Main menu:


















Arama

Arşiv

Arşiv

1 Eylül’de Barış İçin Sokaklara

BİA Haber Merkezi

1 Eylül Barış Günü’nde İstanbul’dan İzmir’e, Batman’dan Kıbrıs’a, barış taleplerini dile getirmek için düzenlenecek eylemleri derledik.
Devamını oku: 1 Eylül’de Barış İçin Sokaklara

  • Share/Bookmark

Zarakolu: Davutoğlu’nun Tavrı Akıllıca Ama Yapılacaklar Var!

BİA Haber Merkezi

TYB’den Ragıp Zarakolu, TMY’yi değiştirmeden Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Koordinasyon Komitesi lağvedilmeden ve Milli güvenlik Siyaset Belgesi değiştirilmeden sonuç alınamayacağına inanıyor.

Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB) Yayınlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı Ragıp Zarakolu, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ifade özgürlüğü anlamındaki özeleştirisinin esaslı bir ideolojik dönüşüm yaşanmadan anlamı olamayacağını söyledi.
Devamını oku: Zarakolu: Davutoğlu’nun Tavrı Akıllıca Ama Yapılacaklar Var!

  • Share/Bookmark

İşleneceği Önceden Bilinen Cinayetleri Durdurmak İçin!

Yeliz KIZILARSLAN

AİHM’in merhum Hrant Dink’in katledilmesiyle ilgili nihai kararı öncesinde, Türkiye devleti tarafından yapılan traji-komik savunmada, Hrant Dink’in 301. Maddeden yargılandığı davasında Türkiye mahkemelerince mahkumiyet kararı verilmesinin gerekçesi, yazılarında “nefret söylemi” oluşturacak unsurlar bulunduğunun gösterilmesiydi. Örnek olarak da bir Nazi lideri benzetmesine başvurulmuştu.

AİHM mahkemesi, elbette, demokratik ifade özgürlüğü söyleminden bihaber Türkiye adalet sisteminin bu hukuksuz ve gayri ciddi savunmasını hukuk kelimesinin anlamını bilerek kabul etmedi. Nihayetinde Türkiye yargı sistemi kendi kuyusuna düştü ve mahkum oldu. Ancak burada dikkat çekilmesi gereken bir nokta var ki, o da AİHM’e verilen bu savunmanın hazırlandığı sistemin arka planını oluşturan ideolojik alt yapıdır.
Devamını oku: İşleneceği Önceden Bilinen Cinayetleri Durdurmak İçin!

  • Share/Bookmark

Bozuk Düzende Sağlam Çark Olmaz!

Patrik II. Mesrob`un hastalanması ile birlikte yaklaşık iki senedir Türkiye Ermenileri’nin gündemini işgal eden Patriklik makamının akıbeti sorunu AKP hükümetinin müdahalesi ile geçtiğimiz haftalarda yeni bir boyuta evrildi.

AKP Hükümeti, Ermenistan’la imzalanan protokoller ile Kürt ve Alevi açılımlarındaki samimiyetsizliğini bu alanda da göstererek, Ermeni toplumunda kendi muhattabını kendisi yarattı ki bunun sinyalleri aylar öncesinden başbakan Erdoğan’ın yaptığı ikili görüşmelerde ve Aram Ateşyan’ın Kayseri Kilisesi’nde verdiği vaazda görülmüştü. Nihayet geçtiğimiz haftalarda AKP hükümeti, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun aracılığıyla Patrik II. Mesrob’un “halen hayatta olduğu, istifa etmediği, Patrik sıfatının devam ettiği, Patrik seçimine ilişkin düzenlemelerde Patriklik görevinin sağlık sorunları nedeniyle sona ereceği ve Eşpatrik seçimine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı”nın anlaşıldığını belirterek, “yeni Patrik seçimi yapılması veya Eşpatrik seçimi amacıyla müteşebbis heyet oluşturulmasının hukuki temeli bulunmamaktadır.” diyerek tavrını netleştirmiştir. Akabinde 1 Temmuz 2010 Perşembe günü Ruhani Kurul üyelerinin çoğunluğunun oyları ile Aram Ateşyan adeta yangından mal kaçırırcasına İstanbul Ermeni Patrikliği Patrik Baş Vekili seçilmiştir. Ermeni Toplumu nezdinde yoğun tepki ve eleştirilere neden olan bu durum bize ‘’gelenek’’ diye dayatılan sistemin köhneliğini bir kez daha deşifre etmiştir.

1863 Ermeni Milleti Nizamnamesi’nin yürürlüğe girmesinden itibaren Türkiye Ermenileri Patriği iki kademeli bir seçim sistemi ile seçilmektedir. Yaklaşık 150 yıl önce yürürlüğe giren bu düzen gereğince, kabaca değerlendirmek gerekirse, halk delegeleri delegeler de patriği seçmektedir. Bu düzen bir din adamı seçimi için demokratik sayılabilecek bir yöntem olarak değerlendirilebilir. Fakat Osmanlıdan kalma patrikhanenin yapısı cumhuriyet döneminde devlet eliyle değiştirildikçe ve sivil işlerden sorumlu kurul ve meclisler lağvedildikçe oluşan boşlukları fiilen patriklik makamı doldurmuştur. Ermeni toplumu ise devletin baskısıyla sindirilmiş ve kendi haklarını talep etmeyen bir hale bürünmüştür. Böylece patriklik makamı bir çeşit sivil otorite merkezi haline gelmiştir.

Bugün her tülü eleştiri ve sorgulamadan uzak kutsallık zırhı kuşanmış bir patriğin dünyevi işlerle ilgilenmesini savunmak çağdışıdır. Bir halkoylaması yapılıyor olması işleyen sistemin demokratikliğini göstermeye yetmez. Ayrıca demokrasilerde sorgulanabilirlik ve şeffaflık gibi kavramlar seçim kadar önemlidir. Öte yandan bir kişiyi ömrü boyunca göreve getiren bir sistem asla demokratik adledilemez. Artık Patrik seçimle göreve geliyor diye Ermeni Kilisesini “sivil katılımlı demokratik kilise olduğu” iddiasına son vermenin zamanı gelmiştir!

Bu bağlamda Ermeni toplumunun aydın ve demokrat kesimlerinin almış olduğu tavır önemlidir. Demokratik bir alternatif yerine, bize ‘’gelenek’’ diye dayatılan, köhneleşmiş delegeli sistemi savunarak seçim istemek statükoyu korumaktır. Ermeni toplumunun ilerici ve demokrat kesimlerinin bozuk bir düzende sağlam çarkın olmayacağının farkına varmaları ve çok sesli temsiliyet kanallarını açmak adına adım atmaları gerekmektedir. Bir diğer yandan Ermeni toplumunun temsiliyetinin ve iç işleyişinin devlet politikalarıyla giderek anti-demokratik bir hal alması kabul edilemez!

Patriğin kısmen Türkiye Ermenilerinin oyuyla (ve kısmen de ruhani delegelerin oyuyla) seçiliyor olması, ona, Türkiye Ermenilerini her alanda temsil yetkisi vermez zira oy kullananların amacı bir temsilci seçmek değil bir patrik seçmektir. Aksi halde bu seçim yarışına ruhani olmayanların ve kadınların da girebilmesi gerekirdi. Aday olmak için aranan şartlar aynı zamanda aday olunan görevi tanımlar. Katolik, Protestan, Müslüman veya ateist Ermenilerin oy kullanamaması/aday olamaması da aynı noktaya işaret etmektedir. Devletin sadece patriği muhatap aldığı veya alacağı iddiası ise fiilen patriksiz geçirilen iki sene içerisinde yaşananlarla ve özellikle son atama ile tamamiyle çürümüştür. Devlet veya hükümet kim işine geliyorsa onu muhattap almaya meyillidir.

Devlet Dairesi Değil ‘Sadece’ Patrikhane…

Son bir aydır yaşananalar bize göstermiştir ki Türkiye Ermenilerinin acilen çözülmesi gereken kangrenleşmiş sorunları ne AKP Osmanlıcılığı ile ne de AB kolaycılığı ile çözülebilir.

Kürtleri muhatap almadan ‘Kürt Sorunu’nu çözeceğini sanan veya Alevi toplumunun sorunlarını Maraş Katliamı’nın bir numaralı sanığını muhatap alarak çözebileceğine inanan AKP hükümetinin, Ermeni toplumunun hassas olduğu bir konuda halkın iradesini, beklentisini ve talebini hiçe saymasına pek şaşırmadık. AKP muhatabiyet anlayışının kuklalık olduğunu bir kez daha göstermiştir. Türkiye’nin ezilen kesimlerinin kronikleşen problemlerini bu tarz bir muhatabiyet anlayışı ve millet-i hâkime psikozu ile çözmeye çalışmak, ucuz bir oy politikası ve Avrupa Birliği makyajından başka bir şey değildir.

Şüphesiz ki Türkiye’de “Millet-i Hâkime” psikozunda olanların yanı sıra ‘’Millet-i Sadıka’’ psikozunda olanlar da var. Sınıfsal durumları gereği kendi menfaatlerine zeval getirecek harektelerden kaçınarak hükümetin ya da derin devletin ‘’dümen suyuna giden’’ bir anlayış içerisinde olanlar ve onların işbirlikçileri toplumsal iflasın en büyük sorumlularıdır!

AKP hükümeti medya, sivil toplum, toplumsal muhalefet ve ezilen halklar üzerinde oluşturmaya çalıştığı mutlak iktidarı Ermeni toplumu üzerinde de oluşturmakta ve patrikhaneyi bir devlet dairesine dönüştürmektedir. Hem AKP hükümeti hem de onların Ermeni toplumundaki yandaşları bilmeliler ki Patrikhane devlet dairesi ya da Ermenileri sosyal ve siyasal alanda temsil eden bir yapı değil sadece dini bir kurumdur!

Çok Sesli İç İşleyiş – Çok Sesli Temsiliyet

Türkiye Ermenilerinin temsiliyet problemi olduğu aşikârdır. Ermeni toplumu ile ilgili kurumların azlığı, olanların ise dışa kapalı yapıda olmaları temsiliyet sorununun ana sebeplerinden biridir. Ermeni toplumu içerisinde daha fazla sivil kurumun hem kendi toplumlarını ilgilendiren konularda hem de Türkiye toplumunu ilgilendiren konularda fikir üretmeleri ve haklarını savunmaları hem çok sesli bir iç işleyiş hem de çok sesli bir temsiliyet yaratacaktır. Ermeni toplumun içerisindeki sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, vakıflar ile köy, meslek ve okul dernekleri yukarıda bahsettiğimiz çok sesli temsiliyetin atardamarı olmalıdır.

Türkiye Ermenileri hem kendi geleneksel kurumları içerisinde, hem de devlet nezdinde, gasp edilen hakları doğrultusunda daha yaşanabilir bir ülke için talepkar olmalıdır. Türkiye Ermenilerinin tek kurtuluş reçetesi; susmayarak ve sinmeyerek, Türkiye’deki demokratikleşme mücadelesine destek vermek, demokrat yapılar ile dayanışmak ve haklarını talep etmektir.

NOR ZARTONK

  • Share/Bookmark

“Hrant Dink Davasında AİHM Kararı 14 Eylül’de Açıklanacak”

Burçin BELGE
BİA Haber Merkezi

Gazeteci Hrant Dink’in, “Türklüğe hakaret” suçlamasıyla mahkûm edilmesiyle ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) açtığı ve ölümünün ardından ailesinin “yaşama hakkının ihlali” gerekçesiyle yaptığı başvuru ile birleştirilen davada gerekçeli karar, 14 Eylül’de açıklanacak.

Dink ailesinin avukatlarından Fethiye Çetin, kararın 14 Eylül’de açıklanacağına ilişkin resmi tebligatın önceki gün eline ulaştığını bildirdi.

Çetin, hükümetin karar açıklanmadan önce AİHM nezdinde girişimlerde bulunabileceğini ancak kendilerine henüz bu yönde bir bilgi ulaşmadığını açıkladı.

Hükümetin “savunmasını geri çekip dostane çözüm yoluna gideceği” haberlerini “savunma sistemindeki yanlış yaklaşımın değişmesi yolunda iyi bir başlangıç” olarak nitelendiren Çetin, “Ancak Dink ailesinin uzlaşma yoluna gideceğini sanmıyorum” dedi.

Çetin şöyle konuştu: Devamını oku: “Hrant Dink Davasında AİHM Kararı 14 Eylül’de Açıklanacak”

  • Share/Bookmark

Van, Ahtamar Ayinine Valilik Genelgesiyle Hazırlanıyor

BİA Haber Merkezi

Van Valiliği, 19 Eylül’de Surp Haç Kilisesi’nde gerçekleştirilecek tören için genelge yayımladı. Törene katılacak misafirlerin ulaşım ve konaklama hizmetlerinin aksamaması için komisyon oluşturuldu.

Van Valiliği, 19 Eylül’de Ahtamar Adası’ndaki Surp Haç Kilisesi’nde düzenlenecek dini tören için genelge yayımladı. Genelge, ayine katılmak için şehre gelecek olan Ermenilerin konaklama ve ulaşım hizmetlerinin eksiksiz olarak yerine getirilmesini amaçlıyor.
Devamını oku: Van, Ahtamar Ayinine Valilik Genelgesiyle Hazırlanıyor

  • Share/Bookmark

Sünnetli Çükler Düzenini Yıkalım

Sedat YAĞCIOĞLU
BİA Haber Merkezi

Ayrımcılık önce “çükler” arasında başlıyor, sünnetli olan sünnetsizinden makbulken, çüke hiç sahip olmayanlar ise en aşağılıklar oluyor. Dünyanın bütün sünnetli ve sünnetsiz erkekleri birleşin ve çükünüzün iktidarını yıkın…

Bakan Cemil Çiçek “Ermeni terörü ile PKK terörü arasında yakın işbirliği var. Zaten, özür dilerim, bir kısım teröristlerin sünnetsiz oluşu, size çok şeyi ifade ediyor demektir” demişti.Aklınız fikriniz çükünüzde, çükünüzün size hissettirdiği güçte değil mi? “Sünnetsiz Ermeni” olunca, senin çükünden daha mı değersiz oluyor Ermeniler? Kürtler zaten aşağılıktı, onlara “Ermeni” diyerek hakaret(!) edince bir kat daha mı değersizleştirdiğinizi sanıyorsunuz Kürtleri? Dünyanın en onurlu çükü sizinki mi? Sünnetli olunca “erkek” oluyorsun herhalde… “Erkek” olunca da “güçlü”… Güçlü olunca da iktidar… İktidar olunca da ırkçı…
Devamını oku: Sünnetli Çükler Düzenini Yıkalım

  • Share/Bookmark

Kertenkele Abdullah

Hrant DİNK
Agos Gazetesi
22 Ekim 2004

Yeniçağ gazetesi Birgün’deki “Hoş gidişler ola…” başlıklı yazımı manşetine taşıyarak “Ermeniye bak” başlığıyla Atatürk’e dil uzattığımı iddia etmiş, kendi algılamasından hareketle de durumdan vazife çıkartıp ırkçı saldırılarına bir yenisini daha eklemiş.

Gerçi bu çevrelerin gözüne batmak için illa birşeyler yazıyor olmanız da gerekmiyor. Eğer Ermeniyseniz ve bu kimliğinizle varlığınızı ortaya koymaya çalışıyorsanız bu bile onlar açısından başlıbaşına isyan edilesi bir sebep olmaya yeterli.
Devamını oku: Kertenkele Abdullah

  • Share/Bookmark

Hükümet AİHM’deki Dink Savunmasını Telafi Etmeye Çalışıyor

BİA Haber Merkezi

Dışişleri, Adalet ve İçişleri bakanları AİHM’deki Hrant Dink savunmasının telafisi ve dostane çözüm yolları için toplandı. Ailenin avukatı Çetin, “Teknik olarak mümkün değil; aile de sıcak bakmıyor” diyor.

Hükümet Türkiyeli Ermeni gazeteci Hrant Dink’in öldürülmeden bir hafta önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) açtığı davada, Türkiye’nin Dink’i “Nefret söylemi” ve “halkı tahrik etmek” ile suçlayan savunmasını telafi etmek için yol arıyor.
Devamını oku: Hükümet AİHM’deki Dink Savunmasını Telafi Etmeye Çalışıyor

  • Share/Bookmark

Doğan Akhanlı ve Suzan Zengin Serbest Bırakılsın!

Ragıp ZARAKOLU
Koxuz.Org

Yazar Doğan Akhanlı 18 yıldır sürgünde yaşamak zorunda kaldı. Yurttaşlıktan atıldı. Alman yurttaşı olmak zorunda kaldı.

Sürgündeki Türkiyeli yazarların en önemli temsilcilerinden. Almanya’daki yabancı düşmanlığı ve ırkçılıkla mücadele eden kuruluşları ile çalışma yürüttü.

Köln’de eski Gestopo Emniyeti, şimdi Dokümantasyon Merkezi ve Müze olan EL-DE Haus adlı kuruluşta Türkçe rehberlik yaptı.
Devamını oku: Doğan Akhanlı ve Suzan Zengin Serbest Bırakılsın!

  • Share/Bookmark