Bu yıl 14 Şubat Dünya Öykü Günü bildirisini Pakrat Estukyan yazdı. Türkçe, Ermenice ve İngilizce yayımlanan bildiride göç ve göçmenlik vurgusu öne çıktı. Bildiride “Öykü, düzyazının en yalın, sözünü damıtarak söyleyen, okuru da bu söyleyişe çağıran türüdür. Hayal etmeye, hatırlamaya, ‘öteki’ni anlamaya kapı aralar. Bu tür üzerine eğilmek, türü anımsamak, kutlamak bu nedenlerle de önemli. 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nü böyle bir dirençle karşılayalım†denildi.
Unutmamak için, hatırlamak için hikaye etmek
Göç ve hikaye iliÅŸkisine dikkat çekilen bildiride ÅŸu ifadelere yer verildi: “Dedesi veya ninesi baÅŸka, babası veya annesi baÅŸka yerde toprak olmuÅŸ, kendisi baÅŸka bir yerde ve ihtimal ki evlatları daha da baÅŸka yerlerde gömülecek insanlar tanıdım. Sermayenin egemenliÄŸi, insanların doÄŸup büyüdükleri, kök saldıkları yerleri yaÅŸanmaz kıldıkça, baÅŸka diyarlara göç etmekten öte çareleri kalmazmış, bunu öğrendim. Üstelik bu göç, bireyi türlü zorluklarla dolu yeni ve yabancı bir ortamda yalnız bırakıyor. Dayandığı kültür, bildiÄŸi yaÅŸantı göç yollarında eriyip gidiyor. Elinde tek yol kalıyor: Unutmamak için, hatırlamak için hikaye etmek, öyle saklamak. ‘AÄŸaç dalıyla gürler’ derler. Hikayat hem eski hayatlara, tarihe, analara, atalara doÄŸru kök salıyor, hem de ağızdan ağıza, kalemden kaleme yeniden filiz veriyor.â€
Bildiride “Beş asır önce İber Yarımadası’ndan sürülenlerin, yüz elli yıl önce Kafkas Dağlarından kopup Karadeniz’in azgın dalgalarıyla boğuşarak komşumuz olanların, Girit mübadillerinin, Balkan muhacirlerinin, onların torunları, torunlarının torunları, günümüzde Irak’tan, Suriye’den, Afganistan’dan kaçıp kentlerine, köylerine, sokaklarına sığınan çaresiz insanlara nasıl da yadsıyarak, dışlayarak, hatta nefret duyarak, tiksinerek bakıyorlar. Akdeniz sahillerinde bir plajın kumlarında üstü öteberiyle örtülmüş mülteci cesedi, savcı raporu için bekletilirken, tatilciler hemen yanı başında güneşlenmeye, denize girmeye devam ediyor. Bodrum sahilinde kıyıya vurmuş dört yaşındaki bir çocuğun cesedini kucağında taşıyan jandarma erinin gözyaşı donuyor yanağında. Öte yanda bu cinayetin faili olan küresel siyasetin ağaları da timsah gözyaşları dökmekteler†denildi.
‘İnsan insanı anlasın, vicdanlar pas tutmasın’
İyi edebiyatın vicdana ve düşünceye ışık tuttuğu vurgulanan bildiride “Bütün bu karanlıklar içinde sanat, insan aklının insan ruhunu yüceltmek için ürettiği emek olarak, başkasının acısını da görmeye devam etmemize, kötülüğe asla alışmamamıza çabalar. İyi edebiyat, yaşamın can evinden derlenmiştir, doğrudan duygularımıza, vicdanımıza, son kertede ise düşüncemize ışık tutar. Bu şekilde insana, insanı anlatır. Günlük yaşam telaşında görmediğimiz, duymadığımız, son tahlilde kaybettiğimiz empati duygusunu vicdanımıza yerleştirir. Ankara Öykü Günlerinin bu yılki ana temasının mültecilik halleri olması tam da bu gerçekliğin gereğidir ve yerindedir. İnsan insanı anlasın, vicdanlar pas tutmasın, kötülük kendi karanlığında boğulsun, iyilik hüküm sürsün diye…†ifadeleri yer aldı.
Özyalçıner: Öykü yeniden yaratır
Bu yıl Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) tarafından hazırlanan Dünya Öykü Günü bildirisini ise Yazar Adnan Özyalçıner kaleme aldı. Aynı zamanda TYS genel başkanlığı görevini yürüten Özyalçıner’in “Öykü yeniden yaratır†başlıklı bildirisi şöyle:
“YaÅŸamla iç içedir öykü. YaÅŸamın bir parçası. İnsandır. DoÄŸayla, toplumla bütünleÅŸen.Tanıktır öykü. Aydınlığın da karanlığın da tanığıdır.İnsanların yarattıkları güzelliklerle zenginlikler eÅŸitçe paylaşılsın der/demiÅŸtir.Acı çekilmesine/çektirilmesine, ölüme/öldürülmelere karşıdır. Acıyı sevince, savaşı barışa çevirmektir amacı. BaÅŸkaldırıcıdır.ÇoÄŸuldur öykü. Tek bir insanı anlatıyor olsa da çoÄŸuldan/çoÄŸulluktan yanadır.Sevgidir öykünün dili. Sevmek, sevilmektir. Sevinçle mutluluÄŸun egemen olduÄŸu/olacağı bir ÅŸenliktir öykü.İnsanın insanca, en insanca yaÅŸayacağı/yaÅŸayabileceÄŸi bir ülke, bir dünyadır öykü.Duygularını, düşüncelerini özgürce ifade edebileceÄŸi, serbestçe yayabileceÄŸi bir ülke, bir dünyadır. İnsancıl bir dünya…Öykü belirli bir süreç içinde geliÅŸir/geliÅŸmiÅŸtir. Bu süreç içinde bulunulan yeri, zamanı, yaÅŸananları ele alarak -gerekiyorsa geçmiÅŸle gelecekle- baÄŸlantılarını kurar. İster topluma ister doÄŸrudan bireye yönelik olsun, uyumlarla uyumsuzlukların, iliÅŸkilerle çeliÅŸkilerin yarattığı olaylardaki deÄŸiÅŸende deÄŸiÅŸmeyeni yakalar.Böylece yaÅŸam öyküyü, öykü yaÅŸamı var eder/etmiÅŸtir. YaÅŸananlarla/yaÅŸatılanlarla bütünleÅŸerek.Öykü yeniden yaratır. Yeniden! Yeniden!â€
Kaynak: Evrensel

