Main menu:
















Arama

Arşiv

Arşiv

Kesab’dan Vakıflı’ya çirkin şovun iç yüzü

kesab

Karin KARAKAŞLI
Agos

Fotoğraflar: Berge ARABIAN

Önce bir silah sesi, sonrasında çığlıklarla gökyüzünde uçuşarak dağılan bir kuş sürüsü… Kesab’daki Ermeniler denince aklıma gelen ilk imge bu. Ermeniler ve Kesab, bin yıllık bir tarihten sonra ayrı düştü. Çok değil, Suriye’deki son iki yıllık savaş dehşetinde bile cennet mekân kalan ve Halep başta olmak üzere bombaların yağdığı şehirlerden can havliyle kaçanların kendini attığı o bir zamanların sayfiye yeri Kesab, artık bir hayalet şehir. Son ana kadar kasabada kalan kırk kadar yaşlı Ermeni’nin yarısı da şimdi Vakıflı Köyü’nde.
Devamını oku: Kesab’dan Vakıflı’ya çirkin şovun iç yüzü �

Daha kaç kez anahtarları verip çıkacağız evlerimizden…

kesab

Aris NALCI
Evrensel

Birkaç haftadır Türkiye’nin dışişleri bakanlığının gündemi Suriye ile ilgili oldukça yoğun mesai saatleri geçiriyor sanıyorum.
Ama ben sadece sanıyorum…
Suriye’nin Türkiye sınırına çok yakın bir kasaba olan Kesap’ta yaşananlar Türkiye’nin ve dünya Ermenilerinin gündemine yerleşmiş durumda.
Kesap neredeyse 6 bin yıllık geçmişe sahip bir yer. Suriye’nin denize yakın kasabalarından biri ve aynı zamanda 1915’teki Ermeni soykırımından kurtulanların sığındığı bir vaha… Nüfusunun büyük bir çoğunluğunu Ermeniler oluşturur, Aleviler ise azınlıkta…
Devamını oku: Daha kaç kez anahtarları verip çıkacağız evlerimizden… �

Robert Fisk’in ‘Has Recep Tayyip Erdogan gone from model Middle East ‘strongman’ to tin-pot dictator?’ yazısının çevirisi

turkeyv2

Robert FISK
Çeviri: nefesimiduy.wordpress.com

Türkiye’nin Suriye’deki tutumu, Ortadoğu’nun güçlü adam modeli Recep Tayyip Erdoğan’ı beş para etmez bir diktatöre dönüştürüyor. Bir zamanlar Barack Obama’nın en sevgili müttefiklerinden olan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı gittikçe artan otoriter bir tavır ortaya koyuyor.

Recep Tayyip Erdoğan, Barack Obama’nın en sevgili müttefiklerinden biriydi. Dinci ama laik, güçlü ama demokrat, bağımsız ama güvenilir bir NATO dostuydu. Eskiden Osmanlı imparatorluğuna bağlı olan Arap bölgesinde Beyaz Saray ve Pentagon’un rehber olarak güvenebileceği türden bir adamdı. Aynı zamanda Suriye‘nin nefret edilen lideri Beşar El-Esad’ı dize getirebilecek isyancılara ulaşan bir kanaldı.
Devamını oku: Robert Fisk’in ‘Has Recep Tayyip Erdogan gone from model Middle East ‘strongman’ to tin-pot dictator?’ yazısının çevirisi �

Avrupa’nın en büyük ahşap yapısı Büyükada Rum Yetimhanesi’nin etkileyici fotoğrafları

Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ikinci büyük çok katlı ahşap binası 1898-1899 yılları arasında otel olarak inşa edildi. Mimarlığını Alexandre Vallaury’nin üstlendiği bu binayı, 1902’de Eleni Zarifi, 10 bin sarı lira karşılığında satın aldı. Dünyanın ilk katlı ahşap yapısı olan bina Sultan Abdülhamid’in izniyle Rum yetimhanesine dönüştürüldü. 1964’te ise, Vakıflar Genel Müdürlüğü âni bir kararla yetimhaneyi kapatma kararı almıştı.

1964 yılında boşaltılan tarihi bina için Ekümenik Patrikhane, onyıllarca hukuk mücadelesi verdi. Süreç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2010 yılında binanın tapusunun Patrikhane’ye teslim edilmesine karar vermesiyle son buldu.
Devamını oku: Avrupa’nın en büyük ahşap yapısı Büyükada Rum Yetimhanesi’nin etkileyici fotoğrafları �

Vakıflı Köyü Derneği’nden Kesaplılar için dayanışma kermesi

Bk2X90bIUAAhMJn

Kesab 1909

Ayşe GÜNAYSU
Özgür Gündem

Ekranımda bir gazete kupürü var. Renk, harfler, her şey dizginin dökme kurşun harflerle yapıldığı günlerin kokusunu getiriyor. Tarih 30 Temmuz 1909. Kupür, The Evening News Sdyney adlı, Avustralya’da yayınlanan bir gazete. Başlık şöyle: “KESAP’TA ATEŞ VE KILIÇ”.

Nisan ayında Kesab’ın başına gelenler, aynı coğrafyada, aynı günlerde yaşanan, 30 bin Ermeni’nin birkaç gün içinde katledildiği o korkunç Adana katliamının bir parçası. Haberde, Kesab’tan Rahip Stephen Van R. Trowbridge’in, Avustralya’daki Evangelik Birliği Sekreteri H. Martyn Gooch’a yazdığı ve orada yaşananları birincin ağızdan aktaran mektup anlatılıyor.
Devamını oku: Kesab 1909 �

Samatya cinayeti sanığının akıl sağlığı yerinde

Samatya’da bir Ermeni kadını öldürdüğü ve iki kadına da saldırdığı iddiasıyla yargılanan Murat Nazaryan’ın ön rapora göre olay tarihinde akıl sağlığının yerinde olduğu belirtildi.

Samatya’da 85 yaşındaki Maritsa Küçük’ün öldürülmesi, Turfanda Aşık (87) ve Sultan Akyan (83) isimli kadınların yaralanması olaylarının faili olduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan Murat Nazaryan’ın duruşması İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık Murat Nazaryan’ın getirildiği duruşmaya Maritsa Küçük’ün yakınları da katıldı.
Devamını oku: Samatya cinayeti sanığının akıl sağlığı yerinde �

Sevag Balıkçı’nın annesi: Oğlumun öldürülmesi kaza değil, gözdağıydı

fft81_mf2097880

İsmail SAYMAZ
Radikal

Batman’ın Kozluk ilçesindeki Gümüşörgü Jandarma Karakolu’nda askerlik yaparken öldürülen Er Sevag Balıkçı davasında, 2’nci Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nin verdiği hapis cezaları, temyiz için Askeri Yargıtay Başkanlığı’na gönderildi.

Kararla ilgili görüşü sorulan Askeri Yargıtay Başsavcılığı, er Sevag Balıkçı’nın öldürülmesi eyleminin kasıtlı yapıldığına dair yeterli ve ikna edici delil bulunmadığını bildirdi.
Devamını oku: Sevag Balıkçı’nın annesi: Oğlumun öldürülmesi kaza değil, gözdağıydı �

Vakıflı Köyü’nden kamuoyuna duyuru

Kesaplıların köye getirilişinden haberdar olan dostlar, üst üste “size nasıl yardımcı olabiliriz?” temalı telefonlar açıyorlar. Köye gelip gönüllü olarak hizmet sunmayı teklif edenler dahi oldu ki, buna ihtiyaç yok şimdilik…

Konuklarımızın ihtiyaçları çok çeşitli, her birinin derdiyle ayrı ayrı ilgilenmek gerekiyor, ancak şimdilik üstesinden gelebiliyoruz. Şu ana kadar netleşmemiş olsa da, yakın zamanda bir grubun daha getirilebileceği söylentisi var. Bu durum gerçekleşirse biraz daha zorlanacağız gibi, ama buna dair de hazırlıklarımız var.
“Size nasıl yardımcı olabiliriz?”i kestirme yoldan ve net olarak “nakdi bağış yoluyla” diye yanıtlıyoruz.
Devamını oku: Vakıflı Köyü’nden kamuoyuna duyuru �

Devletleşen AKP, değişmeyen devlet

Başbakan-Recep-Tayyip-Erdoğan-2

Doruk TATAR-K. Mehmet KENTEL
birdirbir.org

Zor zamanlardan geçiyoruz. Sadece sosyal medyada değil, anaakım medyada da bir telaş, belirsizlik ve şaşkınlık var. Sokak, zaten, alabildiğine hareketli, karmaşık ve kafa karıştırıcı. Takvim yapraklarında çeşitli tarihleri belirleyip kilitleniyoruz: Berkin Elvan’ın içimizi titreten cenazesi, Başbakan Erdoğan’ın nefret saçtığı konuşmaları, Fethullah Gülen’in bedduaları, art arda sökün eden “tape”ler ve tabii ki 30 Mart seçimleri…

Hayatımız, ki izin verirseniz buna Türkiye gündemine kilitlenip kalmış bizim gibi diaspora sakinlerini de ekleyelim, daimî bir olağanüstü halde, hiç olmadığı kadar hızlı ve yorucu biçimde akıyor. Geçen gün gördüğümüz bir tweet şöyle diyordu: “Artık direnmek değil, yaşamak istiyorum.”
Devamını oku: Devletleşen AKP, değişmeyen devlet �