha da ileri götürüp “Her kürtaj bir Uludere’dir” dedi. Bu sözleriyle habercisi olduğu, önümüzdeki haftalarda meclise sunulacağı belirtilen ve kabul edilirse hamileliklerini sonlandırmak için kadınlara dört haftalık bir sınırlama getirecek olan ‘Kürtaj Yasası’ ise, medyada çıkan haberlere göre şu an hazırlık aşamasında!

Bugün, Roboskî/Uludere katliamının failleri hâlâ meçhulken ve her fırsatta yüceltilirken, katillerin bulunmasını talep edenler ‘ölü sevici’ olarak nitelendiriliyor! Üstelik bir hak olan kürtajı yaptıran kadınlar ve görevlerini yapan doktorlar resmen katil ilan ediliyor ve onlarca çocuk ve yetişkini vicdansızca bombalayanlarla bir görülüyor.

Bugün yaklaşık nüfusun 75 milyon olduğu Türkiye’de, 5-17 yaş arası çalışan çocukların oranı yüzde 49, çocuk gelin sayısı ise 5.5 milyon civarında. Kadın cinayetlerinde yedi yılda kaydedilen artış oranı yüzde 1400; her gün 5 kadın sevdikleri tarafından öldürülüyor! Tüm bunlara karşı önlem alması gereken devlet ise kendi ajandasındaki faaliyetlerine ara vermeden devam ediyor. Tecavüze uğrayan çocuklara, bu zulüm için rıza atfedilmesi, tecavüzcülerin ‘itibarlarının’ ve ‘mahremiyetlerinin’ korunması amacıyla, davalarına haber yasağı getirilmesi, mağdurların hayatlarını belirleyecek kontrolleri için yıllar sonraya randevu verilmesi yeterli gelmiyor, tecavüzden sonra hamile kalmaları durumunda, kürtaj hakları da ellerinden alınmak isteniyor. Sokaklarda yatan, devlet kurumlarında cinsel istismara maruz kalan, ailesi tarafından para karşılığı satılan, tecavüz ve ensest kurbanı çocuklara, sayıları milyonları bulan çocuk gelinlere sahip çıkmayan devlet, tecavüz sonucu doğacak çocuklara bakmayı vaat ediyor!

Bugüne kadar, tecavüze uğrayan ve öldürülen, toplum, iş ve özel hayatın her alanında şiddet gören ve nefret cinayetlerine kurban giden kadınlar, kadın-erkek eşitliği, kadın hakları ve kadın sığınma evleri ile ilgilenmeyen, kısacası kadınların mağdur olduğu/edildiği hiçbir alanda tek kelime etmemiş olan ve yaşam hakkını bu kadar savunurken, polis şiddetine maruz kaldığı için bebeğini düşüren öğrenciye hiç değinmeyen başbakanın, kadınların ne zaman ve nasıl doğum yapacakları, kaç çocuk doğuracakları ya da ‘doğurmayacakları’ konusunda dayatmalarda bulunmasını kesinlikle kabul etmiyoruz!

Şu aşamada tartıştığımız şey kürtajın doğruluğu veya yanlışlığı değil, fakat iktidara, politikacılara ya da kürtajı cinayet olarak görüp yasaklanmasını talep edenlere söyleyeceğimiz tek şey şudur: kadın bedeni üzerinde tahakküm kuramazsınız; bedenimiz bizimdir, devletin veya erkeklerin mülkü değildir!

GELSİN KOCA, GELSİN HOCA, GELSİN PATRON, GELSİN COP, İNADINA İSYAN, İNADINA İSYAN, İNADINA ÖZGÜRLÜK!

NOR ZARTONKLU KADINLAR