Main menu:
















Arama

Arşiv

Arşiv

HSYK, tahliye kararı veren hakimleri açığa aldı

HSYK, tahliye kararı veren hakimleri açığa aldı

Agos

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca ile tutuklanan eski emniyet müdürleri Yurt Atayün, Ömer Köse, Ali Fuat Yılmazer, Yakup Saygılı, Tufan Ergüder’in de aralarında bulunduğu çoğu polis 70 kişinin tahliyesine karar veren iki hakimi açığa aldı.

Bianet’te yer alan habere göre, HSYK 2. Dairesi, bu sabah saatlerinde İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Metin Özçelik ve İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Mustafa Başer’in dosyaları için toplandı.

70 kişi hakkında İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Cumartesi gecesi tahliye kararı verilmişti.
Devamını oku: HSYK, tahliye kararı veren hakimleri açığa aldı �

Aşkolsun!

???????????????
Not: Eğer engelleyemezsek Kamp Armen, Tuzla Ermeni Yetimhanesi Mayıs 2015 sonunda yıkılacak… Yetim çocukların hayalleri sermayeye peşkeş çekilecek. Kamp Armen’i, Atlantis’imizi, Tuzla Ermeni Yetimhanesini vermeyeceğiz! #KampArmen

Hrant Dink
22.06.2010

Dümdüz bir araziydi bizi alıp götürdüklerinde. Birkaç yüz metre ilerisinde de, henüz el değmemiş bir göl ve yanında tertemiz bir deniz. İlkokul iki ile beşinci sınıflar arasında okuyan çelimsiz öğrencilerdik, 20 kişi kadar. Koca bir yaz orada kamp hayatı yaşayacaktık güya… Ve kazmaya başladık önce. Kazdık çadır çubuklarını diktik, kazdık fidan diktik, kazdık kuyu açtık. Başımızda bir inşaat ustası ve biz 20 çocuk amele, kazdık temel attık ve bina inşa etmeye başladık. Yanı sıra kazdık kümes yaptık, ahır yaptık. İnanın o yıl hep kazdık.
zeyneptaskin09
Tam üç ay boyunca çalıştık çabaladık ve o dümdüz çorak araziyi giderek yeşillenen giderek renklileşen, üzerinde binalar yükselen ve görenlere “aaa…! buraya insan eli değmiş burada insanlar yaşıyor” dedirten bir yer haline getirdik . Kamp hayatı yaşamaya gitmiştik, kamp inşa edip döndük yatılı okulumuza o yaz. Devamını oku: Aşkolsun! �

Davacıyım ey insanlık!…

kamp_armen_5
Havuz yapmışlardı, içinde kurbağa ve ördek yüzdürülen, çevresinde ‘havuzbaşı hatırası’ çektirilen

Not: Eğer engelleyemezsek Kamp Armen, Tuzla Ermeni Yetimhanesi Mayıs ayı sonunda yıkılacak… Yetim çocukların hayalleri sermayeye peşkeş çekilecek.

Hrant Dink

Aldılar bir sabah biz 13 çocuğu… Gedikpaşa’dan yürüyerek Sirkeci’ye… Oradan vapurla Haydarpaşa’ya… Haydarpaşa’dan trenle Tuzla İstasyonu’na… İstasyondan da bir saat yürüyerek, göl ile denizi kenarlayan geniş ve uçsuz bucaksız düz bir araziye götürdüler.

O zamanın Tuzla’sı bugünkü gibi zenginlerin ve bürokratların villalarıyla dolu bir mekan değil… İnce kumlu, bakir bir deniz kenarı ve denizden kopma bir göl parçası… Uçsuz bucaksız arazide bir iki ev, tek tük incir ve zeytin ağaçları ve hendek kenarlarına serpilmiş dikenli böğürtlen çalıları…

Ve artık… Bir de bizim kurduğumuz Kızılay çadırları…

8 ila 12 yaş arası biz 13 çelimsiz için yazları Gedikpaşa Yetimhanesi’nin beton bahçesine mahkûm olma sona ermişti…

Ailelerimizi, yakınlarımızı ancak geceleri uzaklarda, parlayıp sönen kent ışıklarını izlerken anımsıyorduk. Yere düşmüş ve üst üste yığılmış yaşlı yıldızlara benzetiyorduk kent ışıklarını.

Üç yıl şafak vakti kalkıp, gece yarılarına dek çalışarak kamp binasını tamamladık. En kısa boylularımızdan biri olan “Kütük” (Zakar’a böyle hitap ederdik) bir başına çimento torbasını kucaklayıp çatıya kadar çıkarabiliyordu.

Geceleri uykuda yorgunluktan altımıza işerdik.

Sekiz yaşımda gittim Tuzla’ya. Tam 20 yıl oraya emek verdim. Eşim Rakel’i orada tanıdım. Birlikte büyüdük. Orada evlendik. Çocuklarımız orada doğdu… 12 Eylül’den sonra kampımızın müdürünü “Ermeni militan yetiştiriyor” suçlamasıyla içeri aldılar. Haksız bir suçlamaydı. Hiçbirimiz Ermeni militanlar olarak yetiştirilmemiştik. Başsız kalan kampın ve yetimhanenin kapanmaması için görevi bu kez ben ve oradan yetişen arkadaşlarım üstlendik.

Ama bir gün elimize bir mahkeme kâğıdı tutuşturdular…
Devamını oku: Davacıyım ey insanlık!… �

‘Önce oğlumu öldürdüler şimdi anmamıza bile izin vermiyorlar’

'Önce oğlumu öldürdüler şimdi anmamıza bile izin vermiyorlar'

Serdar KORUCU
Radikal

2007’de gazetesinin önünde suikaste uğrayan Hrant Dink…

2011’de Batman Kozluk’ta askerdeyken öldürülen Sevag Balıkçı…

İkisinin kaderini birleştiren, Türkiye ’nin gündemini değiştiren cinayetleri oldu.

Aralarındaki farksa, kamuoyunun gözünde Dink’in adı bilinen “bir Ermeni”, Balıkçı’nınsa toplum içindeki “herhangi bir Ermeni” olmasıydı.
Devamını oku: ‘Önce oğlumu öldürdüler şimdi anmamıza bile izin vermiyorlar’ �

‘100’üncü yıl yüzleşmek için bir fırsattır, yüzleşin’

Evrensel

1915 Ermeni Soykırımı’nda yaşamını yitirenler soykırımın 100’üncü yılında binlerce kişi tarafından Taksim’de saat 19.15’te anıldı. Katledilenler anısına kırmızı mumların yakıldığı anmada “Şimdi sıra devlette; karşılıklı acılardan söz eden taziyeler değil, özür bekliyoruz. Özür dileyin. 100’üncü yıl yüzleşmek için bir fırsattır, yüzleşin!” denilerek soykırımla yüzleşme çağrısı yapıldı.
Devamını oku: ‘100’üncü yıl yüzleşmek için bir fırsattır, yüzleşin’ �

Sevag Balıkçı Ölümünün Dördüncü Yılında Anıldı

Bianet

Ermeni soykırımının 96. yıldönümünde zorunlu askerlik yaparken öldürülen Sevag Balıkçı ölümünün dördüncü yıldönümünde mezarı başında anıldı.

Ermeni soykırımının 96. yıldönümünde, 24 Nisan 2011’de, zorunlu olarak askerlik yaptığı Batman’ın Kozluk ilçesinde zorunlu askerlik yapan Kıvanç Ağaoğlu’nun silahından çıkan kurşunla hayatını kaybeden Sevag Balıkçı, ölümünün dördüncü yıldönümünde Şişli Ermeni Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı.
Devamını oku: Sevag Balıkçı Ölümünün Dördüncü Yılında Anıldı �

İstanbul 1915’i anıyor: Elmadağ, Sultanahmet ve Kumkapı’da hafıza nöbetleri

istanbul anma12

Diken.com.tr

‘Ermeni soykırımı’nın 100’üncü yıldönümü olarak kabul edilen 24 Nisan’da, İstanbul’un birçok noktasında anma etkinlikleri gerçekleştiriliyor.

Türkiyeli Ermenilerin ilk durağı yüz yıl önce 23 Nisan gecesi evlerinden alınan Ermeni aydınlarını anmak üzere Elmadağ’da Gomidas Vartabed ve Avedis Nakkaşyan’ın yaşadığı ev oldu.
Devamını oku: İstanbul 1915’i anıyor: Elmadağ, Sultanahmet ve Kumkapı’da hafıza nöbetleri �

Türkiyeli Ermeniler’den Çağrı: Bak Kardeşim

NZ

Bak Kardeşim,

Ermeni Soykırımı’nın üzerinden 100 yıl geçti. Bir halk, ninenin, dedenin birlikte yaşadığı bir halk, devlet tarafından sistematik olarak katledildi. Bundan 100 yıl önce sokakta karşılaşacağın beş kişiden biri Ermeni iken bugün sokakta Ermenilere rastlamak o kadar kolay değil. Ne oldu onlara? Sor kardeşim…

Dur kardeşim kızma hemen dinle…

Devlet Baba bizi hain ilan etti, lanetli ilan etti, bir canavarmışız gibi bahsetti bizden. “Farklılıklarımızı fıkralaşacakken” farklılıklarımız bizi birbirimizden ayırma aracına dönüştü. Okulda okuduk, medyada gördük, evde dinledik… Sahte bir tarih ile kandırıldık hepimiz. Nefret ettik birbirimizden. Sistem ne zaman ”error” verse milliyetçilik kapladı ortalığı. Örttü sorunun üstünü. Düştük birbirimize…

Gör kardeşim, duy canım kardeşim…

Devlet, suçu ile yüzleşmiyor. 100 yıl önce biz birbirimize tıpatıp benzeyelim diye işlediği suç ile yüzleşmiyor. Yüzleşmedikçe ve suç yargılanmadıkça olanlar yapanın yanına kâr kalıyor. Böyle bir ülkede mi yaşamak istiyorsun kardeşim? Öldürenin suçunun yanına kâr kaldığı, adaletsizliğin ödüllendirildiği bir ülke de mi yaşamak istiyorsun? Nerede Hrant’ın azmettiricileri? Nerede Sevag Balıkçı’nın, Maritsa Küçük’ün failleri? Dışarıda, hepsi dışarıda. Yanımızdan ellerini kollarını sallayarak geçiyorlar kardeşim…

Niye Kardeşim?

Niye onlar ellerini kollarını sallayarak özgür bir biçimde dolaşıyor? Biz 1915 ile hesaplaşamadık, yargılayamadık kardeşim. 1915’te Ermeni öldüren cezasını bulmadı, bulmadıkça da bu durum kendini tekrarladı ve halen devam ediyor. Yüzleşmedikçe biz öldürülüyoruz kardeşim. Biz artık öldürülmek istemiyoruz. Evlerimizden, okullarımızdan, kiliselerimizden, iş yerlerimizden korkarak çıkmak; “başımıza bir şey gelir mi?” diye adımızı gizlemek, saklanmak istemiyoruz. Bu ”güvercin tedirginliği” nereden çıktı sanıyorsun kardeşim? Yüzleşmedikçe, suça ceza vermedikçe suçlar çoğalıyor. 1915’te Ermeni’ye Süryani’ye olan, Trakya pogromunda Yahudi’ye, 6-7 Eylül’de Rum’a, Sivas’ta Alevi’ye, Diyarbakır zindanında Kürt’e, 1 Mayıs 77’de ve bugün hâlâ işçi cinayetleriyle işçilere yapıldı, hepimize yapılıyor. Failleri nerede kardeşim? Niye sormuyoruz? Niye Kardeşim?

Sen onlardan değilsin kardeşim…

Senin yerin bizim yanımız canım kardeşim. İnkar soykırımın son aşaması. Sen inkar edip bu soykırıma ortak olanlardan değilsin. Görüyorsun yokluğu, bir halkın buharlaşmasını. Görmezden gelmiyorsun, umursuyorsun ninenin, dedenin komşusuna yapılanı. Geleceğin için umursuyorsun, adalet için umursuyorsun, kendi çocukların için umursuyorsun kardeşim. Kendi çocuklarına adil bir ülke bırakmak için umursuyorsun…

Sorumluluğun yok mu kardeşim?

Sen soykırımcı değilsin kardeşim. 1915’te hayatta değildin ve o cinayetleri işlemedin. Bize kardeşin olarak baktın biliyoruz. Ama hiç mi sorumluluğun yok kardeşim. Bu toprağın insanları olarak, adil bir gelecek inşa edebilmek için inkar politikalarına destek olmamak gibi bir sorumluluğumuz yok mu? İnkarcı partilere oy veriyorsan, inkar edenlere destek çıkıyorsan, yapma kardeşim. Tekrar tekrar öldürme bizi canım kardeşim. Soykırımı sürdürenlere ortak olma…

Adalet, Eşitlik, Kardeşlik
NOR ZARTONK / ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ

Erdoğan ve AKP Aklını “Deport” Etmenin Tam Zamanı!

erdogan

Avrupa Parlamentosu’nda (AP) kabul edilen, Avrupa ülkeleri ve Türkiye’yi 1915 Ermeni Soykırımı’nı resmen tanımaya davet eden tasarının yasalaşmasının peşi sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamalarla Ermeni düşmanlığını körüklerken, devletin inkar siyasetini sürdüreceğini bir kez daha ortaya koydu. “Vatandaş olmayanları deport edebilirdik ama etmiyoruz.” diyerek bir kez daha dünyada Soykırım’ın tanınması için verilen mücadeleler karşısında, Türkiye’deki Ermenileri sınır dışı etmekle tehdit etti. Ermeni halkının katledilerek ve tehcire tâbi tutularak topyekûn anayurdundan kopartılmasıyla, maddi ve kültürel varlığının gasp edilerek Türkiye ulus-devletinin sermaye birikiminin sağlanması amacıyla gerçekleştirilen Ermeni Soykırımı’nın 100. yılına girdiğimiz bu günlerde, 1915’te direnerek, kaçarak o veya bu şekilde hayatta kalmayı başaran, anayurtlarında kalabilen veya dünyanın dört bir yanına savrulan Ermenilerin adalet mücadelesi sürüyor.

Bunun karşısında ise Türkiye ulus-devletinin kurucu eyleminin, Ermeni Soykırımı’nın “başarısının” korunmasını sağlayan mutlak şart olan inkar siyaseti, Ermeni düşmanlığı üzerinden her gün kendisini yeniden üretiyor. Fransa’da soykırımların inkarını suça konu eden yasa tasarısının gündemde olduğu 2011 yılında da “100 bin Ermeni’yi sınır dışı edebiliriz.” diyen Erdoğan, gerek gündemi saptırmak gerekse kendi oyunu koruyabilmek için toplumu kutuplaştırmaktan ve Ermeni düşmanlığını pompalamaktan geri durmuyor.

“Affedersiniz” Ermeniler olarak biliyoruz ki, tıpkı Hrant Dink’in dediği gibi, Ermeni Soykırımı ile yüzleşmenin sağlanması yalnızca bu ülkenin demokratikleşmesiyle mümkündür. 7 Haziran seçimleri öncesinde kendi oyunu koruyabilmek için toplumu kutuplaştırmaktan, Ermeni düşmanlığını pompalamaktan geri durmayan Erdoğan ve AKP aklını hem sokakta hem de sandıkta “deport” etmenin şimdi tam zamanıdır.

Tüm halklardan emekçilere çağrımızdır: Adil bir gelecek, toplumsal bir barış için geçmiş ile yüzleşmemiz gerekmekte. Suçun ödüllendirildiği ve yapanın yanına kar bırakıldığı bir ülkede adaletten de eşitlikten de söz edemeyiz.

NOR ZARTONK / ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ

մենք հո՛ս ենք

11102897_789215947814544_5043335652837102768_o

մենք հո՛ս ենք
biz buradayız!

24 Nisan 2015 Cuma 18.30’da Galatasaray Meydanı’dan Taksim’e yürüyoruz.

NOR ZARTONK / ՆՈՐ ԶԱՐԹՕՆՔ

HDP seçim bildirgesini açıkladı: Bu bildirge Sultan’ın kâbusu, Türkiye halklarının hayalidir

T24

AKP ve CHP’nin seçim bildirgelerini açıklamasının ardından HDP de İstanbul’da Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıda seçim bildirgesini açıkladı.

Eş Genel Başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, birlikte yaptığı açıklamayla 12 başlıktan oluşan 200 sayfalık seçim bildirgesini kamuoyuna tanıttı.

İlk olarak konuşma yapan Figen Yüksekdağ, “Bu bildirge Sultan’ın kâbusu, Türkiye halklarının hayalidir” dedi. İktidara gelmeleri halinde Kadın Bakanlığı kuracaklarını söyleyen Yüksekdağ, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde de tüm kadınlar için resmi tatil olacağını duyurdu. Anadilde eğitimin de hayata geçirileceğini dile getiren Yüksekdağ, “Her mahallede anadilde eğitim veren ücretsiz kreşler açılacak” diye belirtti.
Devamını oku: HDP seçim bildirgesini açıkladı: Bu bildirge Sultan’ın kâbusu, Türkiye halklarının hayalidir �

Artık inkar pozisyonunun yapabileceği bir şey kalmadı

Serpil İLGÜN

Evrensel

“Soykırım diye bir leke üzerimizde yok!” Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Katoliklerin Ruhani Lideri Papa’nın “1915’te olanlar soykırımdır” sözlerine ve akabinde Avrupa Parlamentosunun soykırımı tanıma çağrısına, devletin ve “hükümetin başı” olarak bu yanıtı verdi.

İnkar ve tonu sert tepkiler sadece Erdoğan’dan değil; AKP, CHP ve MHP’den de geldi. Hatta şu sıralar AKP’ye demediğini bırakmayan CHP ve MHP, konu Ermeni Soykırımı olunca, Avrupa Parlamentosu kararının yok hükmünde olduğu konusunda AKP ile uzlaşarak, ortak metne imza attı. Şimdi gözler, her 24 Nisan’da olduğu gibi ABD Başkanı Obama’nın 24 Nisan’da ne diyeceğinde.

Koç Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Mehmet Polatel’le hem iktidar ve muhalefetin tepkilerine, hem de devletin inkar argümanlarından biri olan “tarihi tarihçilere bırakmak”, “arşivlerin açılması” propagandasının örttüklerine bakmaya çalıştık.
Devamını oku: Artık inkar pozisyonunun yapabileceği bir şey kalmadı �

24 Nisan’da ne, nerede?

24 Nisan’da ne, nerede?

Agos

Ermeni Soykırımı, 100. yılında, Türkiye ve dünya genelinde çeşitli etkinliklerle anılacak. Büyük çoğunluğu ‘100. Yıl İnkâra Son Girişimi’ ile ‘Ermeni Soykırımı’nı Anma Platformu’ öncülüğünde yapılacak etkinliklerin merkezinde, İstanbul ve Diyarbakır var.

100. Yıl İnkara Son Girişimi’nde, Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (AKA-DER), İnsan Hakları Derneği (İHD) Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon, Nor Zartonk, Turabdin Süryanileri Platformu, Yüzleşme Platformu, Zan Sosyal Siyasal İktisadi Araştırmalar Vakfı bulunuyor.
Devamını oku: 24 Nisan’da ne, nerede? �

Alman kanalı: Hitler Türkiye’yi örnek aldı

fft107_mf4232802

Radikal

Alman ‘Phoenix’ kanalı, ‘Ermeni Soykırımı’yla ilgili bir belgesel yayınladı. Phoenix, ‘Ageth’ isimli belgeselinde Türkiye ’nin “soykırımı yok saydığını, görmezden geldiğini” duyurdu. Yaşanan güncel, tarihsel olayları ekrana taşıyan Phoenix, “Türklerin son yüzyılın ilk soykırımını yaptığını, Ermenileri zorunlu göçe teşvik edip, kasıtlı öldürdüklerini” belirtti.
Devamını oku:

Robert Fisk: Almanya Hükümeti Holokost’u ‘Yahudi Propagandası’ olarak tanımlasa ne olurdu?

fisk

Agos

Robert Fisk, Independent’da yayımlanan 20 Nisan tarihli yazısında, 24 Nisan’da İstanbul’da düzenlenecek, kendisinin de katılacağı soykırım anmasını, Türkiye hükümetinin tutumunu ve Ermenileri kaleme aldı.

Papa’nın açıklamalarına Türkiye Hükümeti’nin verdiği tepkiyi “tarihi gerçekleri hırçın ve çocukça bir tutumla inkâr” olarak tanımlayan Fisk, “Bunu da yine aynı saçma ‘savaş döneminin kaosu’nda uygulanan bir plan olduğu zeminine oturtup ‘soykırım’ ifadesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra uydurulduğunu, dolayısıyla kendileri için geçerli olmadığını söylüyor.(..)Bu temelde bakıldığında, o zaman Birinci Dünya Savaşı da ‘Birinci Dünya savaşı’ değildi çünkü o dönem savaş, ‘Birinci’ Dünya Savaşı olarak anılmıyordu” ifadelerini kullandı.
Devamını oku: “Robert Fisk: Almanya Hükümeti Holokost’u ‘Yahudi Propagandası’ olarak tanımlasa ne olurdu?”