Main menu:
















Arama

Arşiv

Arşiv

Palyaçolar, parazitler; Ermeniler, Yahudiler…

nm_etyen_mahc3a7upyan_23_1316

Yetvart DANZİKYAN
Agos

Etyen Mahçupyan bir zamandır Ermenilerin ve azınlıkların niçin AKP’li olmadıklarına kafayı takmış durumda; köşesinden sık sık bu konuya –tutarsız argümanlarla– sinirleniyor. Bu kez de, yine Akşam gazetesinde, kimi Ermeni aydınları palyaço olmakla suçladı. Şöyle dedi: “Ermeni ‘aydınları’ diye ortalıkta dolaşanların büyük kısmı utanç verici bir yüzeysellik ve kabalık sergiliyor. Kendilerini seyre gelmiş sol/liberal ‘aydın aristokrasisinin’ alkışını almak için, burunlarına kırmızı toplar yapıştırmış, yeri geldiğinde taklalar atan palyaçolar gibiler.”
Yazıda, bu kesimleri alkışlayanlara yönelik, ‘parazit’, ‘şarlatan’ gibi suçlamalar da var.

Mahçupyan’ın soğukkanlılığını ve mantık dizgesini neredeyse tamamen kaybettiğini düşünüyorum. Ancak buralara gelmeden önce, şikâyet ettiği bir konuda haklı olduğunu söylemem gerek: Mahçupyan ve kimi Ermeni gazetecilerin/yazarların neredeyse körü körüne bir AKP yandaşı haline gelmesinin, kamuoyunda ‘Ermenilik’ üzerinden okunması, anlaşılması ve böyle mesele edilmesi…
Devamını oku: Palyaçolar, parazitler; Ermeniler, Yahudiler… �

‘Gömü hikâyeleri yağmayı meşrulaştırma yöntemidir’

nm_berge_photo_nese_ozgen_1254

Emre Can DAĞLIOĞLU
Agos

Prof. Neşe Özgen, Türkiye’nin tüm kara sınırlarında etnografik çalışmalar yapmış bir akademisyen. 2000 yılında Suriye sınırında başlayan çalışmaları, Van Özalp ve Ağrı Doğubeyazıt’ta devam etti ve Doğu sınırını Iğdır ve Ardahan’da noktaladı. İki yıldır Yunanistan ve Bulgaristan sınırında benzer çalışmalarını sürdüren Özgen’le, sınırların o bölgede yaşayan insanları nasıl etkilediğini, Iğdır ve Ardahan’daki kimlik inşasını, bu kimlik inşasında Ermeniliğin yerini ve Ermenistan sınırının durumunu konuştuk.
Devamını oku: ‘Gömü hikâyeleri yağmayı meşrulaştırma yöntemidir’ �

Dalkavuğun Cenneti

erdoğan-ntv-980x500

Hektor VARTANYAN
harfvolver.com

“Palyaçonun Cehennemi”

Etyen Mahçupyan’ın 26/08/2014 tarihli yazısının başlığı yukarıda tırnak içinde belirtilen ifade. Palyaço tabiriyle kastettikleri ise kendisi gibi düşünmeyen Ermeniler.

Etyen Mahçupyan dalkavukluğun günümüz Türkiyesinde en yağlı kazanç kapısı olduğunu idrak ettiğinden beri muhafazakar despotizm olarak tanımlayabileceğimiz Tayyipizm’ in kalemşörlüğünü yapıyor. Kendini muhafazakar camiaya kabul ettirebilmek için ise, ısrarla içinden geldiği Ermeni Cemaati’ni ve genelde bütün azınlıkları nefretengiz bir biçimde hedef gösteriyor. Bazen “Sözcü okuyan ve İslam düşmanı bir Yahudi” oluyoruz, bazen de “Burnu havada,Hrant Ahparig’in katlini sömüren cehennem palyaçosu Ermeniler.” Tabi ki Ermeniler olarak da ”İslam’dan ve müslümanlardan nefret ediyoruz.
Devamını oku: Dalkavuğun Cenneti �

Hayat İçin Söze Karışmak.. (Mahçupyan’a Dair)

Mahcupyan

Misak TUNÇBOYACI

“Kötülüklerin çoğu hiçbir zaman iyilik ve kötülük hakkında kafa yormamış insanların işidir. – Hannah Arendt”

Görünen köye kılavuz istenen, halen bunun talep edilebildiği derdin tasanın değil anlaşılmak, değil irdelenmek topyekûn tarumar edilmesine yol arşınlatılıp, sebep aranan halen bunda ısrar edilen bir ülkedeyiz. Kendimizden uzaklaştıkça, dertlerden kaçabileceğimiz yanılgısına rehin edilmiş bir haldeyiz, böylesi bir ahvaldeyiz. Kelimenin tam karşılığı; sarsılmamız gerekirken kanıksamanın dehlizlerinde yol almaya devam ediyoruz bir arada. Ahval bilmiyoruz, kaçıncı keredir sıfırlanıp dönüştürülürken politik uzamın tahlilini kendi haline terk ediyoruz. Hayatı göremediğimiz gibi ona kast edenleri de ifşa edip de bir türlü hesap sormuyoruz göremiyoruz.
Devamını oku: Hayat İçin Söze Karışmak.. (Mahçupyan’a Dair) �

Ezidi kamplarına kaygı ve korku hâkim

nm_huseyinbagis_aa__3__1127

Agos

IŞİD’in Irak’a girmesinin ardından Ezidiler, tarihinin en büyük trajedilerinden biriyle karşı karşıya kaldı. Binlerce Ezidi, yıllardır yaşadığı Şengal’de ağır katliamlara maruz kalıyor. Saldırılardan kaçan Ezidiler, göç yollarına düştü. Bir kısmı Federal Kürdistan Yönetimi’nin kontrolü altında olan güvenli bölgelere göç ederken, pek çoğu Türkiye’nin yolunu tutmuş durumda. Pasaportu olanlar sınır kapılarını kullanıyorlar; pasaportlarını alamadan kaçmak zorunda kalanlarsa, dağ yollarından Türkiye’ye giriş yapıyorlar. Silopi, Midyat, Viranşehir gibi yerlere dağılan Ezidilerin akıbeti ise, henüz belli değil. Yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerinin çabaları yetersiz. Şu ana kadar Türkiye’ye gelen Ezidilerin sayısı 20 bini geçmiş durumda. Halen 60 bine yakın Ezidi’nin, Türkiye’ye ulaşmak için yürüyerek Irak’tan kaçmaya çalıştığı söyleniyor. Öte yandan, Federal Kürdistan Yönetimi’ne ait kamplardaki koşulların kötü olmasının, Türkiye’ye gelen Ezidi sayısının artmasına neden olacağı tahmin ediliyor.
Devamını oku: Ezidi kamplarına kaygı ve korku hâkim �

Burjuvazi ve Demokrasi – Korkut Boratav

TUSIAD-ENDEAVOR ''IYIGIRISIM'' ZIRVESI

Korkut BORATAV
Sendika.org

Öyle anlaşılıyor ki bu burjuvazi, burjuva demokrasisine karşıdır. O zaman burjuva demokrasisini, içeriğini zenginleştirerek; belki de bir demokratik devrime dönüştürerek hayata geçirmeyi başkaları üstlenecektir

Bugüne de ışık tutması beklentisiyle soralım: Türkiye’de burjuvazi ile siyasi iktidar arasındaki ilişkiler yakın geçmişte nasıl seyretmiştir?

“Burjuvazi, tanım gereği iktidardadır” diye soruyu geçiştiremeyiz. Kapitalist bir toplumda (dolayısıyla Türkiye’de) burjuvazi, elbette ekonomiye egemen olan sınıftır; “normal” koşullarda devleti de kontrol eder. Ancak bu, otomatik olarak gerçekleşmez. İktidar kadrolarının zaman içinde değişen hareket alanı, burjuvazinin saflarında bölünmeler, başka (özellikle emekçi) sınıfların artan pazarlık gücü, sınıf hegemonyasını zayıflatabilir.
Devamını oku: Burjuvazi ve Demokrasi – Korkut Boratav �

Palyaço Ermeniler

2244

Hayko BAĞDAT
Taraf

Etyen Abi sana meydan okuyorum, kafandan aşağıya bir kova buzlu su dök.

Böylece hem ALS hastalığı için farkındalık yaratılmasına katkı sunarsın hem de uzun zamandır seni kilitleyen hâlden geriye dönmen için bir vesile yakalamış oluruz.

Belki okumayan vardır diye “Palyaçonun Cehennemi” başlıklı yazından bazı tespitlerini kalemim döndüğünce okuyuculara hatırlatarak yazıya başlamak isterim:

–Azınlıklar, kendi zihinlerinde ve küçük dünyalarında Müslümanları aşağıladığı gerçeğiyle yüzleşemedikleri için AKP’nin büyük devrimini göremiyor ve sana saldırıp duruyor.
Devamını oku: Palyaço Ermeniler �

Etyen Mahçupyan’ın ‘en hakiki sınavı’nda ne yapmalı?

nm_etyen_mahc3a7upyan_23_1316

Dikran Zenginkuzucu
Demokrathaber

Etyen Mahçupyan 3 Ağustos 2014 tarihli Akşam Gazetesi’nde “Azınlıkların en hakiki sorusu” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazı Azınlıkların(1) Tek Parti döneminde yaşadıkları devletçi-bürokrat baskılarla yaşadıkları dışlanma sonucu kendi içlerine kapanarak ve Müslüman kitleyi küçük görerek bir nevi savunma mekanizması geliştirdiklerini ancak bu tutumun bugün “AKP’nin taşımakta olduğu ihtilalci değişim sürecinde halen çözemedikleri bir ikilemle karşı karşıya” kalmalarına yol açtığından bahsediyordu.

Mahçupyan’ın bu tezini bir takım tarihsel argümanlarla desteklemesinin yanı sıra Yahudi cemaatinin büyük kısmının Sözcü gazetesi okuduğu iddiasına dayandırması biraz şaşkınlık biraz da kızgınlıkla karşılandı. Özellikle İsrail’in Gazze’yi bombaladığı bir dönemde kaleme alınan yazı Yahudi cemaatini öne atmasıyla tahrik edici bulundu, bir de üstüne Erdoğan’ın “Affedersiniz bana daha kötü şeylerle Ermeni dediler” açıklaması gelince yazı iyice açığa düştü.
Devamını oku: Etyen Mahçupyan’ın ‘en hakiki sınavı’nda ne yapmalı? �

İslam Devleti Ortadoğu’suna hoş geldiniz

2014-08-09-isid-cetelerinin-sengalde-katliam-oyunu

Vahakn Keşişyan
Agos

İslam Devleti artık Ortadoğu’nun bir parçası. Herkese düşman ve herkesin düşmanı olsa da, yeni Ortadoğu’nun bir gerçeği bu. 2006’da Irak’ta kurulan ve o zaman adı Irak İslam Devleti olan bu siyasi-askeri yapının, Irak’ta savaşan yüzlerce yapıdan biri olduğu sanılmış, üzerinde pek durulmamıştı. Faaliyetlerini Suriye’ya de taşıyan yapı, 2012’de, oradaki yeni yapılanmayla, ‘Irak ve Şam İslam Devleti’ adını almıştı. 2014’te ise, kendini coğrafi sınırlardan kurtarıp, yalnızca iki kelimeyle, ‘İslam Devleti’ olarak anılmaya başladı. Hatta, kontrolü altında bulunan biri, her kim olursa olsun, ‘IŞİD’ ya da ‘DA’EŞ’ kısaltmalarını kullanırsa ağır şekilde cezalandırılabiliyor. İslam Devleti’ne ün kazandıran en önemli faktör, Suriye ve Irak’ta kısa sürede kazandığı ‘başarılar’ oldu. Stratejilerinde, bir taraftan bu başarılarla tüm dünyadan cihatçıların ilgisini çekme, bir taraftan da korku ve terörle işgal etmek istedikleri bölgelerde psikolojik etki yaratma var.
Devamını oku: İslam Devleti Ortadoğu’suna hoş geldiniz �

Suriyeli sığınmacılar: Bu da bizim 1915’imiz

nm_IMG_8406_0954

Serdar KORUCU
Agos

Antep’in eski Ermeni yerleşimlerinden, Şahinbey ilçesinin Tepebaşı Mahallesi, Suriyeli mültecilerin yoğun olarak yaşadığı yerler arasında. Şehrin bugünkü en ünlü ibadethanesi Kurtuluş Camii, geçmişte Asdvadzadzin, yani Meryem Ana Ermeni Katedrali’nin merkezini oluşturduğu bölgede, mülteciler, mahallenin restorasyonu başlayan, yarı yıkık da olsa ihtişamını koruyan konaklarında yaşam savaşı veriyor.

Bir zamanlar zengin Ermeni ailelerinin konakladığı evlerde bugün Suriyeliler, kapı ve pencereleri halılarla kapatarak yaşamaya, etraftaki çöplerle geçinmeye çalışıyor.
Savaşın başlamasının ardından Türkiye’ye sığınmış Selam ailesi onlardan biri. Tanınma korkusu ile, fotoğraf çektirmekten kaçınıyorlar. Yalnızca üç çocuklarının objektife gülümsemesine izin veriyorlar. Evin daha büyük iki çocuğuysa çalıştıkları için evde değil.
Devamını oku: Suriyeli sığınmacılar: Bu da bizim 1915’imiz �