Tacım AÇIK – Canan AYDIN
Birgün Gazetesi
CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül’ün, Ermenistan Devlet BaÅŸkanı Serj Sarkisyan’ın beraber maç izleme davetini kabul etmesinin ardından, Ermenistan ve Türkiye kamuoyu Türkiye-Ermenistan iliÅŸkilerine odaklandı. Haliyle bu davet uluslararası platformda kendisine önemli bir rol buldu. GeçtiÄŸimiz günlerde Ermenistan Devlet BaÅŸkanı Sarkisyan”ın, Türkiye-Ermenistan iliÅŸkileriyle ilgili bir soru üzerine, “CumhurbaÅŸkanı Gül’ün ülkemizi ziyaret etmesi, iliÅŸkilerimizi geliÅŸtirmemiz için gerçek bir zemin oluÅŸturacak†sözüyle ziyaret öncesi taraflar arasında kısmi diyalog zemininin oluÅŸtuÄŸu izlenimi çıkıyor. Ziyaretin Türkiye-Ermenistan iliÅŸkilerinin geliÅŸimi açısından bir barış adımı algısı taşıyıp taşımadığını, AB”nin destek vermesine karşın, MHP ve CHP”nin karşı çıkmasının alt okumalarını, Abdullah Gül”ün politik
olarak değişip değişmediğini, ziyaretin uluslararası platformda nasıl yorumlanacağını ve beklenen olası süreci Beril Dedeoğlu, Tatyos Bebek, Hayko Bağdat, Ece Temelkuran, Pakrat Estukoğlu ve Murat Yetkin ile konuştuk.
Diplomatik bir ilişki kurmanın sebebi var
Hayko Bağdat (Radyo Programcısı)
Hrant Dink”le baÅŸlayan yarım kalmış mücadele, elde kalanlarla devam ediyor. Toplumların kendi aralarında aÅŸağıdan yukarıya baskı yaparak beraber yaÅŸama ve geleceÄŸi beraber kurma haklarının, dünyadaki bütün kesimlerden çok, Türkiye Ermenileri ile Türkiye”deki diÄŸer toplumlar arasında yapılması gereken bir çalışmayla olması gerektiÄŸini düşünüyoruz. Elbette hayırlı bir iÅŸ bu. Ama eninde sonunda burada oluÅŸacak müzakerelerin, diplomasinin, uluslararası iliÅŸkiler dediÄŸimiz ÅŸeyin soÄŸuk tavrının kısa vadede beni çok heyecanlandıran bir tarafı yok. Aynı ÅŸekilde bizler, Fransa”da parlamentoda karar çıktığında da Amerika”daki baÅŸkanın “jenosit” deyip dememesinde de hep aynı tavrı gösteriyorduk. Çünkü bunlar bir satranç tahtası oyunudur. Oysa halkların geleceÄŸini beraber ihya etme çabası baÅŸka bir iliÅŸki ağıyla yürür. Bu olmadı. Yani Hrant Dink öldürüldüğünde bu yarım kaldı. Åžimdi artık baÅŸka bir ÅŸey var. Diplomatik bir iliÅŸki kurulma sebebi var. Bunun niye olduÄŸunun, niye bu süreçte olduÄŸunun altını okumak lazım: Bir davet geldi ve o davetin gönderilme sebepleri vardı. Bunun karşılanma sebepleri var. Dolayısıyla Türkiye”deki muhafazakar kesimin tepkileri olacaktır. Liberal gözüken hükümet içinde Abdullah Gül insan iliÅŸkileri yönüyle saÄŸduyulu olan insanlardan bir tanesi. Gitmesini bekliyordum. Maç vesilesiyle olsa bile, aslında baÅŸka ÅŸeyler konuluÅŸacağını hepimiz biliyoruz. Onun “Maç için gidiyorum†cümlesini anlayışla karşılıyoruz. Zamanla politik eylemler de deÄŸiÅŸebiliyor. Daha önce de Alparslan TürkeÅŸ, bir sürü öneride bulunmuÅŸtu. Bugün Devlet Bahçeli baÅŸka bir ÅŸey söylüyor. 1993″te Abdullah Gül sadece Ermeniler için deÄŸil, bir sürü konuyla ilgili bir sürü ÅŸey söylemiÅŸtir büyük ihtimalle. O deÄŸiÅŸtim, dönüştüm hikayelerinden sonra onu çok önemsemiyorum. Benim referans noktam o deÄŸil. Abdullah Gül”ün ÅŸahsında yürüyen mücadele deÄŸil. Konjonktürün bizi üstten aÅŸağıya itiyor olması bir yandan içimi burkuyor. Bir yandan da hiç yoktan iyidir noktasına getiriyor.
MHP ve CHP”nin aldığı tutuma söyleyecek söz yok. Hadi MHP”yi hiç konuÅŸmayalım. Ama CHP”nin MHP”yi sollayacak ÅŸekilde saÄŸ bir parti olduÄŸunu hepimiz görüyoruz.
Uluslararası iliÅŸkiler açısından yorumlamaktan üzgünüm. Yakın tarihte yaÅŸanan her ÅŸey uluslararası iliÅŸkilerin bir sonucu deÄŸil mi zaten? Bu bölge halklarının yaÅŸadığı bütün travmalar devletler arası iliÅŸkilerin bir sonucu deÄŸil mi? ABD”de Irak”a da uluslararası iliÅŸkilerde bir konsensüs saÄŸlayarak girdi, ama öyle ama böyle. Zaten sorun burada bence, birbirini çok iyi tanıyan ama bunu unutmuÅŸ olan halkların birbirini tekrar anımsaması gerek. Asıl gerçek barış, gerçek gelecek böyle kurulur. Çünkü bugün uluslararası iliÅŸkilerde Abdullah Gül oraya gider, konjonktür deÄŸiÅŸtiÄŸinde baÅŸka bir ÅŸey olur.
Ortada hiçbir ÅŸey yokken, devletin resmi aÄŸzıyla, medyasıyla, ordusuyla, benim etnik kimliÄŸimden olan insanlara küfür söylerken daha ne konuÅŸalım? Hatırlayalım, “Sabiha Gökçen Ermeniydi” dendiÄŸinde, ordu yaptığı yazılı açıklamada “Sabiha Gökçen”e atılan bu iftira ve hakaret” sözlerini kullandı. Bir kadın pilotun Ermeni olması ihtimali ona yapılmış bir hakaret olarak algılanıyor, devletin resmi aÄŸzında. Bu her yerde ötekileÅŸtiren bir üslup. Medyada, askeriyede, hükümette görüyoruz bunu. İlk defa o taraftan da baÅŸka bir açılım geliyor. Bu bakımdan gidip gelmesini beklemek gerek. Bir de bunun Ermenistan ayağı var. Bunları, döndüğü zaman konuÅŸmak gerekir. Çok umutluyum, çok güzel ÅŸeyler olacak demiyorum ama resmi anlayışın tavrını, üslubunu deÄŸiÅŸtirmesinin ufacık bir adımı gibi yorumlanabilir. Olumlu mu deÄŸil mi daha bilmiyoruz tabii. Sonucuna bakmak lazım. Yapmaya çalıştığımız ve yapılmasını özenle beklediÄŸimiz ÅŸey, aÅŸağıdan yukarı bu halkların bir arada bir gelecek kurma talebini yukarıya bastırmak ve zorlamaktı. Åžimdi biz tribünlerdeyiz, seyirciyiz ve oynanacak ikinci maça ne çıkacak diye bakıyoruz. Olumlamak anlamında da bu kadarını söyleyeyim.
Arka planı önemli, yoksa unutulup gider
Beril DEDEOĞLU (Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi)
En azından bir diyalog zemininin kurulabileceğini işaret eden bir durum. Aslında bir diyalog zemini vardı, bu ziyaret belki bunu dünyaya duyurmak anlamına da geliyor. Bu iki ülkenin resmi politikalarını kökten her konuda değiştirmesinin yolunu ne kadar açar emin olmak zor. Ama en azından belki sorunların çözümünü değil de, işbirliği olanaklarının tartışılması mümkün olabilir.
Negatif unsurların bertarafı değil de pozitif olabilecek unsurların değerlendirilmesi söz konusu olabilir. İkinci olarak da toplumsal önyargıların kırılmasına yol açabilecek bir sürecin başlangıcı olabilir. Ermenistan vatandaşları ile Türkiye vatandaşlaları aralarında daha rahat diyalog kurabilme olanağı bulabilir. Daha yukarıya yapılmış bir referanstır. Yani Cumhurbaşkanının referansı altında daha özgüvenli diyalog zemini bulabilirler.
Ziyaretin yapılmasını destekledim ve yapılması gerektiğini düşündüm. Çok umut bağlamayarak konuşuyorum. Çünkü konjonktürel durumlar, çevre ülkelerle ilişkiler, her iki ülkede muhafazakar kesimlerin doğurabileceği baskılarla sistem değişiverir. Bahar havası gidebilir. Bunu şöyle düşünebiliriz; deprem nedeniyle Türk-Yunan yakınlaşması olmuştu. Tıpkı bunun gibi belki böyle bir başlangıcın ivmesini oluşturur. Bu umut hoş bir umut, dolayısıyla böyle bir teklif gelmesinden itibaren kabul edilmesi gerektiğini düşünenlerdenim.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bence “Ben diplomatik bir ilişki kurmak için gitmiyorum, siyaseten bir tavır sergilemeye gidiyorum. Maç izlemeye gidiyorum demek tabii ki kültürel diyalog zemini kurmaya ve bir atmosfer yaratmaya gidiyorum demek ama bunu resmi bir diplomatik ilişki kurma süreci olarak algılamayın†diyor.
CHP ve MHP”nin ziyaret için onay vermemesi çok tutarlı bence. Çünkü AB”nin desteklediÄŸi bir siyasete CHP ve MHP”nin karşı çıkması çok ÅŸaşırtıcı deÄŸil. İkincisi CHP her ÅŸeye itiraz ettiÄŸi için ÅŸaşırtıcı deÄŸil. MHP de Türklük üzerinden meseleye baktığı için, siyasetini bunun üzerine kurduÄŸu için karşı çıkacaktır doÄŸal olarak. “Düşmanla iÅŸ birliÄŸi yapmak”, “Ermenistan”a boyun eÄŸmek” gibi algılayacaktır ve seçmenine de o ÅŸekilde hitap edecektir. Oysa ki MHP”nin geçmiÅŸinde bunun tam tersi rasyonel kararlar verenler vardı. Ama ÅŸu an her ikisi de muhalefette oldukları için bunu rahatlıkla söyleyebilirler.
Abdullah Gül”ün bu ziyaretiyle aynı Gül olmadığı anlaşılıyor. Bir defa ÅŸu an iktidardalar. İkincisi dünya deÄŸiÅŸti, koÅŸullar deÄŸiÅŸti, muhtemelen kiÅŸiler de deÄŸiÅŸiyor. Dolayısıyla da akıllı siyasetçiler de var olan koÅŸullara göre farklı tutumlar alabilir. İkincisi de daha önce muhalefette iken ya da siyaset dışı bir alandayken söylenenle iktidarın en tepesinde iken söylenen arasında farklılık olur. Dolayısıyla daha önce ÅŸunu yapmıştı, ÅŸimdi ÅŸunu yapmıyor gibi eleÅŸtiriler çok anlamlı deÄŸil.
Önemli olan ÅŸu anın gereÄŸi nedir, ona uygun davranılıyor mu ve bu hesaplanarak yapılmış bir davranış mı, bunun yanıtlarına bakalım. Bir de bu irade Abdullah Gül”den gelmedi bunu da unutmamak lazım. Kendimi davet ettireyim demedi.
Batı dünyası bu ziyareti gayet tabii ki olumlu karşılayacaktır. Umalım ki Türkiye, bu ziyaret ve iyi niyet gösterisini Avrupa BirliÄŸi ile iliÅŸkilerinin bir parçası olarak kullanmayı becersin. Bunu bir argümantasyon olarak iyi kullanabilsin. Zaten olumlu karşılanabilecek bir ÅŸeyi siyaseten kullanmak gerekir diye düşünüyorum. İkinci ayağı ise Rusya ile ilgili. Rusya”ya bu ziyaretin tümü ile Ermenistan”ı batıya yaklaÅŸtırmak siyaseti olmadığı konusunda Türkiye”nin ikna edici bir siyasi tavır alması gerekir. Böyle bir siyasi tavır almazsa Gürcistan”ın başına gelenlerin Ermenistan”da da farklı bir ÅŸekilde olmaması mümkün gözükmüyor. Dolayısıyla Rusya”yı kızdırmadan sadece normalleÅŸme ve Ermenistan”ı sıkışmışlıktan kurtarmayla yetinen bir Türkiye rolü yeterli. Ayrıca Azerbaycan var. Azerbaycan”a bu ziyaret önceden haber verilmiÅŸ ve diplomatik olarak, siyasi olarak bunun Türkiye için ne kadar erdem olabileceÄŸi, ne gibi faydaları olabileceÄŸi bir konuÅŸma kompleksinin ana çerçevesinde bildirilmiÅŸ olsa gerek. Bununla birlikte Azerbaycan”daki milliyetçi kesimlerin bunu kullanacağını düşünüyorum. Ama bir yandan da Azerbaycan”ın Türkiye”nin davranışlarını sınırlama eÄŸilimine Türkiye”nin boyun eÄŸmeyeceÄŸi de söz konusu. İpotek altına alamayacağının da ortaya çıkması önemli. Çünkü bu baskı Türkiye”nin biraz elini daraltan da alana iÅŸaret ediyordu. Uzun vadeli olarak düşündüğümüzde KarabaÄŸ sorununun çözümü sırasında gerginliklerin devamının en fazla büyük güçlere yaradığını anımsamalarında büyük fayda var. Umarım Türkiye bu itiÅŸ kakışın ne Azerbaycan”a ne Ermesintan”a bir faydası olmadığının, büyük güçlerin bu iÅŸten yarar saÄŸladığını anlatmıştır . Diplomatik arka planı hazırlandıysa bu ziyaret küçük baÅŸlıklar olmaktan çıkabilir. Çok daha geniÅŸ ve uzun süreli, kalıcı etkileri olabilir. Arka planı çok iyi hazırlanmadıysa ve yanı, sağı, solu çok doldurulmadıysa eÄŸer, iÅŸte bir zamanlar biri gitmiÅŸti, böyle bir baÅŸlangıç olmuÅŸtu sonra o unutulup gitmiÅŸti olur, tarihin sayfaları arasında.
Neyin gürültüsü bu?
Ece TEMELKURAN / Milliyet
Gazetelere bakıyorum, konuşulanlara, demeçlere. Ermeniler hiçbir şey demiyor ve Türkiye ha bire başının üzerinde dönüp duran hayaletlerle kavga ediyor sanki. Ermenistan’dan kimse ‘Gelmeyin, gitmeyin, şöyle gelip böyle gidin’ diye bir şey söylemezken burada bir gürültü. Neyin gürültüsü bu? Bir sıkıntının gürültüsü, içimizi sıkan bir şey var. Sözü açılmayan, sözü açılırsa diye herkesin bir gargaraya getirmeye gayret ettiği bir ‘musibet’. Başımızda bir bulut. Öyle korkutuyor ki bizi bu bulut, daha çok gürültü yaparak savmaya çalışıyoruz hayaletleri. Bu toprağın hayaletleri içimizde bir yeri dürtüyor.
Diyorlar ki, Cumhurbaşkanı Gül maçı kurşungeçirmez camın ardından izleyecek. ‘Ağlamakla gülmek arasındayım’ hakikaten. Kurşungeçirmez camlar neyi geçirmez? Kurşunları. Ya hayaletler? Hayaletlere karşı korunabilseydi insanlar o zaman bunca gürültü olmazdı gazetelerde. Bu toprak hayaletlerini tek tek adlandırıp, tek tek yıkayıp, dualarla paklayıp gömebilse bu kadar gürültü olmazdı. Kendi kendimize ettiğimiz, ölülerin 100 yıllık bir sabırla izlediği bu kavga biter giderdi.
İnsani ilişkiler, diplomatik ilişkilerden daha önemlidir
Tatyos BEBEK (DiÅŸ Hekimi)
Sporun, geçmiÅŸte ülkeler arasında savaÅŸlara neden olabildiÄŸi gibi birbirine düşman ülkeler arasında diplomatik iliÅŸkileri baÅŸlattığına da ÅŸahit olduk. Türkiye-Ermenistan arasındaki milli maç da konjonktürel olarak benzeri yeni bir örnek olabilir. Tarihte yaÅŸanan acıların üzerine farklı bir gelecek inÅŸa etmenin fırsatı geçti elimize. Daha doÄŸrusu ben öyle görmek istiyorum. Bu umudu içimde taşıyorum. Abdullah Gül”ün Ermenistan”ın davetini kabul ederek maç nedeniyle Erivan”a gitmesi, iki ülke arasındaki olası yumuÅŸama ve iliÅŸkilerin baÅŸlaması için çok olumlu ve o kadar da önemli bir adım. Üstelik maçın tarih olarak 6 Eylül”e denk gelmesi ziyarete farklı bir anlam da katarak önemini daha da artırıyor. CumhurbaÅŸkanı Gül muhalefetin olumsuz ve çatışmacı giriÅŸimlerine prim vermeyip uzatılan eli sıkarak yapıcı bir tutum sergiledi. İlk kez ve en üst düzeyde gerçekleÅŸecek ziyarete Ermenistan tarafının da olumlu bir karşılık vermesi gerekir. İki ülke arasında baÅŸlayabilecek iliÅŸkiler ve açılacak sınır kapıları, diyalogu ve ticareti geliÅŸtirecektir. İnsani iliÅŸkilerin artmasıyla toplumlar arasındaki önyargıların ve tabuların daha çabuk yıkılacağına, geçmiÅŸte yaÅŸananların daha çok paylaşılabileceÄŸine inanıyorum. GeçmiÅŸte yaÅŸanan acıların açıklıkla konuÅŸulabilmesi bile kendi başına önemlidir. Yaraları sarmak için, insani iliÅŸkiler diplomatik iliÅŸkilerden daha iyi bir merhem olacaktır.
Abdullah Gül”ün ziyareti; yüz yıllardır aynı coÄŸrafyada birlikte yaÅŸayan iki toplum arasındaki kara bulutların dağılmasına zemin oluÅŸturabilir. GeçmiÅŸe takılıp kalmak yerine bundan dersler çıkararak geleceÄŸe bakmak, düşmanlıklar yerine dostluklar kurmaya çalışmak, bölge barışı için de katkı saÄŸlayacaktır. Barışın ve dostluÄŸun egemen olduÄŸu bir gelecek için birlikte çıkaracağımız sese, erkleri elinde bulundurup çözüm üretmede ikircikli davrananlar uzun süre sessiz kalamayacaktır.
İmajda Türkiye çok prestij toplayacak
Pakrat ESTUKOÄžLU / Agos
Bunu sadece bir futbol müsabakası münasebetiyle iliÅŸkilerin normalleÅŸme sürecine bir katkı olarak görmek lazım. Daha fazlasını deÄŸil. Türkiye”nin ve Ermenistan”ın tarihinde ilk kez bir cumhurbaÅŸkanı Ermenistan”ı ziyaret ediyor. Bu önemli bir nokta. İnkar edilebilecek bir ÅŸey deÄŸil. Abdullah Gül bu anlamda elini taşın altına koyuyor. İçerde ciddi bir muhalefetle karşılaÅŸması söz konusu. Biliyorsunuz ki Türkiye”nin CHP ve MHP gibi milliyetçi partileri var.
Åžu anda CHP aşırı saÄŸcı bir parti ve bu yüzden de bu ziyareti istememesi doÄŸal. Daha doÄŸrusu CHP bir İttihat ve Terakki Partisi”dir. Dolayısıyla onların ÅŸu andaki durumunu çok doÄŸal olması gereken bir tavır olarak görüyorum. CHP fevkalade saÄŸda ve MHP ile aynı çizgide bir siyasi oluÅŸumdur. Farklı bir tepki göstermesi de beklenemez.
Gül ve ErdoÄŸan”ın geldikleri noktayla bugün durdukları nokta arasında çok önemli bir fark var. Bu çeliÅŸki de bu farkın neye benzediÄŸini gösteriyor. İkisi de sağın çok sıkı insanlarıydılar. Bugünkü konjonktür içerisinde gittikçe bir liberal çizgide bulunmak durumunda kaldılar. Dolayısıyla bu çeliÅŸki de çok anlaşılır bir çeliÅŸkidir. Åžu an Türkiye”nin dış politikalarını bu anlamda çok pozitif buluyorum. Gerçekte olmasa bile imajda Türkiye çok prestij toplayabileceÄŸi hareketler yapıyor. Daha doÄŸrusu büyük bir devletin üstlenebileceÄŸi birçok misyonu üstleniyor. Baskın Oran”ın tabiriyle “orta büyüklükte bir devlet” olduÄŸu halde çok büyük bir misyonu üstleniyor. Suriye ile İsrail arasında arabuluculuk yapıyor. Kafkasya”da istikrar programı hazırlıyor. Moskova ile Gürcistan arasında diplomasiyi geliÅŸtirmeye çalışıyor. Bütün bunlar olurken Ermenistan”ı da yok sayamaz. Dolayısıyla da bir açılım da orada yapıyor. Tüm bunlar Türkiye”nin imajı açısından çok pozitif.
Bölgede yeni işbirliği kapıları açılabilir
Murat YETKİN / Radikal
Ermenistan ziyareti Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin gelişimi açısından bir barış adımı olarak görülebilir mi?
Görülebilir. Bu, bir Türk cumhurbaÅŸkanının Ermenistan”a ilk gidiÅŸi. Sadece bu açıdan bile; 1- İki ülke arasındaki buzların çözülmesi, 2- Halklar arasındaki husumet atmosferinde kırılmaya zemin hazırlanması, 3- Türkiye”nin hem iç hem dış siyasetindeki belli dokunulmaz alanların dokunulabilir ve tartışılabilir hale gelmesi, 4- Hem iç, hem dış siyasette Ermeni meselesinden kaynaklanan ağır yükün en azından hafifletilebilmesi, 5- Soykırım iddialarıyla Türkiye-Ermenistan iliÅŸkilerinin birbirinden ayrı ele alınabileceÄŸini göstermesi açılarından önemlidir.
1993″te Demirel hükümetinin Ermenistan politikalarını eleÅŸtiren -dönemin Refah Partisi sözcüsü- Abdullah Gül”ün bu ziyareti yapması, Gül”ün politik olarak farklı bir çizgiye yaklaÅŸtığını mı gösteriyor?
CumhurbaÅŸkanı Gül”ün o günden bugüne siyaseten geçirdiÄŸi dönüşümü, evrimi gösteriyor denebilir. Benzeri bir dönüşümü Gül”ün Avrupa BirliÄŸi üzerine görüşlerinde de bulabiliriz. Ama bunun karşılıklı olduÄŸunu söylemek lazım. Ermenistan CumhurbaÅŸkanı Serj Sarkisyan da asker kökenli, Yukarı KarabaÄŸ”ın Ermeni ordularınca iÅŸgalinde aktif görev almış, geçmiÅŸte en ÅŸahin safta yer almış isimlerden biridir.
Ziyaretin AKP tabanlı Gül”den gelmesine raÄŸmen CHP ve MHP”nin karşı çıkmasının ardında neler yatıyor?
Tamamen iç siyasi kaygılar yatıyor. MHP, kimse bu topa girmezken, Alparslan TürkeÅŸ döneminde Ermenistan”la iliÅŸkilerin düzeltilmesi giriÅŸiminde bulunmuÅŸ bir kiÅŸidir. CHP”nin KarabaÄŸ gerekçesinin altı boÅŸtur; çünkü Azeriler ve Ermeniler bu konuyu yüzyüze ve en üst düzeyde müzakere ediyorlar zaten. Petrolünü ve gazını Rusya”ya muhtaç olmadan dışarı satmak için 1- Gürcistan ve Türkiye”ye, 2- Kafkaslarda istikrar ve iÅŸbirliÄŸine, 3- Bunun da ötesinde, dış siyasetini yükten kurtarmak için Ermeni meselesini halletmeye ihtiyaç duyan Azerbaycan yönetiminden de bir itiraz gelmiÅŸ deÄŸil henüz.
Siz, bu ziyareti önceden öngörmüş biri olarak, ziyareti “Türkiye ile Kafkas bölgesi arasında yeni bir politik sürecin baÅŸlangıcı” olarak mı ele alıyorsunuz?
En azından önemli bir fırsat olarak görmek gerekiyor. Bu fırsatın değerlendirilmesi durumunda ki büyük hatalar yapılmadığı takdirde değerlendirilebileceği görülüyor, bölgede yeni siyasi ve ekonomik işbirliği kapıları açılabilir. Buna bütün bölge ülkelerinin ve halklarının ihtiyacı var. Bu geziyi değerlendirmemek, bu fırsat kapılarını kapamak olurdu.