Main menu:
















Arama

Arşiv

Arşiv

Ev İçi Şiddeti Konuşuyoruz

afis2

25 Kasım 1960 Dominik Cumhuriyeti’nde, Trojillo Diktatörlüğü’ne karşı direnişi sergileyen Mirabel Kardeşlerin, cezaevinde bulunan eşlerini ziyaret ettikten sonra tecavüz edilerek öldürülmelerinin tarihidir.Bu olayın ardından tüm dünyada kadına yönelik şiddete karşı kampanyalar düzenlenmiş, 1981 yılında da Kolombiya’nın başkenti Bogota’da toplanan 1. Latin Amerika ve Karayip Kadınlar Kongresi’nde Mirabel kardeşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü” olarak ilan edilmiştir.

Bu kararı benimseyen Birleşmiş Milletlerin 1999’daki kararı ile her yıl 25 Kasım tarihi “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü” olarak anılmaktadır.

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü vesilesiyle Mor Çatı’dan Selime Büyükgöze’nin katılımıyla erkek şiddetini ve ev içi şiddeti konuşuyoruz. Etkinlik kadınların katılımına açıktır.

Tarih: 28 Kasım 2014 Cuma
Saat: 19.00
Yer: Ermeni Kültürü ve Dayanışma Derneği
Adres: İstiklal Caddesi, Balıkpazarı, Sahne Sokak, No: 5A / 5, Beyoğlu, İstanbul

NOR ZARTONK / ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ

Vakıflar’da Toros Alcan dönemi

Baruyr KUYUMCİYAN
Agos

Vakıflar Genel Meclisi’nin 15 üyesinden biri olan Azınlık Vakıfları Temsilcisi 28 Aralık’ta seçilecek. Ermeni, Rum, Musevi, Süryani ve Bulgar vakıflarından oluşan toplam 166 vakfın Ankara’da kullanacağı oylarla belirlenecek olan ve şu anda Laki Vingas’ın başarıyla yürüttüğü Azınlık Vakıfları Temsilciliği görevi büyük önem taşıyor. 166 vakıf arasında 77 Rum, 53 Ermeni, 19 Musevi, 10 Süryani, 3 Keldani, 2 Bulgar, 1 Maroni ve 1 Gürcü vakfı bulunuyor. Bir sürpriz olmazsa, yapılan centilmenlik anlaşması çerçevesinde, Rum vakıflarıyla birlikte diğer azınlık vakıfları Ermeni adayı destekleyecek ve önümüzdeki dönemde, Vakıflar Meclisi’nde, gayrimüslim toplumlar adına Ermeni bir temsilci yer alacak. Ermeni toplumunun adayı, VADİP’te yapılan hararetli bir seçimin ardından belirlendi. Vakıf yönetimlerinin ismi üzerinde uzlaştığı Tıbrevank Lisesi Vakfı Başkanı diş hekimi Toros Alcan, Agos’un sorularını yanıtladı.
Devamını oku: Vakıflar’da Toros Alcan dönemi �

Erdoğan’ın ‘fıtrat’ açıklamasına kadın örgütlerinden tepki

Demokrat Haber

‘Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği’ öncülüğünde bir araya gelen kadın ve LGBTİ örgütleri, Erdoğan’ın cinsiyetçi ifadeleriyle Anayasa’yı ihlal ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın I.Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde söylediği “Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir; feministler anneliği kabul etmezler” sözlerine kadın örgütleri tepki gösterdi. Erdoğan’ın bu sözlerine karşı yazılı açıklama yapan kadın ve LGBTi örgütleri, Anayasa’nın 10. Maddesindeki eşitlik ilkesine dikkat çekti. Örgütler, Tayyip Erdoğan’ın Anayasa’yı ihlal ettiğini kaydederek, “Türkiye Anayasası’nın 10. Maddesi diyor ki, ‘Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.’ Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan bu söylemi ile Türkiye Anayasası’nı da ihlal etmektedir” dedi.
Devamını oku: Erdoğan’ın ‘fıtrat’ açıklamasına kadın örgütlerinden tepki �

Mühürlü Kapı: Türkiye-Ermenistan Sınırının Geleceği Konferansı

Hrant Dink Vakfı

Hrant Dink Vakfı ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü tarafından düzenlenen Mühürlü Kapı: Türkiye-Ermenistan Sınırının Geleceği Konferansı tamamlandı. İki gün boyunca dokuz oturumda toplam 27 sunumun yapıldığı konferans, www.hrantdink.org adresinden Türkçe, İngilizce ve Ermenice dillerinde canlı olarak izlendi.

Mühürlü Kapı:Türkiye-Ermenistan Sınırının Geleceği Konferansı, Hrant Dink Vakfı Başkanı Rakel Dink, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Onur Özsoy ve Hrant Dink Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Aktar’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Konferansın ilk gününde yerel ve küresel bağlamda ‘kapalı sınır’ teması ele alındı. Rakel Dink açılış konuşmasında, “İnsanları tutsak kılan, vicdandan uzaklaştıran her tür sınırları aşmak istiyoruz” derken, Cengiz Aktar, Hrant Dink Vakfı olarak bugüne kadar yaptıkları bilimsel araştırma ve sempozyumların hafıza, vicdan ve akla davete odaklandığını, Mühürlü Kapı konferansının da ufuk açıcı ve yol açıcı nitelikte olduğunu vurguladı.
Devamını oku: Mühürlü Kapı: Türkiye-Ermenistan Sınırının Geleceği Konferansı �

Kalkınma, güvenlik, fıtrat, medeniyet

Yetvart DANZİKYAN
Agos

Gündemdeki haberleri alt alta yazıp “İşte buyrun, memleket” demeyi pek sevmem ama, gri, kasvetli bir kasım sabahında gazeteleri, televizyonları, siteleri açtığımda karşımda sıralanan gündem maddeleri memleket ahvaline ilişkin çok şey söyleyince, şöyle kısa bir gezinti yapmak gerekli olabilir gibi geldi.

Hangi sırayla gidelim bilemedim ama galiba şu ÇED meselesiyle başlamakta fayda var. Salı sabahı Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliğe göre, “alışveriş merkezleri, golf tesisleri, toplu konut projeleri, 100 km ve altı demiryolu projeleri, beyaz eşya boyama tesisleri, tuz çıkartılması, orman alanlarının dönüştürülmesi projeleri” ÇED kapsamından çıkarıldı. Peki, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) nedir? Kabaca, herhangi bir projenin çevreye ne çapta zarar vereceğini ortaya koyan, bilimsel bir rapordur ve proje aşamasında bu raporun dikkate alınması hukuki bir zorunluluktur. Bu tür projelerin ÇED kapsamından çıkarılması da, böyle projelerde rapor aranmaz, işe başlanır manasına geliyor.
Devamını oku: Kalkınma, güvenlik, fıtrat, medeniyet �

HDP: Devlet özür dilesin

Agos

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, “Devlet Özür Dileme Kanun Teklifi” hazırladı.

Kanun teklifinde ulus devletin, “yanlış devlet” biçimi olarak erk-toplum barışını ve toplumsal barışı kadük bırakmak üzere kurgulandığını belirtti. Barışı “hem erkin hem de toplumun içerisinde bulunması gereken tarihsel ve evrensel bir süreç” olarak tarif eden Tuncel, bu sürecin gerçekleşmesinin bir ayağının toplumsal kesimler ve toplumsal temsilleri sürece katmak iken, diğer ayağının da geçmişle yüzleşme ve hakikatlerin açığa çıkarılması olduğunu ifade etti.
Devamını oku: HDP: Devlet özür dilesin �

Ulusal kimlikler nasıl oluşturuldu?

Esra YALAZAN
T24

Cumhuriyet tarihi boyunca siyasilerin hayatta kalma alışkanlığına dönüşen ‘kutuplaştırma’ stratejisi her zaman işe yaradı bu coğrafyada. Dolayısıyla son yıllarda giderek artan ‘ötekileştirmenin’ bu toplum için fazla haber değeri yok belki ama iktidarın, resmi tarihi ideolojik saplantılar üzerinden nasıl şekillendirdiğini anlamak açısından hala üzerinde düşünmeye değer bir mevzu.
Devamını oku: Ulusal kimlikler nasıl oluşturuldu? �

Eski Ermeni köyü yine define avcılarının hedefinde

33m1o45

Diha

Karayazı’da, Ermenilerden kalan hazinelerin olduğu ileri sürülen bir kayanın altı kepçe ile kazıldı.

Erzurum’un Karayazı ilçesine 15 kilometre uzaklıkta bulunan Kırgındere Mahallesi’ne gece saatlerinde gelen kimliği belirsiz kişiler, Ermeniler döneminden kalan ve üzerinde kuş figürü bulunan bir kayanın altında kepçeyle define aradı. Kazı yapıldığını öğrenen bölge sakinlerinin mahalleye gitmesi ile söz konusu kişiler, kepçeyi arkalarında bırakarak kaçtı.
Devamını oku: Eski Ermeni köyü yine define avcılarının hedefinde �

Türkiye’nin Ermeni siyasetinde Karabağ Savaşı

c96835bd336b

Styopa SAFARYAN
Repair Future

Uluslararası ilişkiler çerçevesinde, sona eren Soğuk Savaşa dayanan idealizmin iyimserliğinin, Türk -Ermeni ilişkilerinin ebediyen çözümünü destekleyeceği ve yeni açılımların hayata geçirilmesinde, savaşla dolu geçmişin artık barışa yönelmesinde katkı sağlayacak nesnel ve öznel etkenlerin, bu süreci tıkayan etkenlerden daha güçlü olacağı zannedilirdi.

Ancak, idealizm iyimserliğinin coşkusu hızla kayboldu. Üçüncü tarafların da içine çekecek etnik-toprak savaşlarıyla birlikte bu durum önce Kafkaslarda kendini gösterdi, uluslararası ilişkiler algısında realizmin karamsarlığı belirginleşmeye başladı.
Devamını oku: Türkiye’nin Ermeni siyasetinde Karabağ Savaşı �

Mühürlü Kapı: Türkiye-Ermenistan Sınırı

20141122_143852-1

ETHA

Hrant Dink Vakfı, “Mühürlü Kapı: Türkiye-Ermenistan Sınırının Geleceği Konferansı”, Ankara Üniversitesi Cebece Kampüsü Aziz Köklü salonunda gerçekleştiriliyor. İki gün sürecek konferansta, sınırın kapalı tutulmasının tarihi arka planı ve bugünkü nedenleri üzerine tartışmalar yürütülüyor.

Gerard J. Libaridian’ın oturum başkanlığını yaptığı “Kapalı Sınıra Genel Bir Bakış” başlıklı ilk oturumda, Kafkasya bölgesindeki sınır hatlarının kullanımının tarihsel ve güncel gelişimi ele alındı. Bu oturumda söz alan Sezai Yazıcı, Kars sınır kapısının Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine kullanım seyrini ve ekonomik gelişim durumunu anlattı. Lale yalçın Heckmann, Dağlık Karabağ bölgesinin sınır hattının kullanımına etkilerini anlattı. Florian Mühlfried ise son dönemlerde Rusya-Gürcistan sınırının gelişim seyri hakkında bilgi verdi.
Devamını oku: Mühürlü Kapı: Türkiye-Ermenistan Sınırı �