Main menu:
















Arama

Arşiv

Arşiv

Musul’da kiliseler artık hapishane

Agos

Irak parlamentosu Rafideyn grubu başkanı Yunadm Kena, (IŞ)İD’in Musul’u işgal etmesinin ardından 160 bin Hristiyanın göç etmek zorunda kaldığını açıkladı.

Kena, kırsal bölgeler ve köylerde yaşanan baskınlar karşısında Hristiyanların kendilerini savunamamalarının göçte etkili olduğu belirtti.  Göçmenlerden küçük bir kısmının Avrupa ülkeleri tarafından kabul edildiğini bildiren Kena, büyük bir bölümünün Kürdistan bölgesine sığındıklarını açıkladı.

9 Temmuz’dan beri (IŞ)İD kontrolünde olan Musul’dan gidenler için de kalanlar için de hayat gittikçe zorlaşıyor. Hristiyanlara Müslüman olmaları ve vergi ödemeleri şartıyla yaşayabilecekleri söylenmişti. Binlerce Hristiyan bu nedenle ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
Devamını oku: Musul’da kiliseler artık hapishane �

“Biz de İnsanız Yavrum Ya!”

Esra AÇIKGÖZ – Hakan ALP

“Biz de insanız yavrum ya! (…) 72 buçuk millet varsa şu Türkiye’de, biz hiçbirini ayırmayız daha Türkçesi. (…) Bizde ayrım yoktur çocuğum. Ama onlar ayırdı. (…) Bir Roman nasıl yaşar? Sizin nasıl bir yaşantınız varsa biz de aynısıyız. Sen mesela okula gidiyorsan, biz de aynıyız. Askere gidiyorsan, biz de aynısıyız. Hep biriz yani. (…) Kaç kişiysek burada kanımız bir, canımız bir bizim. İşte bunu bilen yok.” Kimliklerine veya insani bir özelliklerine karşı nefret duyulan, bu nefretle seferber olan grupların ayrımcılığına hatta saldırısına maruz kalan insanların hikâyeleri, azapları, bu nefretle baş etme mücadeleleri… Esra Açıkgöz ve Hakan Alp’in çalışması, bunun tipik ve acı örneklerini anlatıyor.

Askerde öldürülen Ermeni genç Sevag Balıkçı… “Saçı uzun, lens takıyor” diye saldırıya uğrayıp öldürülen Aykut Alıcı… Cezaevlerindeki “teröristlerin” haklarını savunuyor diye linç saldırısına uğrayan avukat Behiç Aşçı… Bir protestoda panzere çıktığı için başbakanın “Kadın mıdır, kız mıdır” sözlü tacizine ve sonrasında polis şiddetine maruz kalan Dilşat Aktaş… Kuzeni askerde öldürüldüğü gün, sırf Kürt olduğu için “terörist” denilerek linç girişimine maruz kalan inşaat işçisi Fevzi Çelik… “Roman” olduğu için linç güruhlarına hedef olan Koca ailesi… Hıristiyanlığı seçtiği için ölüm tehditleri alan İhsan Özbek… Cinsel kimliğinden dolayı ağabeyi tarafından işkenceye uğrayan, öldürülmek istenen Öykü… Maraş katliamını yaşayan Sevim Polat… Bedensel engelinden ötürü ayrımcılığa uğrayan Şafak Pavey… Yasemin İnceoğlu ve Melek Göregenli’nin nefret suçu kavramı üzerine aydınlatıcı makaleleriyle…

 

Esra Açıkgöz

1981’de doğdu. 1999-2003 tarihleri arasında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde eğitim aldı. Üniversite ikinci sınıfta Cumhuriyet’te çalışmaya başladı. O tarihten beri de aynı yerde, Cumhuriyet Dergi’de muhabirlik yapıyor. Ankara Adliyesi adlı belgesel ve kitap çalışmasında araştırmacı olarak çalıştı. Tank, Tüfek ve Cezaevi: 12 Eylül ve Çocukluğum (Agora Kitaplığı, 2010) adlı bir kitabı var. Nefret adlı belgesel filmin yönetmenlerinden.

Esra Açıkgöz hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

Hakan Alp

1981’de Siirt’te doğdu. 2005 yılında İstanbul Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde lisans eğitimini, 2010’da İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Bölümü’nde yüksek lisansını bitirdi. Halen İstanbul Üniversitesi’nde nefret suçları konusunda doktora tezi çalışmasını sürdürmekte. Birçok ulusal ve uluslararası akademik dergide makaleleri yayımlandı. Ayrıca Radikal, Cumhuriyet, Sol gazetelerinde de makaleleri yayımlandı. Nefretadlı belgesel filmin yönetmenlerinden.

Hakan Alp hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

 

“Arınç aradı, ‘Sözümüzü tutamadık’ dedi”

Serdar KORUCU

Agos

Yeni Vakıflar Kanunu kapsamında 2008 yılında ortaya çıkan Vakıflar Meclisi’ndeki Azınlık Vakıfları Temsilcisi görevine seçilen Laki Vingas, iki dönemin ardından görevinden ayrılıyor. Son resmi toplantısını Pazartesi günü yapacak olan Vingas vakıf mülklerinin iade sürecinin başlamasının öneminin altını çiziyor ancak üç sorunun çözülemediğini hatırlatıyor: Seçim yönetmeliği, iade sürecinde uygulamadaki sorunlar ve tüzel kişilik problemi.

Azınlık Vakıfları denilince akla ilk gelen mülkiyet iadeleri oluyor. Bu iade süreci azınlık toplumlar için ne anlama geliyor?

Bu travmatik toplumlara devletin emek harcanması gerekiyor. İade süreci bu yönde atılan önemli bir adım. Ancak sürekli şöyle bir durumla karşı karşıyayız: “Bugün geçmişten daha iyi değil mi?” deniliyor, bu doğru. “Geçmişte haklarınız alınmıştı şimdi geri veriliyor değil mi?” diye soruluyor, haklılar, evet bugün daha iyi durumdayız ama bunlar yetmez ki!
Devamını oku: “Arınç aradı, ‘Sözümüzü tutamadık’ dedi” �

Ayakkabı kutularındaki paralar ‘faiziyle’ birlikte iade

Radikal

17 Aralık soruşturmasının takipsizlik kararına yapılan itirazların reddedilmesinin ardından, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler ile eski Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın evinde bulunan ve adli emanetçi olarak bir devlet bankasında tutulan paralar yasal faizi ile birlikte iade edilecek.

17 Aralık soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ekrem Aydıner, 10 Kasım’da 53 şüpheli hakkında takipsizlik kararı vermişti. Bunun üzerine dosyadaki tek şikâyetçi olan eski Fatih Emniyet Müdür Yardımcısı Orhan İnce, takipsizlik kararına itiraz etmişti.

Hürriyet gazetesinden Fırat Alkaç’ın haberine göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise yapılan itirazı reddetmişti. Savcılığın verdiği kararın kesinleşmesiyle Barış Güler ve Süleyman Aslan’ın el konulan paralarına iade yolu da açılmış oldu.
Devamını oku: Ayakkabı kutularındaki paralar ‘faiziyle’ birlikte iade �

Kardeşlik

48-Bilye  oyunu

Sayat TEKİR

Oniki

Türkçe’deki ‘kardeş’ kelimesinin etimolojisine baktığımızda eski Türkçe olan bu kelimenin karın-daş’tan geldiğini biliriz. Aynı karnı paylaşmış anlamındaki bu kelime birçok dildekinden farklı olarak eril ya da dişil değildir. Türkçe’de kardeş kelimesi cinsiyet belirtmediği gibi yaş da belirtmez. Kelime aynı annenin çocukları olduğunu belirtir ve doğulan yere, ana karnına atıf yapar.

Öte yandan kardeş kelimesi kıymetlidir çünkü içinde birlik ve dayanışma barındırır. İçinde hiyerarşi değil eşitlik barındırır. Ondan bir şeyi ikiye bölünce ‘’kardeş payı’ deriz. Bu kelime diğer yandan içinde zıtlıklar da barındırır: En iyi kardeşler birbirlerini anlar. Kabil ile Habil’den beri en kötü kavgalar yine kardeşler arasında olur.

Çocuk parklarına gidenler çokça görmüştür. Bir çocuk başka bir çocuk ile karşılaştığında, ebeveyni diğer çocuğu tanıtmak için ‘’kardeş’’ der. Ebeveynin çocuğunu sosyalleştirmek için kullandığı bu kelime çok kıymetlidir zira aile karşıdaki çocuğun milletine, dinine, mezhebine bakmadan bunu söyler. Peki ya o çocuk büyümeye başlayınca durum ne olur?
Devamını oku: Kardeşlik �

Հայոց հին կրօնները – Աստղերն ալ կը պաշտուէին Բաժնէ

Sarkis SEROPYAN

Agos

Համաստեղութիւնները կամ Աստղերու խմբաւորումները անծանօթ չէին մեր նախնիներուն կամ նախահայրերուն։ «Մեծ եւ Փոքր Արջ» համաստեղութիւնները մեր մօտ կը կոչուէին «Սայլք, Բազմաստեղք, Բազմոյթ, Աղաւանք, Զրուանայ մանկունք, Եօթն աստեղք»։ Հաւանաբար ըստ զանազան բացատրութիւններու եւ զրոյցներու այսչափ անուններ առած են այս երկու աստղերու պարերը, այսուհանդերձ մեզ անծանօթ են անոնց կրօնական յատկութիւնները։ Անոնցմէ վերջինը սակայն, անունը կ՚առնէ ժողովուրդի մէջ տարածուած աւանդութենէ մը, ըստ որու, ժամանակին ապրեր են եօթը սանամայրեր, որոնք ունին եղեր միակ քաւոր մը։ Սանամայրերէն ամէն մէկը մտածեր է, որ միւսը կը հոգայ քաւորի մասին։ Քաւորը մնացեր է առանց խնամքի եւ անօթութենէ մեռեր է։ Աստուած բարկանալով սանամայրերուն, զանոնց դարձուցեր է եօթն աստղերու։
Devamını oku: Հայոց հին կրօնները – Աստղերն ալ կը պաշտուէին Բաժնէ �

Nişanyan’a verilen ceza Meclis gündeminde

Demokrat Haber

HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, Sevan Nişanyan’a  verilen cezaları Meclis gündemine taşıdı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemiyle hazırlanan soru önergesinde, Bozdağ’a,”Aynı madde kapsamında ceza alan ve cezaevinde infazı gerçekleşen kaç kişi bulunmaktadır?” diye soruldu.

Pervin Buldan’ın hazırladığı önergede, Sevan Nişanyan’ın İzmir’in Selçuk ilçesinin Şirince köyünde geleneksel mimari dokuyu korumak ve canlandırmak için yaptığı çalışmalarla tanındığı hatırlatıldı. Nişanyan’ın, Şirince köyü girişindeki sit alanı içinde bulunan alanda inşai faaliyette bulunduğu iddiasıyla yapılan yargılama sonunda 2 yıl hapis ve 5 bin gün adli para cezası ile cezalandırıldığı kaydedilirken;
Devamını oku: Nişanyan’a verilen ceza Meclis gündeminde �

“Gelin Pınar’ın beraatini geri alalım”

Agos

Hâlâ Tanığız Platformu, sosyolog Pınar Selek’ın yargılandığı davanın 19 Aralık’ta görülecek duruşması için bir basın açıklaması yayımladı. Platform, nihai beraate kadar davanın takipçisi olacaklarını bir kere daha hatırlatıyor.

Platform’un yayımladığı basın açıklaması şöyle:

“Sosyolog yazar Pınar Selek’in Mısır Çarşısı patlamasından sorumlu tutularak yargılandığı davada bir kez daha çok önemli bir duraktayız.

Hatırlanacağı üzere Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin müebbet hapis kararını bozmasının ardından yargılama yeniden başlamış, 3 Ekim’de görülen duruşmada Yargıtay bozma kararına uyarak Pınar Selek hakkında verilmiş olan mahkûmiyet kararını ve yakalama kararını ortadan kaldırmıştı.
Devamını oku: “Gelin Pınar’ın beraatini geri alalım” �

Halk yolsuzlukları unutmadı, ayakkabı kutuları sokağa çıktı

Sendika.org

AKP’nin yolsuzluklarının ortaya saçıldığı 17 Aralık Operasyonu’nun yıldönümünde Erdoğan ve şurekasının ayakkabı kutuları İstanbul’un dört bir yanında sokağa çıktı.

AKP’nin yolsuzluklarının ortaya saçıldığı 17 Aralık Operasyonu’nun üzerinden bir yıl geçti. Erdoğan 17 Aralık’a yaklaşırken komisyon görüşmelerini basına kapatarak operasyonu unutturmaya çalışsa da halk unutmadı. 17 Aralık’ın sabahında İstanbul’un dört bir yanındaki duraklarda üzerinde “Sıfır’ladım babacığım”, “Milyonlar bu kutunun içindeydi”, “Günaydın, soyuldunuz” yazılı kutular vardı. ODTÜ’de de ayakkabı kutuları bırakılırken, Ziya Gökalp’te de üst geçite pankart asıldı.

Zonguldak’ta maden ocağında göçük: 70 yaşındaki işçi yaşamını yitirdi

Demokrat Haber

Zonguldak’ta, ruhsatsız olduğu belirtilen bir kömür ocağında meydana gelen göçüğün altında kalan 70 yaşındaki maden işçisiFahrettin Karamusaoğlu, hayatını kaybetti.

diken.com’un haberine göre, Kırat Mahallesi Güntepe Mevkii’ndeki ocakta yaşanan göçükte Fahrettin Karamusoğlu mahsur kalırken, ruhsatsız madenin sahibi olduğu iddia edilen oğlu ise son anda kurtuldu.

Karamusoğlu, oğlu ve çevredeki diğer ocaklarda çalışan madencilerin çabasıyla kurtarıldı. Yakınları tarafından hastaneye götürülen Karamusoğlu, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’nde yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Devamını oku: Zonguldak’ta maden ocağında göçük: 70 yaşındaki işçi yaşamını yitirdi �