Main menu:

Arama

Bölümler

May 2008
M T W T F S S
« Apr    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşiv

VALİ İSTİFA!

Biz aşağıda imzası olanlar, 1 Mayıs’ı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bütün İstanbul halkı için işkenceye dönüştüren Vali Muammer Güler’in istifa etmesini talep ediyoruz.
Hrant Dink kardeşimize düzenlenen suikastı önceden bilen İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında soruşturma açılmasına bile izin vermeyen Vali Güler, “provokasyon olacak” gerekçesiyle Taksim Meydanı’nı emekçilere kapatıyor.

“Kamu düzeni bozulacak” diye İstanbul’da adı koyulmamış sıkıyönetim ilan edip metroyu kapatıyor, vapur seferlerini iptal ediyor, okulları kapatıyor, çocuk-yaşlı, bebek-hamile demeden yüzlerce gaz bombası attırıyor. Taksim’e emekçileri sokmamak için, binlerce polisle Taksim Meydanı’nı ve oraya çıkan bütün yolları silahlı-bombalı-coplu polislerle işgal ettiriyor.

Taksim’de ısrar eden emekçiler, çatışma değil daha çok demokrasi istiyorlar.
Biliyoruz ki 12 Eylül Darbesi’nin yolunu döşeyen Maraş, Çorum, Bahçelievler, Balgat katliamlarının başlangıç noktası olan 1 Mayıs 1977 katliamının arkasındaki derin güçler ile Hrant Dink’in ve son olarak Adapazarı’nda yaşanan türdeki linç girişimlerinin arkasında hep aynı karanlık-derin güçler-çeteler var. Ve bu güçler açığa çıkarılmadan, bunlardan hesap sorulmadan bu ülkede demokrasinin önü açılmayacak, darbe tehditlerinin arkası kesilmeyecektir.

Taksim ısrarı, demokrasi ve temiz toplum ısrarımızın bir ifadesidir.
Kendisi de benzer güçlerin saldırısı altında kapatılma davasına maruz kalan AKP hükümeti ise Vali Güler’in yasakçı zihniyetine destek vererek demokrasiyi değil yasakları, baskıları ve darbecileri güçlendiriyor. Çetelere karşı sonuç alacak mücadele AKP’ye bırakılamayacak kadar önemlidir. Sosyal Güvenlik Yasası’na karşı omuz omuza veren emek güçlerinin Taksim talebi ile devam eden birlikteliği Vali Güler’in istifa etmesi için güçlendirilmelidir.

Demokrasi, temiz toplum, özgürlük, adalet, eşitlik, barış mücadelelerini ancak emek cephesi olarak kazanabiliriz.

www.valiistifa.net

TÜRK-İŞ, DİSK ve KESK’TEN 1 MAYIS DEĞERLENDİRMESİ: EMEK DÜŞMANLIĞINDAN EMEKÇİ DÜŞMANLIĞINA!

Değerli basın emekçileri, sevgili arkadaşlar, değerli konuklarımız

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki; yaşadığımız çağda, bırakın demokratik ülkeleri, 1 Mayıs’ı bir “öcü” olarak gören totaliter rejimlere sahip ülkeler bile neredeyse kalmamıştır. Ülkemizde ise, 120 yıl öncesinin dünyasında bile (1890’dan beri) yasal bir hak olarak kullanılan bir günü 2008’li yıllarda yasaklar ve tabularla karşılayan anlayışların hâlâ etkin bir şekilde var olması bir utanç meselesidir.

1 Mayıs kutlamaları ve 77’de katledilen canlarımızı anmak için Taksim’i istememizin önemi ortadan kalkmamıştır; siyasi iktidarın bu yasakçı, antidemokratik zihniyeti ve emek düşmanlığı anlayışı baki kaldığı sürece de kalkmayacaktır.

Türkiye’nin en önemli 3 konfederasyonunun Taksim’de kutlama yapmak istemesi, “benzer” diğer gösterilerden ve günlerden farklıdır. Toplumsal üretim ve toplumsal barışın yegane dayanağıdır emekçiler. Emekten ve emekçilerden yana hiçbir şeye tahammül göstermeyen hükümet bu gerçeği de görmemekte veya kabullenmek istememektedir.

Tarihsel olarak 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmak istenmesinin diğer bir önemi de; 1 Mayıs’ın ülkemizde, kara günlerin, darbelerin, demokrasinin rafa kaldırıldığı dönemlerin miladı olarak tarihimizde yerini almasıdır. Bunun karşısında üç konfederasyonun öneri ve beklentisi, 2008 1 Mayıs’ının da bu kara günlerden kurtulmanın, demokratikleşme ve barışın, demokrasi dışı arayışları mahkum etmenin bir tarihi olmasıdır.
Devamını oku: TÜRK-İŞ, DİSK ve KESK’TEN 1 MAYIS DEĞERLENDİRMESİ: EMEK DÜŞMANLIĞINDAN EMEKÇİ DÜŞMANLIĞINA!

Sergi : Bir Zamanlar Sivas´ta

Sivas’ın Norkhan (Yıldızeli) kasabasında öğretmen, cemaat meclisi üyesi, papaz ve polis. Boğos Natanyan, Sivas 1877, (yay. haz: Arsen Yarman), Birzamanlar Yayıncılık, İstanbul, 2008

Tarih: 02 - 12 May›s 2008
Saat: 10.00 - 20.00
Yer: Pangaltı Lisesi’nden Yetişlenler Derneği
Pangaltı Düğmeciler Pasajı
Halaskârgazi Caddesi, no: 132, kat: 1
Pangaltı / İstanbul
Telefon: 0212 240 62 83 - 240 17 60 (P.L.Y.D.)
0212 523 25 06 (Birzamanlar Yayıncılık)
e-mail: plyd@pl-yd.org
info@birzamanlaryayincilik.com

Taksim’den Tuzla’ya yüzleşme

Ferhat KENTEL
www.gazetem.net
Bugün 1 Mayıs… Taksim’de neler oluyor, neler olacak bilmiyorum; çünkü bu yazı Salı akşamı yazılıyor… Bugün Taksim’de neler olacağını hep beraber göreceğiz ama İstanbul gibi koskoca bir dünya şehrinin küçük valisi neler olacağına dair “vaatlerini” ilan etti ve buyurdu: “Gelmeyin! Gelirseniz orantılı güç kullanırız, dağıtırız!” buyurdu. “Orantılı güç”ten ne kastettiğini tahmin etmek çok zor değil; geçen sene gördük çünkü… Geçen sene bütün İstanbul’a yaşattığı cehennem azabını, bu sefer “provokasyon” tehdidi ile tekrarlamak istiyor…

1977’de de çok duyulmuştu bu tehdit. Sonra, o dönemin muktedirleri “sözlerini” yerine getirmiş ve Taksim’e provokasyonun alâsını sunmuşlardı. Intercontinental (şimdinin The Marmara) otelinin bir katına yerleşen ve nerelerden geldiği hiçbir zaman tam olarak öğrenilmeyen katiller ve onların Sular İdaresi’nin üzerine yerleşen destek kuvvetleri meydandaki yüzbinlerce kalabalığa kurşun yağdırmıştı. O gün 37 insan canı yokedildi. Ama buna rağmen, 1978’de insanlar daha kalabalık toplandılar o meydana… Daha sonraki 1 Mayıs’larda muktedirler Taksim arzusuyla başa çıkamayınca, sokağa çıkma yasakları getirdiler ama ne 1977 katliamı unutuldu ne de 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama arzusu…

“1 Mayıs: işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü”… Ama 1 Mayıs bugün Türkiye’de çok daha fazla bir anlam ifade ediyor… 1 Mayıs Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesinin, hesaplaşmasının sembolik günlerinden biri artık… 1 Mayıs’tan bu kadar çok korkan çapsız muktedirler sadece bu yüzleşmenin ne kadar elzem olduğunu olduğunu daha çok hatırlatıyorlar Türkiye’ye…
Devamını oku: Taksim’den Tuzla’ya yüzleşme

Կեցցէ՛ 1 Մայիս / Yaşasın 1 Mayıs / Bıji 1 Gulan / Ζήτω 1 μάη / ܢܐܚܐ 1 ܐܝܪ

1990 yılından bu yana daha da belirginleşerek uygulanmaya başlayan neo-liberal politikalar, Ermeni, Kürt, Türk ayırt etmeksizin, hayatın her alanında işçi, memur ve esnafı etkilemektedir. Türkiye’nin Ticaret ve Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması (GATT) gibi uluslararası anlaşmaları imzalamış olması ve hükümetlerin IMF’nin para politikalarını uygulaması, emekçilerin sosyal haklarından mahrum edilme sürecini doğurmuştur.

Devletin temel görevlerinden biri olan sağlık hizmetinin bile paralı hale getirilerek ‘paran kadar sağlık’ politikasına geçilmesi, yeni çıkarılan Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Yasası ile emekli olma yaşının yukarı çekilmesi ve emeklilik maaşlarına göz dikilmesi, bu sürecin en belirgin açılımlarındandır.

Bunun yanı sıra süregelen taşeronlaştırma ve hiçbir sosyal güvencesi olmayan işçileri kayıt dışı çalıştırmak gibi insan hayatını hiçe sayan uygulamalar, Tuzla’da olduğu gibi işçi ölümlerinin sıkça tekrarlanmasına neden olurken, çalışma ve sosyal güvence talep eden işçilerin –Yörsan ve Arçelik’te olduğu gibi– işten çıkarılması durumu daha da vahim hale getirmektedir. İşsizliğin arttığı bu süreçte esnaf da kepenk kapatma noktasına gelmiştir. Bu olumsuz sürecin er ya da geç hepimizin hayatını kapsayacağı aşikârdır.

Erkek egemen sistemin topluma dayattığı tek tip kadın ve erkek modeli cinsiyetçiliği yeniden üretmekte, kadınlara yönelik taciz ve şiddet olayları devam etmektedir. ‘Barış gelini’ Pippa Bacca’nın tecavüze uğrayıp öldürülmesi ile gazetelerin ilk sayfalarına taşınan kadına yönelik şiddet haberleri, dönemsel olarak dikkatleri bu yöne çekse de, çelişkinin temel kaynağı olan erkek egemen sistemin toplumsal olarak sorgulamasında etkili olamamaktadır.
Lambda İstanbul Derneği’ne açılan kapatma davası da farklılıkları reddeden yaklaşımın güçlenerek devam ettiğini alenen göstermektedir.

‘Küreselleşme’ ve ‘globalleşme’ kelimeleri kulağımızda hoş tınılar bıraksa da sermaye odaklarının dayattığı ve yönlendirdiği bir kavram olarak küreselleşmenin hayatımızdaki karşılığı tek tipleşme, düşük maaş, düşük hayat standartları, küresel krizler vb. olmaktadır. Bu olumsuzluklara duyulan öfke ise bilinçli bir şekilde milliyetçi kanallara akıtılmakta, kitlelerin öfkesi sorunun/sistemin merkezinden uzak tutulmakta, adeta hedef şaşırtılmaktadır. Körüklenen milliyetçilik, sınır ötesi ve sınır içi operasyonlar olarak tezahür ettiğinde, bize yediğimiz ekmeğin küçülmesi olarak geri dönüyor. Bu milliyetçilik, ötekini ezme ve yok etme olarak tezahür ettiğinde ise bize cinayetler, kontrgerillalar ve derin örgütler olarak geri dönüyor.

Tüm bu olumsuzluklara karşı durmak için, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik için, Nor Zartonk 1 Mayıs’ta “Կեցցէ՛1Մայիս / Yaşasın 1 Mayıs!” pankartı ile Şişli’de Umut Kooperatifi’yle yan yana olacaktır.

‘Taksim’de 1 Mayıs Demokrasinin Ölçütüdür’

Ufuk URAS
ÖDP Genel Başkanı
İstanbul Milletvekili

Demokrasideki eksikler hayatın her alanında karşımıza çıkmaya devam ediyor. AKP hükümeti Taksim Meydanı’nı emekçilere ve işçilere kapatma inadını sürdürüyor.

‘Ayak takımı’ yaklaşımı da, Taksim yasağı da AKP’nin demokrasi anlayışının sınırlarını ve zaaflarını ortaya koyuyor.

Taksim’de 1 Mayıs kutlaması bugün Türkiye’de demokrasinin ölçütlerinden önde geleni olmuştur. Buna karşı çıkanlar demokrat ve özgürlükçü bir tutum almıyorlar. Polis bayramından lale şenliğine kadar her tür etkinliğe izin verilen Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamaları için kapalı olması anlaşılır değildir.

AKP hükümetine bir kez daha çağrı yapıyorum. Anlamsız inadınızdan vazgeçin. Taksim Meydanı korkusunu yaşamaktan ve yaymaktan kurtulun. Bırakın Taksim Meydanı 1 Mayıs’ta emekçilerin ve işçilerin talepleriyle ve örgütleriyle dolsun. Devamını oku: ‘Taksim’de 1 Mayıs Demokrasinin Ölçütüdür’