Main menu:


















Arama

Arşiv

Arşiv

Bütün Halklar Kardeştir

“Çok gövdeli bir ağacın ortak meyvesiyim.”

Anadolu’da binlerce yıldır bir arada yaşayan halkların, barış içinde yaşaması ortak özlemimizdir. Ayrı dillerde, ayrı ezgilerde hep aynı özlemi dile getirdik.

Bizler farklılıklarımızla yanyana, kardeşçe, barış içinde, insanca ve onurumuzla yaşamak isteyen “çoğunluğuz”.
Devamını oku: Bütün Halklar Kardeştir

Halkların Buluşması – 3

Tarih: 14 Mart 2010 – PAZAR
Saat: 16:00
Yer: Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Bahariye Cad. Adliye Yanı No:39 Kadıköy / İstanbul

Davetiye temini
AKA-DER (Kadıköy / 0-216-348 92 60)
GOLA-DER (Taksim / 0-212-293 19 94)
Seyhan Müzik (Kadıköy)
Yol Cafe (Maltepe / 0-216-457 87 93)

İletişim /Bilgi
bilgi@halkarindostlugu.org
0-212-251 68 61
0-216-348 92 60

Ulaşım semt merkezlerinden ücretsiz otobüsler kaldırılacaktır.

Program:

ANTAKYA AKA-DER Müzik Topluluğu

“Farklı dillerin topraklarından aynı sözlerle geliyoruz. Anadolu halklarının kültürünü kendi dillerinden ezgilerle yaşatıyoruz” diyerek kendilerini anlatan müzik grubu yeni kurulan AKA-DER Antakya şubesinde beş dilde müzik yaparak çalışmalarını yürütmektedir…

ASİ-DER KOROSU (Arap Müziği Atölyesi)

ASİ-DER bünyesinde çalışmalarını sürdüren Arap Müziği Atölyesi, Doğu Akdeniz bölgesinin geleneksel Arap müziğini araştırmakta, bu müziğin arşivlenmesi ve ana dili Arapça olan bir topluluk içerisinde bu müziğin yeniden üretiminin sağlanması amacıyla çalışmalar yapmaktadır…

BİROL TOPALOĞLU

Rize’nin Pazar (Atina) Suçatı (Apso) köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu annesinden dinlediği Lazca ninniler destanlar ve ağıtlarla geçti. Tulum ve kemençenin sesi ise ileriki yıllarda hayatının akışını değiştirecekti. ODTÜ mezunu olmasına rağmen kendini ifade ve yaşam biçimi olarak aktif müziği seçti.

CELALİ BABİYA (Dengbej)

Dengbej; sese biçim, hayat, renk veren anlamındadır. Denbejlerin seslerini kullanarak yarattıkları yapıtlara “kelam” denir. Celali Babiya ömrünü dengbejlik yaparak geçirmiş zorunlu göçle Patnos’tan İstanbul’a yerleşmiş bir Kürt dengbejidir.

DEYİŞLER

Arzu Durmaz ve Emre Ay, Dersim Kılıç, Üner Demir; Alevi Bektaşi kültürü ile yetişen müzisyenler olarak, deyişlerle HDG sahnesinde sizlerle olacaklar. Derya içinden seçtikleri Türkçe ve Zazaca deyişleri icra edecekler. ”Demlenmek” niyetinde olan bütün kardeşlik saflarındakilerle birlikte olmak dileği ile…

GRUP HELESA

Doğu Karadeniz halk kültürleri alanında çalışmakta olan grup, Türkçe, Pontus Rumcası, Lazca, Gürcüce ve Hemşince ezgiler icra etmektedir. Müzik çalışmalarının yanı sıra yöre kültürlerine yönelik derleme ve araştırmalar da yapmaktadırlar.

HİKMET AKÇİÇEK

Dünya’da tamamı anonim Hemşin ezgilerinden oluşan ve Hemşince söylenmiş ilk müzik albümü olan Vova’da; seslendirdiği ezgilerle tanıdığımız Hikmet Akçiçek; Hemşincenin geleneksel ezgilerinin modern formları ile HDG sahnesinde aramızda olacak.

KAFDAGI MUZIK TOPLULUĞU

Gürcüce ve Türkçe ezgiler icra etmekte olan grup, Gürcü halk müziğinin otantik çoksesliliğini sergilemekte ve bunu farklı kültürlerin halk ezgilerine başarıyla uyarlamaktadır.

KAFKAS SAHNESİ

Çeçence ve Osetçe ezgilerin yer alacağı sahnede; Mutlu Öğün (Osetçe – Solist), Sedat ŞİMŞEK (Çeçence – Solist), Serkan Canpolat (Akordeon) yer alacaklar. Kafkas müzikleri üzerine amatör çalışmalar yürüten sanatçılar ilk kez HDG sahnesinde bizlerle birlikte olacaklar.

KEOPS

30 yıla yakın bir süredir rock, caz, blues soundunda çalışmakta olan grup, müziğin de bir dil olduğunu düşünmekte, aynı zamanda birçok farklı dili kullanarak çalışmalarını sürdürmektedir. Etkinlikte Keops Ermenice ezgileriyle bizimle birlikte olacak.

METİN KAHRAMAN

Kemal Kahraman ile birlikte 1993′den bu yana yayınladıkları Deniz Koydum adını, Renklerde Yaşamak, Ferfecir, Sürela, Yaşlılar Dersim Türküleri söylüyor, Meyman, Çevere Hazaru (Binler Kapısı) albümleri ile biliniyorlar. Mart ayının sonlarında da Şahmaran adlı masalın müziklerinden oluşan yeni albümlerini yayınlayacaklar.

MEZO-DER HALK OYUNLARI

Süryani kimliğinin ve kültürünün bütün öğeleriyle tanıtılması ve geliştirilmesi için çalışmayı kendisine görev edinen derneğin, gerek ülkemiz gerekse tüm insanlık için değerli bir hazine olan Süryani dilinin kullanılması, Süryani müzik ve folklorunun yeni nesillere aktarılabilmesi kültürel çalışmalarının temelini oluşturmaktadır.

MUTLAK SESSİZLİK

2005 yılında İTÜ’de öğrenim gören bir grup öğrenci tarafından kuruldu. Topluluk, müziğinde Batı Anadolu’dan, Ege ve Rumeli’den ezgilere; Rebetikolara, oyun havalarına ve Klasik Türk Müziğinin saz eseri formundaki eserleri ile kendi bestelerine yer vermektedir. Müziğinde geleneğe sadık bir icra sergilemenin yanı sıra, otantik ve akustik enstrümanlar kullanmaktadır.

NEDRET URAL

Şavşat Türküleri albümüyle, dünyaya dağılan I Ahıska’lılar, Posof, Hanak, Çıldır, Ardahan, Ardanuç, Yusufeli, Olur, Oltu, Tortum, Acara ile Şavşat kökenliler arasında kültürel bağların ve Meskheti kültürün Şavşaf’ta yaşayan kültürü yansıtmaktadır. Geçmiş gelecek arasında kültürel bir köprü kurma amacıyla müzik çalışmalarına devam etmektedir.

ROMANLAR

Yaşamdaki hüzün ve acılara rağmen müzikleri ile yaşamlarına renk ve hareket katan, her melodiyle hüzünlerini çoskuya çeviren bu güzel halk müzikleri ile HDG sahnesinde yer alacaklar…

UMUT KÜSEN

1980 Yılında Diyarbakır’ ın Silvan ilçesinde dünya ya merhaba dedi… Güçlü ve etkileyici ses rengiyle Kürtçe anonim türküleri kendi tarzıyla seslendiren ve dinleyenlerini değişik ses rengi ile büyüleyen müzisyen Kürtçe ezgilerle aramızda yer alacak.

YAKUP SWİRİNOYO ATUĞ

1985 Mardin doğumlu sanatçı, Mor Gabriel Manastırı öğrencisidir. Adıyaman ve Mor Yakup Manastırında Süryanice öğretmenliği yapan sanatçı, Yeşilköy Latin Katolik Kilisesinde ve Mezopotamya Kültür ve Dayanışma Derneğinde Süryanice dil kursu vermektedir. Etkinliğimizde Süryanice ezgilerle yer alacaktır.

YAŞAR KURT

1994 yılında ilk albümü “Sokak Şarkıları” yayınlandı. 94-97 yılları arasında yurtiçi ve yurt dışında bir çok konser verdi. 2002 yılında “Reflex”, 2003 yılında “Anne” adlı albümünü çıkardı. Barışa Rock organizasyonunun yaratıcılarından biri olan sanatçı, 2007 yılında Arto Tunçboyacıyan ile YAŞ-AR adlı grubu kurdular.
Devamını oku: Halkların Buluşması – 3

8 Mart’ta Çocuk-Gelinlerin İntiharından Kürt Sorununa Jan-Jin-Jın*

Yeliz KIZILARSLAN

8 Mart’tan sadece bir ay önce gazetelerde birbiri ardına “Çocuk gelinlerin intiharı” haberleri yer aldı. Aslında her yıl 8 Mart’tan önceki aylarda da gazetelerde peş peşe “çocuk kadınların ölümleri” haber olarak yer alır. Güler, Nezihe, Elfesiye, Ülkü, Hazal, Ceylan, Berivan, Zine, yüzyıllık acılarının bugüne akan sebepsizliğiyle asıyorlar kendilerini evlerinin tavanına ya da bir ağaca veyahut da bir nehirde sonlandırıyorlar hiç yaşamadıkları yaşamlarını.

Küçük yaşta zorla yaptırılan evlilikler, köy-taşra-metropol kıskacındaki değişim çemberinin bazen içinde bazen dışında hep ama hep kurban olarak yer alıyorlar. Sözlerinin geçmediği bir dünyada iki kere, üç kere ötekileşiyorlar. Çocuk-kadın, Kürt, dilsiz ve okuyamamış olma hallerini birer üçer idraksiz yükleniyorlar. Türkiye’nin Doğu’sundan Batı’sına, Akdeniz’den Orta Doğu, Balkanlar ve Avrupa’ya, Asya’dan Latin ve Kuzey Amerika’ya hem çocuk hem gelin olmanın ağırlığını taşıyamayarak intihar etmek sömürgeci dünyanın derdi bir bakıma.
Devamını oku: 8 Mart’ta Çocuk-Gelinlerin İntiharından Kürt Sorununa Jan-Jin-Jın*

Bitsin Bu Istırap

Erdal GÜVEN
Radikal Gazetesi

Şahsi temennimle başlayayım: Temsilciler Meclisi, ‘soykırım’ tasarısını, öyle kıl payıyla, hatta oyçokluğuyla bile değil, oybirliğiyle ve dakikalarce ayakta alkışlanacak bir kararla kabul etsin. Aynı sonuç ve sahne Senato’da da yaşansın. Böylece ABD Kongresi hepten ‘soykırım’ı tanımış olsun. Ardından önümüzdekinden tezi yok, ABD Başkanı da, 24 Nisan’da, tarihi katliammış, kitlesel kıyımmış, büyük felaketmiş diye lafı eveleyip gevelemeden, tam tersine üstüne basa basa ‘soykırım’ desin. Ermenistan ve diaspora muradına ersin. Türkiye de ne yapacaksa yapsın.

Ve bu ıstırap bitsin… Bitsin de görelim, dünya başımıza yıkılacak mı yoksa dönmeyi sürdürecek mi?
Devamını oku: Bitsin Bu Istırap

Temel Demirer Bir Kez Daha, “Yeni” Yargıç Önünde…

Yazar Temel Demirer, bir yılı aşkın süredir yargılanmakta olduğu kötü şöhretli “Türklüğe hakaret” / TCK 301 davasının duruşması için, önümüzdeki 17 Mart (2010) günü saat 09.30’da Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bir kez daha hâkim karşısına çıkıyor.

Hatırlanacağı üzere Temel Demirer Hrant Dink’in katledilmesinin ardından Ankara’da düzenlenen bir protesto gösterisinde yaptığı konuşmada “Hrant’ın katili devlettir” dediği için hakkında TCK 301. maddeden dava açılmıştı. 301. maddeye ilişkin davaları Adalet Bakanlığı iznine bağlayan değişikliğin ardından, altında Adalet eski Bakanı Mehmet Ali Şahin’in de imzası bulunan “sanığın suçlu olduğu kanaati hasıl olmuştur” ibareli bir izinle dava, yeniden ele alınan ilk dava olmuş, bu olayın yarattığı tartışma ortamında Mehmet Ali Şahin, “Ben Devletime ‘katil’ dedirtmem!” sözleriyle davada taraf olduğunu açık biçimde ortaya koymuştu.
Devamını oku: Temel Demirer Bir Kez Daha, “Yeni” Yargıç Önünde…

Tarihi Açmak ve Aşmak

Hrant DİNK
Agos Gazetesi

Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde en önemli engel olarak görülen tarih tartışmaları, bugünden yarına iki ülkenin üzerinde uzlaşı sağlayarak altından kalkabilecekleri bir sorun olmaktan şimdilik uzak gözüküyor.
Bu da çok doğal çünkü karşılıklı algılamalar ve söylemler kilitlenmiş durumda.

Üstelik tarihin asıl sahipleri devletler de değil… Halklar.

O nedenle, Türkiye ile Ermenistan devletlerinin tarihi çözmesi, Türkler’in ve Ermeniler’in de çözdüğü anlamına gelmiyor. Sonuçta, tarih konusunda devletler siyasal bir uzlaşıya varsalar da, halklar arasındaki uzlaşı öyle siyasal kararlarla kolay kolay gerçekleşmiyor, zaman içinde üretilecek moral ve etik ilişkilere ihtiyaç duyuluyor.
Devamını oku: Tarihi Açmak ve Aşmak

Gazeteci Pekgöz’e “Sonun Hrant Dink’in Gibi Olacak” Tehdidi

BİA Haber Merkezi

Günlük gazetesi haber müdürü Ramazan Pekgöz’i sokakta izleyen bir kişi, “Hrant Dink’in sonunu gördük. Seni de götüreceğiz” dedi. Taksim Polis Merkezi’ndeki şikayet sonucunda A.S. gözaltına alındı.

Günlük gazetesi haber müdürü Ramazan Pekgöz, önceki gün sabah saatlerinde (28 Şubat) evinden gazete bürosuna giderken ölümle tehdit edildi.
Devamını oku: Gazeteci Pekgöz’e “Sonun Hrant Dink’in Gibi Olacak” Tehdidi

“Söz Konusu Olan Ülkelerse, Kaybedilen Tarihi Fırsatlardır”

Aris NALCI
Agos Gazetesi

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan geçtiğimiz hafta iki ülke arasında imzalanan protokolleri Ermenistan Parlamentosu’na gönderdi. Meclis koridorlarından sızan dedikodular protokollerin Mart ayının gündemine alınmayacağını gösteriyor.

Komisyon’un değerlendirmesinden sonra parlamentoya sunulacak olan protokoller iki ülkede de gündemdeki yerini koruyor.

Ermenistan’ın ilk cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan’ın danışmanı Michigan Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Jirair Libaridian ile son durumu konuştuk.
Devamını oku: “Söz Konusu Olan Ülkelerse, Kaybedilen Tarihi Fırsatlardır”

Rüya, Kabus, Rüya

Karin KARAKAŞLI
Radikal Gazetesi

Hrant Dink cinayeti davası nasıl bir adalet çığlığıysa Pınar Selek’in davası da öyle…

“Kamuoyunda ‘Mısır Çarşısı Davası’ olarak bilinen Mısır Çarşısı girişindeki bir büfede 1998 yılında meydana gelen patlama nedeniyle açılan ve 11 yıldır süren davada Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin Pınar Selek hakkındaki 36 yıl ceza verilmesi yönündeki kararına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itirazı reddetti.”
Devamını oku: Rüya, Kabus, Rüya

Kimliklerdeki Din Hanesi ve Azınlıklar

Dr. Murat Necip ARMAN
Radikal Gazetesi

Anayasamızın 24. Maddesinin ikinci paragrafına göre de vatandaşları dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Oysa ki, nüfus cüzdanlarında din hanesinin bulunması bizi inancımızı açıklamaya zorlamaktır.

AİHM Sinan Işık isimli vatandaşın, 2004 yılında nüfus cüzdanının din hanesine “İslam” yerine “Alevi” yazdırmak istemesi üzerine açılan davayı geçen hafta karara bağladı. Sinan Işık’ın İzmir Mahkemesi’ne açtığı davada mahkeme Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan görüş almış, Başkanlık, Aleviliğin başlı başına bir din olmadığı yönünde bir görüş bildirmişti. Bunun görüş doğrultusunda davasının reddedilmesi üzerine AİHM’e dava açan Işık’ın talebi mahkeme tarafından haklı bulundu. Kararda din ya da inancı ifşa etme özgürlüğünün olumsuz bir yönü olduğunu, kişinin din ve inancını açıklamak zorunda olmadığını belirtildi.
Devamını oku: Kimliklerdeki Din Hanesi ve Azınlıklar